5. Ceza Dairesi

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: Sanığın tüm aşamalarda mühürleme yapılan sayacının daha önceden katılan kurum görevlilerince sökülüp götürüldüğünü, tutanak tanzim edilen sayacın bir başka sayaç olup, bu sayaçta fiilen mühürleme yapılmamış olduğunu beyan etmiş olması, sanık tarafından ibraz edilen 20/02/2009 tarihli yazıda, sayaç numarası belirtilmemekle birlikte, aboneye ait sayacın 2007 yılı 10. ayında sökülerek işletmeye teslim edildiğinin belirtilmiş olması ve 30/05/2006 tarihli mühürleme tutanağında, sayaç numarasının ESM-009342... olarak belirtilmesine rağmen, 09/11/2007 tarihli tutanakta sayaç numarasının 004943... olarak belirtilmiş olması karşısında, sanığın sahibi olduğu işyerinde daha önceden birden fazla elektrik sayacının takılı olup olmadığının, 20/02/2009 tarihli yazıda bahsi geçen elektrik sayacının seri numarasının ne olduğunun ve 09/11/2007 tarihli tutanakta belirtilen 004943... numaralı sayaca daha önceden fiilen mühürleme işlemi yapılıp yapılmadığının sorulması, 004943... numaralı sayaca daha önceden fiilen mühürleme işlemi yapılmış ise, buna ilişkin tutanağın getirtilerek, bu tutanakta isimleri bulunan tutanak düzenleyicilerin tanık olarak dinlenmesi ve bundan sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Kabule göre de; TCK´nın 203. maddesinde mühür bozma eylemi için hapis cezası ile adli para cezası seçenek yaptırım olarak öngörüldüğü halde, sanık hakkında neden adli para cezası yaptırımının tercih edildiğinin denetime olanak verecek bir şekilde gerekçeleri gösterilmek suretiyle açıklanmaması, CMK´nın 231/5. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için, aynı maddenin 6. fıkrasında zararın ödenmesi koşulu öngörülmüş ise de, bu koşulun aranabilmesi için suçun niteliği veya işleniş biçimine ve doğurduğu sonuçlarına göre ortada maddi bir zararın bulunmasının zorunlu olduğu, buna karşın mühür bozma suçunun kamu güvenine karşı suçlar arasında yer alıp, kamu idaresinin mühür koymaya yönelik iradesine karşı işlenmesi nedeniyle, mühür bozma eyleminin meydana getirdiği bir zarardan söz edilemeyeceği gözetilerek, daha önce işlediği kasıtlı bir suç bulunmayan sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, 231/6. maddedeki objektif ve subjektif koşullar değerlendirilmeksizin, "kurumun uğradığı zararın karşılanmamış olmasından" şeklindeki yasal olmayan gerekçe ile sanık hakkında CMK'nın 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326. maddeleri gereğince BOZULMASINA, 24/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap