11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2008/6734 E. , 2010/2731 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15.01.2008 tarih ve 2006/384-2008/4 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 02.03.2010 gününde davacı avukatı ... gelip, davalı avukatları tebligata rağmen duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili müvekkili şirketin 1904 yılından beri faaliyet gösteren ABD menşeli bir şirket olup,mühendislik ve konstrüksiyon mühendisliği sektöründe dünyanın en büyük firması olduğunu,müvekkilinin kullandığı “URS” harflerinin ticaret unvanının asli unsuru olduğu gibi,adına tescilli “URS” markasını 1985 yılından bu yana ABD'de kullanıp dünyanın bir çok ülkesinde tescil ettirdiğini,dava dışı Metrotest Meteoroloji ve Kalibrasyon San.ve Tic.Ltd:Şti tarafından müvekkili tarafından tüm ticaret dünyasında tanınmış olan “URS” markasının aynısının faaliyet gösterdiği aynı hizmet ve sınıflar için yapmış olduğu marka tescil başvusuna yaptıklar itirazın nihai olarak davalı TPE YİDK'ca reddedildiğini,TPE tarafından tescil edilen markanın bilahare davalı şirkete devredildiğini,oysa müvekkili markasının tanınmış marka olduğunu,davalı tescilinin tüketici nezdinde karşıklığa yol açacağını,davalı tescilinin kötüniyetli olduğunu ileri sürerek davalı TPE YİDK kararının iptaline,diğer davalı lehine tescil edilen markanın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili,davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili,müvekkilinin unvanının 31.12.2005 tarihli olağanüstü genel kurul kararıyla değiştirilip yeni unvanının Royalcert A.Ş olduğu ve ticari iştigal alanının İSO 9001 ve 2000&HCCP kalite yönetim sistemleri belgelendirmesi ve kalite uygulama esnasında uyulacak esasları belirlemek,kalite ve teknik kontrol hizmetleri alanında eğitim vermek olduğu,markasının tescilli sınıflarının da 35 ve 42.sınıflar olup bu alanda ülkemizde tanınmış bir marka olarak 556 sayılı KHK'nın koruması altında bulunduğu,davacının markasının Türkiye' de tanınmış olmadığını,şirketlerin iştigal alanlarının da farklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia,savunma,bilirkişi raporu ve dosyadaki kanıtlara göre;davacı markasının 556 sayılı KHK'nın 7/1-i maddesi anlamında tanınmış marka olduğu ,davacı şirketin 556 sayılı KHK'nın 7/1-i ve 8/5.maddeleri uyarınca yapmış olduğu itirazın 42/01 ve 42/02 sayılı örtüşen sınıf ve alt grupları yönünden kabulünün ve davalı markasının bu sınıf ve alt gruplar yönünden hükümsüz kılınması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı TPE YİDK kararının 42/01 ve 02. sınıf ve alt gruplar yönünden kısmen iptaline,davalı markasının anılan sınıf ve alt gruplar yönünden kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Davacı vekilinin temyizine gelince;Mahkemece davacı markasının Türkiye’de tescilli bulunmamakla birlikte 42/1 ve 2.sınıf hizmetler üzerindeki kullanım sonucunda 556 sayılı KHK’nın 7/1(i) bendi anlamında tanınmış olduğu kabul edilmiştir. O halde,556 sayılı KHK’nın 7/1-(i),Paris Sözleşmesinin 6.mükerrer 1.maddesi ve TRIPS 16/2-3.maddeleri uyarınca koşulları oluştuğu takdirde davacının tanınmış markasını kullandığı 42/1 ve 2 sınıf hizmetler dışında kalan ve başvuru konusu olan diğer hizmetler bakımından da korunması gerekir.
Nitekim dosyada mevcut bilirkişi heyetince düzenlenen raporda da davacı markasının tanınmış olduğu, davalı marka başvurusunda yer alan ve 42/1-2.sınıflar dışındaki diğer hizmet sınıfları için marka olarak tescili halinde dahi TRIPS 16/3.maddesi uyarınca bu hizmetlerle tescilli marka arasında bir bağlantı olduğu ihtimaline yol açacağı ve bu kullanım şekli ile menşe ülkede tescilli marka sahibi davacının menfaatlerinin zarar görme olasılığının mevcut olduğu ifade edilmiştir.
Bu durumda,yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler itibarıyla dava konusu başvuruda yer alan diğer hizmetler bakımından da davanın kabulü gerektiği halde yazılı gerekçe ile kısmen kabul kararı verilmesi doğru görülmemiş ve kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.