T.C.
İSTANBUL
4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Mahkememizde görülen davada yapılan açık yargılama sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ile davalı ... arasında 13/09/2017 imza tarihli "..." imzalandığını, bu sözleşme ile ...'ın lisans hakkı sahibi olduğu sözleşmeye konu programların sözleşmede yer alan bölgelerde ve sürelerde lisans haklarını ...'ya verme ...'nın da bunun karşılığında ...'a sözleşmede belirlenen lisans ücretini ödeme hak ve yükümlülüğü altına girdiğini, bu yükümlülük devam ederken ...'nın haksız bir şekilde geçerli bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshettiğini ve sözleşme bakiye lisans bedeli ödeme yükümlülüğünde yerine getirmediğini, bakiye lisans bedeli olarak, şimdilik 80.000-ABD Doları'nın fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığının ödenmesi talep ettiğini, covid-19 salgını nedeniyle birçok önemli lig ve organizasyon da bu kapsamda ertelendiğini, sözleşmeye konu programlar/maçlar da ertelenen organizasyonlardan olduğunu, burada bir ertelemenin söz konusu olup, maçların sezon boyunca hiçbir şekilde yayınlanmayacağından/yayınlanmadığından bahsetmenin kesinlikle mümkün olmadığını, bu turnuva ile ilgili sözleşme akdeden davalı ...’nın yeni takvim döneminden ve programların/maçların ne zaman yapılacağından haberdar olmadığını söylemenin gerçeğe aykırılık oluşturacağını, zira davalı yana ait ...url adresli sitede 21 Temmuz 2020 tarihinde bu hususa dair haber paylaşıldığını, bu haberde ‘’... ile devam edileceğinin belirtildiğini, davalı yanın kendi sitesinde bu hususla ilgili haber paylaşımı yaparken bu turnuvanın ne zaman yapılacağından haberdar olmadığını ileri sürmesinin son derece kötüniyetli bir tutum olduğunu, yine davalı ...'nın bu hususta cevap dilekçesinde itirazlar ileri sürdüğünü ve maçların ne zaman yayınlanacağına dair müvekkili şirket tarafından bir bildirimin de yapılmadığını belirttiğini, davalı yanın söz konusu organizasyonun ne zaman yapılacağından haberinin olmamasının imkansız olmakla birlikte müvekkili şirket tarafından bu bildirimin ...
34.Noterliğinin ... yevmiye numaralı... tarihli ihtarnamesi ile de yapıldığını, davalı ...'nın tamamen kötüniyetli bir şekilde 22 Ağustos 2020 tarihli maçın oynanmasından beş (5) gün önce olacak şekilde 17 Ağustos 2020’de ihtarname keşide ederek sözleşmeyi feshettiğini bildirdiğini, turnuvanın başlamasından beş (5) gün önce ihtarname keşide edilerek sözleşmenin ifa imkansızlığı sebebiyle işlem temelinin çöktüğünden ve katlanılması imkansız bir sözleşme ile bağlı olunduğundan bahsetmenin mümkün olmadığını, zira beş (5) gün sonra zaten sözleşmeye konu programların/maçların yayınlanmaya başlaması ile Saran'ın üzerine düşen ifa yükümlülüğünü yerine getirmiş olacağını, kaldı ki, taraflar arasında akdedilen sözleşmede lisans verilen atp Masters Series’in hangi tarihte yapılacağı konusunda herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğini ve müvekkil şirketçe buna ilişkin herhangi bir taahhütte bulunulmadığını, sözleşmenin 8.2. maddesinde ‘’lisans alan, lisans sözleşmesi ile kendisine verilen hakların kullanılmamasının işbu sözleşme çerçevesindeki mali yükümlülüklerini etkilemeyeceğini kabul eder. bu nedenle, lisans alan, sözleşme kapsamındaki programların/maçların yayınlanmaması halinde de bu konuda herhangi bir itirazda bulunmadan madde 6 uyarınca ödemeleri tam ve zamanında yapmayı kabul ve taahhüt eder.‘’ şeklinde bir düzenlemenin mevcut olduğunu, burada maçların yayınlanmaması halinde dahi ...’nın ödeme yükümlülüğünün devam edeceğinin düzenlenmiş olduğunu, yani taraflar, sözleşmeye konu programların/maçların yayınlanmama ihtimalini düşünerek dahi sözleşmeye düzenleme getirmiş durumda olduğunu, bu nedenlerle davalı tarafından yapılan haksız fesih sebebiyle şimdilik 80.000,-USD'lık oluşan zararın/ Sözleşme bakiye lisans bedelinin muaccel olma tarihlerinden itibaren işleyen/işleyecek Kamu Bankalarınca 1 Yıl USD mevduatına uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte tahsil tarihi günündeki TCMB kuru TL karşılığının davacı müvekkil şirkete ödenmesine ve yargılama giderleriyle ücreti vekaletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile Saran arasında 13/09/2017 imza tarihli "..." akdedildiğini, bu sözleşme uyarınca davacı özetle sözleşmeye konu programların, maçların lisans haklarını müvekkil şirket'e sağlamayı ve müvekkil şirket de bu içerikleri sözleşme'ye uygun olarak platformda yayınlamayı ve karşılığında da lisans ücreti ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, sözleşme uyarınca, ...'nin 2020 sezonu'na ilişkin lisans bedeli 556,500 ABD doları karşılığı müvekkil şirkete verildiğini fakat, ilk etabı 12.03.2020 tarihinde ındian "..."da gerçekleşmesi planlanan ve 9 (dokuz) etaptan oluşan atp master serisinin pandemi nedeniyle ertelendiğini, müvekkil şirket tarafından sözleşmenin haklı neden ile fesih edildiği 17.08.2020 tarihine kadar (yani 5 aylık süre zarfında) ise hiçbir etabı gerçekleşmediğini, 5 ay gibi uzun bir süre ... ertelenmesi nedeniyle sözleşmenin "..." ve müvekkil şirket açısından bu durum sözleşmeye katlanılması imkansız bir durum halini aldığını, sözleşmenin 9. maddesi, taraflardan birinin makul kontrolünün dışında gelişen sebeplerle yükümlülüklerini yerine getirememesini mücbir sebep olarak değerlendirdiğini, Saran tarafından maçların ne zaman yayınlanacağına dair bir bildirimi hiçbir şekilde müvekkil şirkete iletilmediğini, dolayısıyla müvekkil şirket tarafından gönderilen fesih ihtarnamesinin tarihinin (17 Ağustos 2020), 22 Ağustos 2020'de oynanan maçtan beş gün önce olması herhangi bir "kötü niyet belirtisi" olmadığını, dava konusu sözleşme "ifa imkansızlığı" - "işlem temelinin çökmesi" nedeniyle ...
4.Noterliği'nden keşide edilen ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile haklı neden ile feshedildiğini, bu tarihten sonra da ... Müvekkil Şirket tarafından ... isimli platformunda yayınlanmadığını, yayınlanmayan maçlara istinaden bakiye lisans bedeli talep edilemeyeceği gibi faiz de talep edilemeyeceğini, Zira ortada muaccel olmuş bir bakiye lisans bedeli bulunmadığını, bu nedenlerle davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 20/09/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile; Mahkeme nezdinde görülmekte olan dosyada düzenlenen bilirkişi raporları, dosyaya sunulan ve kazandırılan delillerle davanın haklılığı ispatlandığını, müvekkil şirketin alacağı ödenmeyen son fatura olan 07.04.2020 tarihli ... numaralı 624.515,-USD bedelli alacak tutarı olduğunu, bu nedenle davayı 624.515,-USD olarak ıslah ettiklerini bildirmiştir. Dosyada taraflarca bildirilen tüm deliler toplanmış, bilirkişi raporu alınmıştır.
Mahkememize sunulan 12/11/2022 tarihli ve 08/02/2023 tarihli kök ve ek bilirkişi raporlarında özetle; alacak yönünden değerlendirildiğinde davacı ve davalının hesaplarında tutarsızlık bulunmadığı, davalının son faturayı fesih gerekçesiyle iade ettiği, davacı kayıtları yönünden alacağının devam ettiği, davacı talebinin 80.000$ kısmi talep olduğu ve faiz talebi bulunduğu, buna göre hesaplama yapıldığında kısmi talep yönünden, faizli tutarın 81.644 $ olduğu, dava tarihi itibariyle TL karşılığının 679.519 TL olduğu, tespitlerinden hareketle, davacı tarafın sözleşmesel edimini ifa edemediği ancak burada geçici bir ifa imkansızlığının bulunduğu, Yargıtay içtihatlarında ve doktrinde de fikir birliğine varıldığı üzere bu gibi durumlarda makul bir süre (tahammül süresi) içerisinde edimlerin ifa edilmesinin gerektiği, Covid-19 Pandemisi sebebiyle müsabakaların 5 ay ertelenmesinin bahse konu makul süre (tahammül süresi) kapsamında değerlendirilebileceği görüş ve kanaati bildirilmiştir. KANAAT VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık, taraflar arasında 13/09/2017 tarihinde imzalanan “...” kapsamında FSEK m.25 uyarınca umuma iletim lisans haklarının devrine ilişkin sözleşmenin ifası aşamasında COVID-19 Pandemisi sebebiyle 2020 yılındaki maç takvimindeki gecikmenin işlem temelini çökerttiği iddiası davalının sözleşmeyi haksız feshettiği iddiasına dayalı müspet zararın tazmini talebinden ibarettir.
Taraflar arasında 13/09/2017 tarihinde imzalanan “...”ne göre, davacı ..., lisans hakkına sahip olduğu maçların yayınlarını, sözleşmede belirtilen bölge ve sürelerde ...’ya verme, ... ise bunun karşılığında sözleşmede belirtilen 2.115.750 USD’lik bedeli ödeme yükümlülüğü altına girmiş, sözleşme konusu maçlar ... ve ...’den ibaret yayınlardan 2020 yılı ...’nin COVID-19 Pandemisi sebebiyle ertelenmiş ve takvimde belirtilen tarihlerde söz konusu müsabakaların kısmen gerçekleştirilememesi nedeniyle davalı yanca ...
4.noterliği'nden keşide edilen ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile sözleşme ilişkisi feshedilmiştir. İhtilafın temeli feshin haklı/haksız olup olmadığı noktasındadır. Davacını feshin haklılığı taraflar arasındaki işlem temelinin çökmesine dayandırmıştır. 6098 sayılı Kanunun 138 inci maddesinde; “Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır.” hükmü düzenlenmiştir.
Davalının fesih ihtarını maçların yayınlanmaması nedeni ile işlem temelinin çökmesi iddiasına dayandırdığı, fesih ihtarının Ağustos 2020 tarihli olduğu; dosya kapsamına göre ertelenen maçların yeni takviminin dahi Haziran 2020'de belirlenmiş olduğu, dava dilekçesinde delil olarak dayanılan haber içeriklerine ve Tenis Federasyonuna yazılan müzekkere içeriklerine göre de yeni takvimin işlediği, bu haliyle bilirkişi incelemesi ile de sabit olduğu üzere taraf dilekçelerinde yer verilen davalı şirketin 21/07/2020 tarihinde internet sitesinde yaptığı açıklama ile “...” duyurusunda bulunduğu, bulunduğu bu haliyle TBK m.138 anlamında hukukumuzda ahde vefa ilkesinin geçerli olduğu, özellikle 13/09/2017 tarihinde imzalanan “...”nin 9.maddesi ile taraflarca işlem temelinin çökmesi halindeki uyarlama olasılığının dahi açıkça düzenlendiği, bu haliyle bir kısım özel şartların bir araya gelmesi halinde TBK'nun 138. maddesi çerçevesinde sözleşmeyle bağlılık ilkesinin ihmal edilebileceği durum somut uyuşmazlıkta söz konusu değildir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 136. maddesinde; "Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa, borç sona erer. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlü olup, henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybeder. Kanun veya sözleşmeyle borcun ifasından önce doğan hasarın alacaklıya yükletilmiş olduğu durumlar, bu hükmün dışındadır. Borçlu ifanın imkânsızlaştığını alacaklıya gecikmeksizin bildirmez ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almazsa, bundan doğan zararları gidermekle yükümlüdür." düzenlenmiş,
Kanunun 137 nci maddesinde; “Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle kısmen imkânsızlaşırsa borçlu, borcunun sadece imkânsızlaşan kısmından kurtulur. Ancak, bu kısmi ifa imkânsızlığı önceden öngörülseydi taraflarca böyle bir sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, borcun tamamı sona erer. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, bir tarafın borcu kısmen imkânsızlaşır ve alacaklı kısmi ifaya razı olursa, karşı edim de o oranda ifa edilir. Alacaklının böyle bir ifaya razı olmaması veya karşı edimin bölünemeyen nitelikte olması durumunda, tam imkânsızlık hükümleri uygulanır.”denilmiştir.
Mücbir sebebin varlığından söz edilebilmesi için borcun ifasının imkânsiz hale gelmesi gerekmektedir. Türk Borçlar Kanununun 136 ve 137 nci maddelerinde düzenlenen ifa imkansızlığı hükümleri ancak bu durumda uygulama alanı bulacaktır. İfa imkansızlığı; edimin içeriği değişmeksizin borcun aynen yerine getirilmesinin imkansız hale gelmesi olarak açıklanabilir. Eğer ifa imkansızlığı sadece sözleşmenin tarafları bakımından değil, herkes için söz konusu ise buna objektif imkansızlık, yalnız sözleşmenin taraflarından birinin tutumundan doğmuşsa buna da subjektif imkansızlık denir. İfa imkansızlığı sözleşme yapılmadan önce var ve bu olgu herkes bakımından aynı sonucu meydana getirmekte ise sözleşme geçersizdir.
Somut olayda TBK anlamında davalının sözleşmesel ediminden, borçtan kurtulmasına yönelik bir hal söz konusu değildir. Zira davacının maç yayınlarına ilişkin ediminin tamamen imkansızlaşması söz konusu olmamış, dava konusu 2020 yılı ...’nin COVID-19 Pandemisi sebebiyle ertelenmiş ve 5 ay sonra oynanmaya devam etmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 9.maddesinde "İşbu Sözleşmenin amacına göre, doğal afetler, savaşlar, ayaklanmalar, iç düşman faaliyetleri, yangınlar, grevler, iş uyuşmazlıkları, üçüncü taraftan kaynaklanan nedenlerle teslimatta/ulaştırmadaki gecikmeler, kazalar, iktidarın veya iktidara bağlı otoritelerin talimatlarına uymaktan kaynaklanan işlemler dahil ancak bununla sınırlı olmamak üzere etkilenen Taraf'ın makul kontrolünün dışında gelişen sebepler anlamına gelecek olan Mücbir Sebepler nedeniyle Taraflardan herhangi birinin, işbu Sözleşme'den kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmesi engellenir veya gecikirse, engellenen Taraf, söz konusu durumu derhal diğer Tarafa bildirecektir ve Taraflar işbu Sözleşmenin şartları konusunda karşılıklı bir karara varacaklardır." mücbir sebep halleri açıkça ve geniş olarak sayılmış, bu hallerin dahi taraflara açık bir fesih yetkisi vermediği, bu durumda da yine sözleşme sonrası müzakereler ile bir sonuca ulaşılması açıkça kararlaştırılmıştır.
Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlü (TBK 112) olduğundan borçlu sözleşmeden dönmüş ve dönmekte haksız ise, dönmede kusursuz olan alacaklı müspet zararının tazminini talep edebilir. (Ankara BAM 27.HD 2020/1085 E, 2022/611 K.)
Somut dava yönünden de yol gösterici nitelikte olan sözleşmenin haksız feshi iddiası ile müspet zarar kavramlarının ele alındığı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2021/(15)6-874 Esas, 2023/118 Karar sayılı ilam içeriğinde şu ifadelere yer verilmiştir: "... taraflar arasındaki sözleşmenin edimlerin ifasından önce sonladırılması nedeniyle uğranılan zarar iddiasına dayanıldığından bu hususlara ilişkin kavram ve hükümlerin açıklanmasında fayda vardır. Geçerli şekilde kurulmuş bir özel hukuk sözleşmesinde, tarafların sözleşmeye uygun hareket etmeleri, edimlerini sözleşmeye uygun olarak yerine getirmeleri, edimin ifasını imkânsız hâle getiren her türlü davranıştan kaçınmaları zorunludur. Tarafların sözleşmeyle üstlendiği borcun hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi hâlinde ifa etmeme sonucu meydana gelir. Borcun ifa edilmemesi hâli, somut olayda sözleşme tarihinde yürürlükte olan TBK'nın 112 ilâ 126 ncı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre “Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür”(TBK md.112). Esas itibariyle zarar, mal varlığında meydana gelen eksilmedir; fakat bu eksilme sahibinin iradesi dışında veya hiç olmazsa rızası bulunmaksızın meydana gelmiş olmadıkça zarar sayılmaz (Türk Hukuk Lûgatı: Türk Hukuk Kurumu, Ankara 2021, C. I, s. 1247). Türk Borçlar Kanunu’nun 112 nci maddesi kapsamında tazmini istenilen yani sözleşmeden doğan zarar, müspet yahut menfi zarar olabilir.
Müspet zarar; borçlu, edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır (Hâluk Tandoğan, Türk Mesuliyet Hukuku, İstanbul 2010, s. 426-427; Ejder Yılmaz, Hukuk Sözlüğü, Genişletilmiş 5. Baskı, s. 591). Müspet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi hâlinde söz konusu olur; alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı almaktadır.
Müspet zarar kapsamında kâr kaybı, kârdan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarardır ve sözleşmeyi kusuruyla fesheden taraftan istenir. Aslında kâr kaybı açısından kârdan yoksun kalan tarafın mal varlığında kusurlu fesihten önce ve sonra bir değişiklik mevcut olmaz. Burada kârdan yoksun kalan kusurlu fesih yüzünden mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan mahrum kalır..."
Öncelikle, sözleşmenin davacı şirketin kusuru olmadan feshedilmesi nedeniyle davacının uğradığı zararın niteliği ve miktarı üzerinde durulması gerekir. Yargıtay kararları (Bkz.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 12.05.2010 gün, 2010/14-244 Esas, 2010/260 Karar, 14.01.2015 gün, 2014/3-8 Esas, 2015/10 Karar, 14.01.2015 gün, 2014/3-8 Esas, 2015/10 Karar ) ve öğretiye göre müspet zarar; borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Müspet zarar sözleşme tam olarak ifa edilmiş olsaydı alacaklının malvarlığının arz edeceği durum ile sözleşmeden dönülmüş olması sonucu mevcut hali arasındaki farkı ifade eder.
Davalının fesih ihtarını maçların yayınlanmaması nedeni ile işlem temelinin çökmesi iddiasına dayandırdığı, fesih ihtarının Ağustos 2020 tarihli olduğu; dosya kapsamına göre ertelenen maçların yeni takviminin dahi Haziran 2020'de belirlenmiş olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 8.2 maddesi uyarınca da maçların yayınlanmama ihtimalinin serbest irade ile daha önce öngörüldüğü; taraflarca öngörülen bir durumun işlem temelinin çökmesi olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, somut olaydaki ifa imkansızlığının tenis sporundaki 4 büyük turnuva ve bu turnuva hazırlık takvimin uzun yıllardır süre gelen ve devam eden alışılmış bir takvim olarak dünya genelinde takip edildiği gözetilerek, pandemi kaynaklı gecikmenin tek başına işlem temelini çökertecek boyuta ulaştırmayacağı, taraflar arasındaki ilişkinin aynı maç takvimi ile 2017 yılından bu yana devam ettiği, 2020 yılına kadar herhangi ifasızlık halinin oluşmadığı, kaldı ki ilgili dönemde birçok spor müsabakalarında erteleme ve iptallerin yapıldığı, taraf şirketlerin iştigal konuları itibariyle tenis sporu dışında birçok spor alanında yayıncılık faaliyeti yürüten şirketler olduğu, ifa imkansızlığının geçici olduğu ve bu hususun da taraf şirketlerce bilinirliği; nihayetinde davacı yanca ...’den ibaret yayınların tüm organizasyon içeriklerinin devir konusu yapıldığı, organizasyon içeriğindeki maç ya da turnuva sayısı yönünden davacı yanca açık bir taahhüdün bulunmadığı, organizasyon kapsamında Haziran 2020 itibariyle yeni takvimin davalı yanca da bilindiği, yayınlanmayan maçların mali karşılığının ödeneceğinin de sözleşme ile öngörüldüğü; taraflar arasındaki sözleşmenin 9.maddesi kapsamında herhangi bir görüşme yapılmaksızın ve bu hüküm işletilmeksizin, bir kısım turnuvanın iptalinin ve/veya gecikmenin fesih gerekçesi olarak ileri sürülmesinin sözleşme konusu, içeriği ve bilirkişi heyet raporu da dikkate alınarak, mahkememizce haksız fesih olarak değerlendirilmesi gerekmiş, davacının 2020 yılına dair kararlaştırılan fatura bedeli tutarındaki müspet zararının (kar kaybı) dosya kapsamında davadan önce fesih kaynaklı tazminat tutarına yönelik temerrüt halinin var olduğunu gösterir noter ihtarı da dikkate alınarak davanın ve ıslah dilekçesinin kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
Yargıtay uygulaması çerçevesinde bu miktarın dava tarihindeki TCMB'nin belirlediği efektif satış kuru karşılığı olan TL tutarın saptanması gerekir. Dava tarihi 04/08/2021 saat 14:25 olup, dava tarihi ve saati itibariyle alınması gereken harç miktarları da bu saat itibariyle geçerli olan efektif satış kur dikkate alınarak hesaplanacaktır. Bilindiği üzere Merkez Bankası kurları iş günü itibariyle ve saat 15:30 itibariyle yeniden belirlendiğinden davanın açıldığı an itibariyle 1 ABD dolarının karşılığı olan efektif satış kur 1 dolar = 8.3504 TL'dir. TL'dir. Ayrıca da yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden, karar tarihindeki tarifeye göre vekalet ücreti ile nisbi karar ve ilam harcının hesaplanması gerekmekte, (Yargıtay 11.HD 2022/3464 Esas, 2023/3042 Karar; 2020/6387 Esas, 2022/3774 Karar) tüm bu hususlar gözetilerek aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
1.Davanın ve ıslah dilekçesinin KABULÜ ile;
624.515,00-USD'nin temerrüt tarihi olan 29/08/2020 tarihinden itibaren işleyecek 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca kamu bankalarınca mevduata uygulanan bir yıl vadeli en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2.Kabul edilen dava değeri (dava tarihi itibariyle 1 dolar = 8.3504 TL'dir. 624.515,00-USD x dava tarihindeki harca esas kur karşılığı 8.3504=5.214.950,05) 5.214.950,05-TL üzerinden alınması gerekli 356.233,23-TL'den peşin yatırılan 263.251,92-TL'nin (peşin+ıslah) mahsubu ile kalan 92.981,31-TL bakiye karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen davacı vekili yararına hesap olunan 350.299,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
4.Davacı tarafından yapılan 5.250,00 bilirkişi ücreti, 167,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 5.417,50 TL ve 263.319,72 TL harç (peşin+başvuru+ıslah+vekalet) olmak üzere toplam 268.737,22-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5.Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk sarf ücretinin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
6.Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkemem6ize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.19/03/2024
Katip
¸
Hakim
¸