11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2009/9263 E. , 2011/1843 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02.12.2008 tarih ve 2008/52-2008/321 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin gıda sektöründe faaliyette bulunduğunu, “FORM” ibareli bir çok markanın sahibi olduğunu, bu markalı ürünleri ilk kez 1991 yılında piyasaya sürdüğünü ve markalara tanınmışlık kazandırıldığını, davalı şirketin haksız yarar sağlamak maksadıyla ve kötü niyetli olarak “PERFORM” ibaresinin tescili amacıyla davalı TPE’ne başvuru yaptığını, bu başvuruya yönelik itirazlarının TPE Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nca reddedildiğini, kararın hukuka ve usule aykırı olduğunu ileri sürerek, YİDK kararının iptali ile tescili halinde davalı şirket markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı markalarında asıl unsur olarak “Form” ibaresinin ön plana çıktığı, davalı şirket başvurusunun "PERFORM" ibaresinden oluşması ve ilk hece olan "PER" ilavesi dolayısıyla, itiraza mesnet markalardan aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olmaktan uzaklaştığı, "FORM" kelimesi İngilizce'den dilimize geçmiş olup, "Şekil, biçim" anlamlarında kullanıldığı, yine özellikle İngilizce'de sözcüğün 'formda olmak, sağlıklı bulunmak' şeklinde ikinci bir kullanımının bulunduğu, davalı şirket başvurusu ise, yine İngilizce kökenli olan dilimize de girmiş bulunan "Performans" sözcüğünün kısaltılmasından oluşturulduğu, bu sözcük, özellikle sahne sanatları bakımından icra, bir şeyin yapılış biçimi ve düzeyi anlamlarına geldiği, esasen davalı şirket başvurusunun arkasındaki fikir ile davacı markalarının tercih edilmesindeki sebebin kavramsal olarak farklı olduğu, "PERFORM" ibaresinin ilk hecesi nedeniyle vurgunun ilk geceye taşındığı, dolayısıyla taraf markalarının teleffuz itibariylefarklı olduğu, markalarda ortak bulunan "form" ibaresi nedeniyle dikkate alınır seviyede bir görsel benzerliğin olduğu, ancak, 556 sayılı KHK'nin 8/1-b maddesinde belirlenen benzerlik ve iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde sadece işaretler arasındaki benzerliğin yeterli olmayacağı, iltibas ihtimalinin özellikle başvuru ile davacı markalarının mal/hizmet kapsamına göre irdelenmesi gerektiği, davacı markalarının kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile davalı başvurusunun kapsamında yer alan hizmetlerin tamamen farklı sektörlere ilişkin, farklı tüketicilere hitap eden hizmetler olduğu, diğer taraftan tüketicilerin, davalı başvurusunun kapsamında yer alan hizmetlerin bilimsel araştırma ve ilaç sektörüne yönelik danışmanlık olması da dikkate alındığında bu sektörde faaliyet gösteren hizmetlerin alıcısı durumundaki firmaların bilimsel araştırma ve danışmanlık gibi tamamen profesyonellik gerektiren hizmetlere ilişkin taleplerini belirlemede günübirlik gıda ürünlerinin alınmasına göre kıyaslanamyacak derecede yüksek titizlik göstereceklerinin tartışılmayacağı, davacı markalarının özellikle bisküvi ve kraker malları ve gıda sektörü yönünden tanınmış olduğu, bununla birlikte, bu tanınmışlık yukarıda izah olunduğu üzere 556 sayılı KHK'nin 8/4. maddesi anlamında davalı şirket başvurusunun davacı markalarının tanınmışlığından haksız yararlanma, tanınmışlığına zarar verme ve sulandırma olasılıklarının bulunduğunu kabule imkan vermediği, davalı başvurusu ile davacı markaları benzer bulunmadığı gibi, somut olayda 556 sayılı KHK'nin 8/4. maddesinde düzenlenen koşulların gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.