4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2010/3017 E. , 2010/4811 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 21/12/2004 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; verilen kararın dairece bozulması üzerine bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne dair verilen 31/12/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ile davalılardan ... vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1.Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2.Davalı ...’un diğer temyiz itirazına gelince; dava, haksız eylem ve sebepsiz zenginleşme nedeniyle uğranılan zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece verilen ilk kararın Dairemizce bozulması üzerine, bozmaya uyularak istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacı ile davalılardan ... tarafından temyiz olunmuştur.
Dairemizin 14.03.2007 günlü bozma kararında, davalılardan ...’un İcra ve İflas Yasası'nın 89. maddesi gereğince gönderilen haciz ihbarnamelerine süresinde yanıt vermemesi nedeniyle uğranılan zararın ödetilmesinin istendiği, zararın haksız eylemden doğması nedeniyle her bir davalının belirlenecek kusuru oranında sorumlu tutulması gerektiği vurgulanmıştır. Yerel mahkemece, bozma kararına uyulmuş ise de, bozmanın gereği yerine getirilmemiş, belirlenen zarardan davalıların dayanışmalı olarak (müteselsilen) sorumluluğuna karar verilmiştir.
Dairemiz bozma kararına uyulduğuna göre bozma kararında belirtildiği gibi, kurum çalışanı olan davalıların kusur oranları ayrı ayrı belirlenerek, her bir davalının kendi kusuru oranında sorumlu tutulması gerekir. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek, yerinde olmayan yazılı gerekçe ile davalıların zararın tümünden dayanışmalı olarak sorumlu tutulmuş olmaları usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
3.Tarafların diğer temyiz itirazına gelince; Dairemiz bozma kararında, kurum çalışanı olan davalıların zarardan sorumlu oldukları kabul edilerek, her davalının zarardan sorumluluk oranları ve buna göre sorumlu olacakları tazminat tutarlarının ayrı ayrı belirlenmesi gerektiği açıklanmıştır. Yerel mahkemece, bozmaya uyulduktan sonra yapılan bilirkişi incelemesi üzerine alınıp benimsenen bilirkişi raporunda, davalılardan ...’ın başka bir yerde görevli olması, diğer davalı ...’nin ise daha sonra, 17.08.2000 gününde, atanması nedeniyle sorumlu olmayacakları yönünde görüş bildirilmiş ve bu rapor benimsenerek, adı geçen bu davalılar hakkındaki istem reddedilmiştir. Ne var ki, dosyadaki belgelerden; haciz ihbarnamelerinin tebliği edildiği günlerde davalılardan ...’ın davacı kurumdan Personel ve İdari İşler Müdür vekili olarak görev yaptığı anlaşılmaktadır. Diğer davalı ...’nin sorumluluğunun dayanağı ise, haciz ihbarnamelerinin tebliği ile ilgili olmayıp ... müdürü olarak görev yaptığı sürede, borç Döner Sermaye İşletmesi ... Müdürlüğü zimmetinde sayıldığı ve kurumun Ziraat bankasındaki hesaplarına ödeme yasağı konulduğu, ödeme yasağının kaldırılmasından sonra da borcun ödenmeyerek zararın artışına neden olmasıdır.
Yerel mahkemece, Dairemizin ilk bozma kararında vurgulandığı gibi, davalı çalışanları olan tüm davalıların, zararın tümünden sorumlu olduğu kabul edilip davalıların görev süreleri, yetkileri, zararın meydana gelmesindeki ve artmasındaki katkılarına göre kusur oranları ve kusur oranlarına göre sorumlu oldukları tutarlar ayrı ayrı belirlenerek varılacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ile bu davalılar hakkındaki istemin reddedilmiş olması doğru olmadığından, karar bu nedenle de bozulmalıdır.