5. Ceza Dairesi

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Sanığın suç tarihinde ve öncesinde ... Kaymakamlığına bağlı Sol Sahil Sulama Birliği tahsilat işlemlerini denetlemekle görevli komisyonda üye olup, sulama birliğine ait tahsilatların denetim işini yaptığı, denetimin başlamasından bir süre sonra sanığın, sol sahil sulama birliği başkanı olan müştekinin usulsüzlükler tespit ettiğini ve bu usulsüzlükleri raporunda bildirmemesi için kendisine bazı menfaatlar sağlamasını istediği, bunun üzerine, müştekinin olayı ... Cumhuriyet Başsavcılığına bildirdiği, bu bildirim sonrasında, sanığın müşteki ile bir lokantada bir araya geldiği ve burada sanığın yeniden aynı usulsuzlük konularını açarak, yeniden müştekiden para istemesi üzerine, numaraları daha önceden tespit edilmiş paralardan 18 adet 5 liralık banknottan ibaret toplam 90 lirayı sanığa teslim ettiği, sanığın paraları alıp cebine koyduğu ve kısa bir süre sonra da olayı takip eden güvenlik güçlerinin sanığı aldığı paralarla birlikte yakaladığı, yapılan soruşturma sonunda, sol sahil sulama birliği başkanı olan müştekinin aslında suç teşkil edecek bir usulsüzlüğünün bulunmadığının belirlendiği, buna göre, sanığın eyleminin, esasen yapması gereken bir işi yapmak amacıyla müştekiden maddi menfaat talep etmekten ibaret olup, 765 sayılı TCK hükümlerine göre, sanığın bu eyleminin, 765 sayılı TCK'nın 212/1. ve 62. maddelerine uyan "yapması gereken işi yapmak için rüşvet almaya teşebbüs" suçuna vücut vereceği, aynı Kanunun 102/3 ve 104/2. maddeleri uyarınca da bu suçun 10 yıllık asli ve 15 yıllık ilave zamanaşımı süresinin bulunduğu, 5237 sayılı TCK hükümlerine göre ise, sanığın bu eyleminin, 5237 sayılı TCK'nın 257/3. maddesinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçunu oluşturduğu, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddeleri uyarınca da bu suçun 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilave zamanaşımına tabi olduğu, buna göre, sanığın daha lehine olan 5237 sayılı TCK hükümlerine göre, suç tarihi olan 17/09/1999 tarihi ile inceleme günü arasında 12 yıllık dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK'nın 7/2 ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle hükmün CMUK'nın 321. maddesini uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanık hakkında açılan kamu davasının aynı Kanunun 322 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca zamanaşımı sebebiyle DÜŞMESİNE, 20/03/2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap