9. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi ... 'ın 01/01/2016 tarihinde taşıt yolunu sağında emniyet şeridi üzerinde sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı kamyonetiyle görevi ile ilgili zorunlu olarak beklerken aracından inip ... plaka sayılı kar kürüme kamyonunun sol arka yan kısımlarında yaya olarak bulunduğu sırada ... plakalı davalı sürücü ... 'un çarpması sonucunda trafik kazası geçirip hayatını kaybettiğini belirterek davacıların her biri için 100,00'er TL'den toplam 500,00 TL nin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere işleten ve sürücü olan davalılardan olay tarihinden itibaren, davalı sigorta şirketinden ise temerrüt tarihi olan 08/02/2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde bahsi geçen ... plakalı aracın müvekkili şirkete 16/12/2015-16/12/2016 tarihleri arasında sigortalandığını, davaya konu kazanın iş kazası olduğunu, kusur ve zararı bilirkişinin belirlemesi gerektiği, temerrüde düşürülmediklerini, avans faizi istenemeyeceği belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; yargı kararlarında da ifade edildiği üzere sürücünün alkollü olması tek başına kusurun tespiti ve aidiyeti konusunda yeterli olmadığını, kazanın sırf alkol sebebiyle meydana gelip gelmediği ve kazaya başkaca etkenlerin katkı sağlayıp sağlamadığı hususu tespit edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı .... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Karayolları Genel Md.lüğü ile murisin kazanın meydana gelmesinde ve murisin hayatını kaybetmesinde, gerekli dikkat ve özeni göstermemesi, araçların gerekli uyarı levhaları ve ışıkları taşımaması, araçların yola taşmış vaziyette bulunması ile murisin araçlara ait yolun içinde bulunması nedeniyle birlikte kusuru bulunduğunu, müvekkili şirket, çeşitli otellerle yaptığı anlaşmalar çerçevesinde otel müşterilerinin, mülkiyet veya kullanma hakkı kendisine ait olan araçlarla, şehir içi veya şehir dışı turları ile havaalanı-otel-havaalanı transferini yapmak suretiyle taşıma faaliyeti yürüttüğünü belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,"Davanın kabulü ile; Davacı ... için 499.841,39 TL nin, davacı ... için 92.913,68 TL, davacı ... için 81.215,74 TL, davacı ... için 6.044,69 TL, davacı ... için 1.089,16 TL, olmak üzere toplam 681.104,66 TL maddi tazminatın 01.01.2016 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... A.Ş. den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine," karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili ve davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 09.04.2022 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile bedel arttırım talebinde bulunulan tüm alacak kalemleri yönünden 01.01.2016 tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesi talebinde bulunulduğu halde yasal faize hükmedildiğini, tüm alacaklar yönünden olay tarihi olan 01.01.2016 tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacılar ile dava dışı ... A.Ş. arasında Sulh Protokolü - İbraname imzalanmış olup davalı şirket aleyhine maddi tazminata hükmedilmesi haksız ve hukuka aykırı olduğunu, anılan protokol ile davacılar, müvekkil şirketi dava konusu kazaya ilişkin olarak maddi tazminat yönünden açılmış ve açılacak her türlü davaya ilişkin olarak ibra ettiğini, maddi tazminat talebiyle açılan iş bu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacıların taleplerini ikinci kez artırması açıkça kanuna aykırı olup davacıların istinaf öncesi dosyaya sunduğu, taleplerini artırma beyanlarını içeren 19.06.2018 tarihli ıslah dilekçesi esasen nitelik olarak HMK md.107/2'de düzenlenen talep artırım dilekçesi mahiyetinde olduğunu, böylece davacılar, belirsiz olan taleplerini 19.06.2018 tarihli dilekçesi ile dava dilekçesinde talep ettikleri tazminat miktarını artırdıktan sonra belirli hale getirerek eksik harcını yatırdığını, artırmış oldukları taleplerini 09.04.2022 tarihli bedel artırım dilekçesi ile ikinci defa artırarak yasaya aykırı hareket ettiklerini, hükme esas alınan bilirkişi raporu ile davaya konu kaza neticesinde alınan diğer bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğunu ve giderilmediğini ayrıca kazanın meydana gelmesinde, sürücü ... kusuru ile kazada zarar gören Karayolları Genel Müdürlüğü sürücülerinin kusurlarının yanı sıra ... sıkıştıran otobüs sürücüsü, hava ve yol şartları da etkili olduğu halde Yerel Mahkemece alınan kusur raporlarında bu hususlar da göz ardı edildiğini, kazaya ilişkin farklı dosyalardan alınan bilirkişi raporları arasında çelişkiler bulunduğunu, hükme esas alınan 09.02.2022 tarihli bilirkişi 3. ek raporunda maddi tazminat hesaplaması yönünden hataya düşüldüğünü, davacı tarafça 20.10.2021 tarihli rapordaki hesaplamalara süresi içerisinde itiraz edilmediğini, yeni rapor ya da ek rapor talebinde bulunulmadığını ancak 08.02.2022 tarihli duruşmada en yakın tarihli asgari ücret üzerinden ek rapor alınması talebinde bulunulduğunu, bilirkişi raporunda da hesaplamalar davacının talep ettiği gibi zamlı ücret üzerinden yapıldığını, önceki rapordaki hesaplamalara süresi içerisinde itiraz etmeyen davacının itiraz süresi bittikten sonra duruşmadaki talepleri doğrultusunda hesaplama yapılmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, TRH 2010 tablosunun kullanılmasına ilişkin düzenleme dava tarihinden sonra yapılmış olup hesaplamanın PMF 1931 tablosuna göre yapılması gerektiğini, PMF 1931 Yaşam Tablosuna göre davacının bakiye ömrü 23 yıl olup 71 yaşına kadar yaşayacağını, bilirkişi raporunda müteveffanın aktif çalışma hayatının 65 yaşına kadar süreceği yönündeki tespit de hatalı olduğunu, müteveffanın eşi ... ile kızı ...'ın evlenip evlenmedikleri ve müteveffanın anne ve babasının sağ olup olmadıklarının araştırılmadığını, raporda SGK tarafından bağlanan aylıkların rücuya tabi olmadığı belirtilerek yapılan hesaplama da açıkça hatalı olup mükerrer hesaplama yapılmasına neden olduğunu, İstinaf öncesinde alınan 04.05.2018 tarihli raporun 2. seçeneğinde olduğu gibi SGK tarafından bağlanan aylıkların rücuya tabi olduğu yönünde değerlendirme yapılarak, bakiye zarardan mahsup edilmesi ve bu şekilde hesaplama yapılması gerektiğini, hesaplamada baz alınan maaş, maaş artış oranları, kat sayıları, bilinen dönem bilinmeyen dönem için alınan oranlar, aktif pasif devre için alınan oranlar da hatalı olup, istinaf öncesi alınan raporda davacıların toplam maddi zararı 471.821,52 TL'den sigortanın ödediği 425.144,38 TL'nin mahsup edilmesiyle bakiye borç 46.677,14 TL olarak hesaplandığını, bu tutardan SGK tarafından bağlanan aylıklar da düşülünce davacıların bakiye maddi zararının kalmadığı tespit edildiğini, kesinlikle kabul etmemekle birlikte bir an için davacılara SGK tarafından bağlanan aylıkların mahsup edilmeyeceği varsayımında dahi istinaf öncesi raporda 46.677,14-TL olarak hesaplanan bakiye zararın, 09.02.2022 tarihli raporda yaklaşık 15-20 kat daha fazla 681.104,66-TL olarak hesaplanması rapordaki hesaplamaların açıkça hatalı olduğunu gösterdiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Mahkemece ilk verilen davalı sigorta için tefrik ve diğer davalılar yönünden görevsizlik kararının istinaf edilmesi üzerine Dairemizce kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.Mahkemece daha sonra davanın reddine ilişkin verilen hükmün davacı vekili ve ... A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 02/04/2021 tarih, 2019/746 Esas ve 2021/622 Karar sayılı kararı ile;"...davalı vekilinin kusura ilişkin itirazının reddi gerekir. Davalı .... A.Ş., kazaya neden olan aracın ... plakalı otobüsün maliki olduğuna göre, işleten olarak kaza anında bu aracı kullanan sürücünün kusurundan dolayı doğan zarardan davacıya karşı müteselsilen sorumludur. Bu nedenle sürücünün kusurlu olduğu tespit edildiğine göre, davalı işletenin kusursuzluğuna karar verilmesi gerektiğine dair itirazı da yerinde değildir. ... bilirkişi ek raporu ile 551 sayılı yasanın 39. maddesi çerçevesinde SGK tarafından bağlanan gelirin tazminat hesabında mahsup edilip edilmeyeceğine göre ihtimalli düzenlenmiş olup, Mahkeme gerekçeli kararında 5510 sayılı yasanın 39. maddesi gereğince destek tazminatı hesabında bağlanan gelirin rücuya tabi olup olmadığı, tazminat miktarından mahsup edilip edilmeyeceği hususunda gerekçesi açıklanıp tartışılmadan ve davalı ... sigorta için davadan feragat edildiği halde "davanın reddine" karar vermesi doğru olmamıştır. Dosya kapsamında SGK dan gelen 02/05/2016 tarihli yazı cevabında 5510 sayılı yasanın 39. Maddesi kapsamında araştırma yapıldığı sonucu bildirileceği, daha sonra ise davacılara bağlanan dul ve yetim aylıkları peşin sermaye değeri hesap tablosu gönderilmiştir. Bilirkişi ek raporunda bu tabloya göre hesaplandığında karşılanmayan zarar kalmadığı tespit edilmiştir. Yine Müteveffanın Aralık /2015 dönemi bordrosunda belirtilen geliri, bu tarihteki net asgari ücrete bölünerek gelir katsayısı elde edilerek hesaplama yapılmıştır. Bu durumda davacıya bağlanan gelirin dul-yetim maaşı olduğu anlaşılmakla rücuya tabii olmadığı ancak desteğin iş kolundaki statüsünün (memur ya da işçi olup olmadığının) tespiti ile hesaplamanın buna göre yapılması gerekirken bu husus gözardı edilerek alınan rapora göre karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemenin daha önce verdiği tefrik ve görevsizlik kararı Dairemiz kararı ile kaldırıldığından, gerekçeli karar başlığında davalı sigorta şirketi için tefrik edildiğinin yazılması da doğru olmamıştır. ...." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.Davalı ... A.Ş. vekilinin yukarıda belirtilen Dairemiz kararında, kusura ve sorumluluğa itirazına ilişkin olarak yapılan incelemede istinaf itirazlarının reddine karar verildiğinden yerinde olmayan aynı hususlara ilişkin istinaf itirazları hakkında değerlendirme yapılmamıştır. Mahkemece, kazanın oluşumunda 3. kişinin kasti bir eylemi bulunmadığından, SGK tarafından bağlanan dul ve yetim aylığı rücuya tabi olmadığı belirtilerek karar verilmiştir. Dairemiz kararında da davacıya bağlanan gelirin dul-yetim maaşı olduğu anlaşılmakla rücuya tabii olmadığı açıklanmış olup bu yöndeki istinaf itirazı da yerinde değildir. Trafik kazası sonucu bedensel zarara uğrayan ve buna dayalı olarak iş gücü kaybı tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürlerinin belirlenmesi gerekmektedir. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir tespit olduğundan gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle yapılan bilimsel çalışmalar sonucu “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi ve yargı mercileri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından Yargıtay 4. Hukuk Dairesi de tazminata esas bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu’nun kullanılmasının uygun olacağına karar verilmiştir.(Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2020/2598 E. ve 2021/34 K., 2021/3033 E. ve 2021/1560 K., 2023/376 E. ve 2023/4016 K. sayılı kararları). Uyaptan bakılan nüfus kayıtlarına göre müteveffanın eşi davacı Lale'nin evlenmediği, kızı Merve'nin ise 24 yaşında evlendiği, hükme esas raporda da hesaplamanın 22 yaşına kadar yapıldığı görülmekle bu yöndeki istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir.
Davalı tarafından zararın kısmen karşılanması halinde, yapılan ödemenin tazminat hesabı sırasında mahsup edilmesi gerekliliği açık olmakla birlikte, ödemenin dava sırasında olması halinde, bulunan tazminat miktarından dava tarihinden sonra yapılan ödeme güncelleştirilmeksizin tenzil edilmelidir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 26/03/2019 tarih, 2016/9182 Esas ve 2019/3567 Karar sayılı kararı).Somut uyuşmazlıkta, hükme esas alınan ek raporda ZMMS sigorta şirketince limit kadar yargılama sırasında yapılan ödemeler güncellemeden hesaplanan tazminattan indirilmiş olmasında ve hesaplanan zarar miktarı limitin üzerinde olduğundan işleten ve sürücünün limit üstünde kalan miktardan sorumluluklarına karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Ayrıca ... A.Ş. davanın tarafı olmadığı gibi açıkça bu sigorta yönünden feragat olmadığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/19844 Esas ve 2019/8286 Karar sayılı kararında; "...Belirsiz alacak davasında davacı, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra HMK'nın 107.maddesine dayalı olarak bir kez alacağını artırabilir. Ayrıca davasını HMK'nın 176. ve devamı maddelerine göre bir kez de ıslah edebilir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/6162 E. ve 2021/9730 K. sayılı kararı). Bu durumda, davacı taraf dava dilekçesinde davasını açıkça HMK'nın 107 maddesi gereği belirsiz dava olarak açıldığını belirttiği, davanın alacağın miktarının tam olarak belirlendiği tarih itibari ile ıslah dışında talep arttırımı hakkı da bulunduğundan ve davacının 2. olarak verdiği dilekçesi talep arttırım dilekçesi olarak kabul edilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Ancak somut uyuşmazlıkta davacı tarafın 2.dilekçesinin ıslah olmayıp talep arttırım dilekçesi olduğundan faiz türünü değiştiremeyecektir. Bu nedenle davacı vekilinin faiz avans faiz olması gerektiğine ilişkin istinaf itirazı yerinde değildir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/22338 Esas-2022/9290 Karar sayılı ilamında; "..Çalışma hayatının aktif çalışma dönemi ve emeklilik dönemi olan pasif devre olarak ayrılması ve özel yasalarında çalışma süreleri ayrık olarak belirtilmemiş (asker, polis vb. gibi) kişiler yönünden 60 yaşın aktif çalışma devresini, bakiye yaşam süresi varsa bu sürenin de pasif çalışma dönemini oluşturduğu, tazminatın hesabında pasif devrede de zararın oluşacağı ve bu zararın asgari ücret düzeyinde bir zarar olacağının kabulünün gerektiği Dairemizin yerleşmiş içtihatlarındandır." açıklaması yer almaktadır.Ancak somut uyuşmazlıkta mahkemenin ilk kararında hükme esas bilirkişi raporunda aktif çalışma devresi 60 yaş olarak hesaplanmış ve bu yönde tarafların itirazı olmadığı halde, Dairemiz kararından sonra alınan raporda destek memur olduğundan 65 yaşına kadar çalışacağı varsayımı ile aktif çalışma devresinin belirlenmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle Dairemizce hükme esas alınan 09/02/2022 tarihli verilere göre ve desteğin aktif çalışma devresi 60 yaş olarak hesaplanması için bilirkişiden ek rapor alınmış olup bu rapor gerekçeli, yeterli ve hüküm kurmaya elverişli görüldüğünden hükme esas alınarak davacı ... için 403.386,33 TL, davacı ... için 86.587,76 TL, davacı ... için 75.686,27 TL, davacı ... için 5.633,15 TL, davacı ... için 1.015,00 TL destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmiştir. Bu nedenlerle; davacılar vekili istinaf başvurusunun reddine, Davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,
HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.