4. Hukuk Dairesi
Davacı ... tarafından, davalı ... aleyhine 13/08/2007 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 13/03/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraflarca süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, iddia ve savunma sınırı aşılarak kişilik haklarına saldırıdan dolayı manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacı ile davalı tarafından temyiz olunmuştur. Davalı avukat olup dava dışı ... ...’in vekilliğini yapmaktadır. ... ...’in önceki avukatı olan davacı ile ... ... arasında görülen bedelsiz kalan senedin takibe konulmasından kaynaklanan şikayetin haksız olması nedeni ile açılan manevi tazminat davasında davalı avukat vekil olarak görev almış ve bedelsiz senedin nasıl elde edildiği ve takibe konulduğunu anlatan yanıt dilekçesi vermiştir. Davacı bu dilekçede yer alan sözleri kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu ileri sürerek, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmasını istemiştir. Dosya içeriğinden, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu ileri sürdüğü sözlere, iddia ve savunma kapsamında, başka türlü savunma yapma olanağı bulunmadığından dava dilekçesinde yer verdiği anlaşılmaktadır. Yerel mahkemece açıklanan yön gözetilerek, iddia ve savunma niteliğinde olan sözlerin, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağı sonucuna varılıp istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olması, usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın