7. Ceza Dairesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. (Kapatılan) ... 5. Piyade Eğitim Tugay Komutanlığı Askerî Mahkemesinin, 05.06.2012 tarihli ve 2012/142 Esas, 2012/125 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında emre itaatsizlikte ısrar suçundan, 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 87 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi (emrin yerine getirilmesini söz veya fiili ile açıkça reddeden) ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesi uyarınca 2 ... 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2. Anılan kararın sanık tarafından temyizi üzerine (Kapatılan) Askerî Yargıtay 1. Dairesinin 25.09.2013 tarihli ve 2013/1073 Esas, 2013/1082 Karar sayılı ilâmı ile; "...Anayasa Mahkemesinin, 17.01.2013 tarihli ve 2012/80 E. 2013/16 K. sayılı iptal kararının yürürlüğe girmesi ile birlikte, yasal şartların oluşması hâlinde, ASCK’nın 87/1’inci maddesinde düzenlenen emre itaatsizlikte ısrar suçundan tayin olunan bir yıl ve daha az süreli hapis cezalarının, TCK’nın 50’inci maddesi gereğince adlî para cezasına veya maddede yazılı diğer seçenek yaptırımlardan birine çevrilebilmesinin veya iki yıl ve daha az süreli hapis cezalarının, TCK’nın 51’inci maddesi gereğince ertelenebilmesinin ve CMK’nın 231’inci maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanabilir olmasının mümkün hale geldiği, bu nedenle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerektiği..." nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. (Kapatılan) ... 5. Piyade Eğitim Tugay Komutanlığı Askerî Mahkemesinin, 28.05.2014 tarihli ve 2013/1053 Esas, 2014/281 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında emre itaatsizlikte ısrar suçundan, 1632 sayılı Kanun'un 87 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi (emrin yerine getirilmesini söz ya da fiili ile açıkça reddeden) ve 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi uyarınca 2 ... 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı maddenin sekizinci fıkrası uyarınca 5 yıllık denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiş, söz konusu karar yasal süresi içerisinde taraflarca itiraz edilmemek suretiyle 14.07.2014 tarihinde kesinleşmiştir. 4. Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 14.07.2014 tarihinde kesinleşmesinin ardından 5 yıllık denetim süresi içerisinde 14.09.2016 tarihinde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme suçunu işlediğinin Karataş Asliye Ceza Mahkemesinin 19.07.2017 tarihli ve 2016/430 Esas, 2017/247 Karar sayılı kararı ile ihbar edilmesi üzerine dosyanın yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, Erbaa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.12.2020 tarihli ve 2018/481 Esas, 2020/572 Karar sayılı kararı ile önceki hükmün açıklanarak sanık hakkında emre itaatsizlikte ısrar suçundan 1632 sayılı Kanun'un 87 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi (emrin yerine getirilmesini söz ya da fiili ile açıkça reddeden), 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 ... 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 16.12.2021 tarihli ve 2021/150048 sayılı, "5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesi uyarınca sanığın hukuki konumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması" nedeniyle hükmün bozulması görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği; suç tarihinin 12.01.2011 olup olay üzerinden 10 yıl süre geçtiğine, bu sürenin dikkate alınması gerektiğine, re'sen de dikkate alınacak nedenlerle Mahkemece verilen haksız ve hukuksuz kararın bozulmasını ve hakkında beraat kararı verilmesini talep ettiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanığın, 12.01.2011 tarihinde 22.00-24.00 saatleri arasında çevre emniyet nöbetçisi olduğu, saat 21.30 sıralarında nöbetçi çavuş ...’in yanına giderek nöbete çıkmayacağını söylediği, nöbetçi çavuş tarafından durumun nöbetçi astsubayı J.Bçvş.... ...’a iletilmesi üzerine, J.Bçvş. ... ...’ın sanığı yanına çağırarak nöbete gitmesi emrini verdiği, sanığın çok ... olduğunu beyan ederek nöbetini tutmak istemediğini söylediği, J.Bçvş.... ...’ın devriyeye çıkacak personeli göreve gönderdikten sonra er gazinosunun önünde gördüğü sanığa tekrar nöbete gitmesi konusunda emir verdiği, sanığın nöbetini tutmayacağını, tutanak tutulmasını söylediği ve nöbet hizmetini hiç yerine getirmediği anlaşılmıştır. 2. Sanığın savunmasında özetle; nöbetçi astsubay ... ...'a ... olduğunu, ayakta duramadığını söyleyerek nöbet tutmak istemediğini söylediğini, nöbetçi astsubayın nöbete gitmemesi durumunda hakkında tutanak tutulacağını söylediğini, tutanak tutulmasının mahkemeye verilme anlamı taşıdığını bilmediğini ve pişman olduğunu beyan ettiği belirlenmiştir. 3. Tanıklar ... ... ve ...'in beyanları dosya kapsamında mevcuttur. 4. 12.01.2011 tarihine ait hizmetleri gösterir çizelge, sanığın 12.01.2011 tarihinde nöbet görevine gitmediğine dair düzenlenen aynı tarihli tutanak, sanık hakkında düzenlenen vaka kanaat raporu ve sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının açıklanması için ihbarda bulunan Karataş Asliye Ceza Mahkemesinin 19.07.2017 tarihli ve 2016/430 Esas, 2017/247 Karar sayılı kararı ve kesinleşme şerhi dosya kapsamında mevcuttur. 5. Sanık hakkında psikiyatri uzmanı bilirkişi tarafından tanzim olunan ve "sanığın suç tarihlerinde askerliğe elverişli olduğu, bu kapsamda adlî müşahedesine gerek olmadığı ve 5237 sayılı Kanun'un 32 nci maddesinden yararlanamayacağı" görüşünü içeren bilirkişi raporu dava dosyasında mevcuttur. 6. Sanığa ait güncel adli sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir. IV. GEREKÇE A.Tebliğnamede Belirtilen Görüş Yönünden Ayrıntıları Dairemizin 23.01.2023 tarihli ve 2021/26061 Esas 2023/721 Karar sayılı, 24.11.2022 tarihli ve 2021/31713 Esas 2022/16929 Karar sayılı, 03.11.2022 tarihli ve 2021/23389 Esas 2022/15544 Karar sayılı, 06.10.2022 tarihli ve 2021/23343 Esas 2022/13478 Karar sayılı ilâmlarında da belirtildiği üzere; Anayasanın 129 uncu maddesinin beşinci fıkrası ile suç tarihinde yürürlükte bulunan 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu’nun 8 inci ve 95 inci maddeleri uyarınca; ... kişilerin askeri suçları ile bunların ... kişiler aleyhine yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlar hakkında soruşturma yapılması, teşkilatında askerî mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amirinin iznine bağlı kılındığı, dolayısıyla 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince basit yargılanma usulünün uygulanamayacağı anlaşıldığından Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır. B.Sanığın Temyiz İstemi Yönünden 1.Sanığın eylemine uyan ve 1632 sayılı Kanun'un 87 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde unsurları belirtilen emre itaatsizlikte ısrar suçunun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan, aynı Kanun'un 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği ise 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, dosya kapsamına göre sanık hakkında Hukukî Süreç bölümünde de belirtildiği üzere mahkûmiyet kararları verildiği ve olağan zamanaşımı sürelerinin kesip yeniden işlediği dikkate alındığında 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin dolmadığı ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kesinleştiği 14.07.2014 tarihi ile hükmün açıklanmasına sebep olan ikinci suçun işlendiği 14.09.2016 tarihleri arasında dava zamanaşımının durduğu da nazara alınarak suçun işlendiği 12.01.2011 tarihinden itibaren 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin de dolmadığı anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Sanığın, hizmete ilişkin bir emir olduğu hususunda kuşku bulunmayan, 12.01.2011 tarihinde 22.00-24.00 saatleri arasında çevre emniyet nöbetini tutması yönündeki emrin yerine getirilmesini sözlü olarak ve fiilen açıkça reddetmek ve nöbetini tutmamak suretiyle gerçekleştirdiği eyleminin 1632 sayılı Kanun'un 87 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlenen emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturduğu belirlenmekle, sanığın bu şekilde sübut bulan eylemi ile emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediğini kabul eden Mahkemenin, psikiyatri uzmanı bilirkişi mütalaasına başvurmak suretiyle sanığın askerliğe elverişli olduğunu, cezai ehliyetinin tam olduğunu, adli gözlem altına alınmasına gerek olmadığını tespit ettikten sonra alt sınırdan temel cezayı belirleyip, sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları nedeniyle takdiri indirim maddesini uygulayarak, yukarıda yazılı olduğu şekilde kurduğu mahkûmiyet hükmünde, ayrıca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 14.07.2014 tarihinde usulüne uygun olarak kesinleşmesinin ardından beş yıllık denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediğinin ihbar olunması üzerine açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı tespit edildiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 3. Hükmün esasını oluşturan kısa kararda ve hüküm fıkrasında suç tarihinin "12.01.2011" yerine "12.11.2011" şeklinde gösterilmesi mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası kabul edilmiştir. 4. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili olarak; hükümden sonra 7242 sayılı Kanun'la yapılan değişikliklerin, infaz aşamasında gözetilebileceği değerlendirilmiştir. 5. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın ... biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Erbaa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.12.2020 tarihli ve 2018/481 Esas, 2020/572 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20. 12.2023 tarihinde karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın