11. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2010/2859
- Karar No
- 2010/3104
- Karar Tarihi
- 22.03.2010
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Genel Hukuk
- Karar Sonucu
- BOZULMASINA
11. Hukuk Dairesi 2010/2859 E. , 2010/3104 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Bingöl Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.05.2008 tarih ve 2007/972-2008/484 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının ortağı olan müvekkilinin ihracına karar verildiğini öğrendiğini, hiçbir neden bildirilmediği gibi ihraç kararının tebliğ edilmediğini, kendisinin Almanya’da yaşadığını ileri sürerek, ihraç kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının konutunun kura ile tespit edildiğini, depremde yıkıldığını, bu ortak yönünden amacın gerçekleşmesinin olağanüstü nedenden dolayı imkansız olduğunu, 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlere Dair Kanunun hükümleri gereği hak sahipliğinin sona erdirildiğini, davacının TOKİ’den konut sahibi olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 30.06.2003 tarihli karar ile ortaklıktan ihracına karar verildiği, ancak bu kararın tebliğ edildiğine dair bir belge ibraz edilemediği, davalı tarafından bir kanıt sunulamadığı, kararın usulsüz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, kısa kararda davanın kabulüne karar verilmiş olmasına, gerekçeli kararda her ne kadar ‘sübut bulmayan davanın kabulüne’ ibaresine yer verilmiş ise de bunun maddi nitelikte hatadan kaynaklandığının anlaşılmış bulunmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. ../..
2.Dava, kooperatif ortaklığından ihraç kararının iptali istemine ilişkindir. 1163 sayılı Yasa’nın 16 ncı maddesinde çıkarma kararının ortağa tebliğinden itibaren üç ay içinde iptali için dava açılmaması halinde kesinleşeceği hükme bağlanmıştır. Dava açmaya ilişkin bu süre, hak düşürücü niteliktedir. Mahkemece, kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Ancak, sürenin başlayabilmesi için kararın tebliği zorunludur. Bu tebliğin noter kanalıyla da yapılması şart değildir. Ortağın haricen öğrenmesi, hatta kararın yüzüne karşı verilmesi sonuca etkili bulunmamaktadır. Bu hususta çekişme olduğu takdirde tebliğin yapıldığını ihraç kararı veren kooperatif ispat etmek durumundadır. Tebliğin yapılmamasının veya usulsüz tebliğin müeyyidesi, ihraç edilen ortağın iptal davası açması için gerekli hak düşürücü sürenin başlamamasıdır. Salt bu nedenle ihraç kararının usulsüz olduğunun kabulü doğru değildir.
Somut olayda yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, davalı vekili davacı ve aynı durumdaki diğer ortakların meydana gelen deprem sonucu kura ile tahsis edilen konutlarının yıkıldığını, 7269 sayılı Yasa uyarınca TOKİ’den konut alabilmeleri için ihraçlarına karar verildiğini, bunun davacı dahil ilgililere tebliğ edildiğini savunmuştur.
Davacıyı da kapsar şekilde 30.06.2003 tarihli çıkarma kararını ibraz etmiş, bu kararın haklarını kullanabilmesi için davacıya verildiğini, resmi makamlara başvurduğunu açıklamıştır. Bu durum karşısında, davalı savunması üzerinde durulup, davacının TOKİ veya başka kuruma yaptığı resmi başvuruları araştırılıp, başvuruları olduğunun anlaşılması halinde davacı tarafından sunulan belgeler arasında ihraca ilişkin yönetim kurulu kararının bulunup bulunmadığının belirlenmesi, buna göre davanın hak düşürücü sürede açılıp açılmadığı hususu üzerinde durulması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.