11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2008/11940 E. , 2010/3127 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Sivas (Kapanan) 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/06/2008 tarih ve 2007/96-2008/144 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalılardan kooperatifin ortağı olduğunu ve kooperatif konutlarının Bayındırlık Bakanlığı fiyatları üzerinden yapım işinin davalı şirket tarafından üstlendiğini, kullanılacak kredi için teminat olması gayesiyle 64 ortağın tamamından 30.000,00 TL bedelli bonoların kooperatifçe alındığını, müvekkilinin tüm aidat borçlarını ödemiş olmasına rağmen bahsi geçen bu bonoya dayalı olarak haksız bir icra takibi başlatıldığınıileri sürerek, Sivas 2. İcra Müdürlüğü’nün 2007/1314 esas nolu icra takibine konu bono nedeniyle müvekkilinin davalı şirkete borçlu olmadığının tespitiyle bahse konu bononun iptaline ve % 40 kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının kooperatif adına yapılan inşaat nedeniyle faiziyle birlikte 15.200,00 TL borcunu bulunduğunu ayrıca da davacı adına şahsi olarak 2004 yılında davalı şirketçe yapılan yazlık inşaatı nedeniyle davacının 30.000,00 TL borcu bulunduğundan bu iki alacak kalemine istinaden yapılan icra takibine davacının itirazının haksız olduğunu savunarak, davanın reddini ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, kooperatif dışında 2004 yılında yapılan yazlık inşaat nedeniyle davacının borçlu olduğunun kanıtlanamadığı, davaya konu bononun alınacak kredi için teminat amacıyla davalı şirkete verildiği ve davacının kooperatife borcunun bono bedelinden daha az olarak 13.110,00 TL bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, Sivas 2. İcra Müdürlüğü’nün 2007/1314 esas nolu icra takibine konu 20.04.2006 vadeli bononun 16.890,00 TL’lik kısmını iptaliyle bu miktarda davacının borçlu olmadığının tespitine, 6.756,00 TL kötüniyet tazminatının davalı şirketten alınarak davacıya ödenmesine, davalıların icra inkar tazminatı isteminin ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Dava, kambiyo senedinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilerek davacı yararına %40 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmiş, davalı tarafın inkar tazminatı istemi ise ret edilmiştir.
İİK.nun 72/5 nci maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı(borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davacı(borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmektedir. Alacaklının kötüniyetli sayılabilmesi için de, haksız olduğunu bildiği yada da bilmesi gerektiği halde icra takibine girişmiş olması gerekir. Bu hususun ispat yükü de, davalı(alacaklı)’nın başlattığı takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı(borçlu)’nun üzerindedir. Somut olayda davacı borçlu tarafından davalının kötüniyetli olarak icra takibi yaptığı kanıtlanamamıştır. Bu nedenle kotüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken aksine hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Öte yandan, menfi tespit davasının reddine karar veren mahkemenin, borçluyu tazminata mahkum edebilmesi için, alacaklının borçluya karşı bir icra takibi yapmış olması ve borçlunun bu icra takibin durdurulması(İİK.m.72,II) veya icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi (İİK m.72,III c.2)için ihtiyati tedbir kararı almış ve (ve bu ihtiyati tedbir kararının uygulanmış-infaz edilmiş) olması şarttır(İİK m.72,IV c.2). Bu durumda mahkemece,açıklanan hususlar dahilinde, davalı alacaklının tazminata hak kazanıp, kazanmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken gerekçesi açıklanmaksızın bu talebin reddi doğru görülmediğinden kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.