8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2021/13586 E. , 2024/48 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ... vekili, davacı ..., davacı ... vekili, davacı ... mirasçısı ..., davacı ... mirasçısı ... ve asli müdahil Musa Uflaz mirasçısı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Kadastro sırasında, ... Köyü çalışma alanında bulunan 109 ada 2 parsel ... 8.056.122,80 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadimden beri Katranlı Köyü halkı tarafından mera olarak kullanıldığından bahisle kamu orta malı mera vasfıyla sınırlandırılmıştır.
2.Davacı ... ırsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ve taşınmazın bir bölümüne yönelik olarak; davacı ... ırsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ve taşınmazın bir bölümüne yönelik olarak; davacı ... irsen intikal, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ve taşınmazın bir bölümüne yönelik olarak; davacı, ... ise tapu kaydı, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak; davacı ..., kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır.
3.Davacılardan ... ayrıca, davacı olan oğlu ... tarafından dava konusu yapılan çekişmeli 109 ada 2 parsel içerisindeki bölümlerin de malik sıfatıyla iyi niyetli 50 yılı aşkın zamandır kendi zilyetliğinin bulunduğunu, oğlu olan diğer davacının bu bölümlerde zilyetliğinin bulunmadığını, oğlunun dava açmaktaki amacının diğer mirasçılardan mal kaçırmak olduğunu iddia ederek, bu bölümlerin de kendisi adına tescilini istemiştir.
4.İlk Derece Mahkemesince, yukarıda yazılı dava dosyaları birleştirilmek suretiyle yargılamaya devam edilmiştir. II. CEVAP Davalılar Hazine temsilcisi ve Katranlı Köyü Tüzelkişiliği temsilcisi cevap dilekçelerinde özetle; mera vasfında olan çekişmeli taşınmazın özel mülkiyete konu olamayacağını belirterek, yersiz ve haksız olarak açılan davaların reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14.03.2014 tarihli ve 2009/13 Esas, 2014/3 Karar ... kararı ile, davacı ... ve ...'ın davalarının reddine, davacı ...'ın davasının kabulüne, davacı ...'ın davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, bu davaya müdahale eden ...'ın asli müdahil sıfatıyla katıldığı bu davaya konu taşınmaz bölümleri yönünden davasının reddine; davacı ...'ın açtığı dava yönünden ise davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A)
Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 14.03.2014 tarihli ve 2009/13 Esas, 2014/3 Karar ... kararı, davacılar ..., ..., ..., ... ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2.Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 06.10.2016 tarihli ve 2015/5637 Esas, 2016/7533 Karar ... ilamıyla ".. mahkemece, öncelikle tespit tarihinden geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait stereoskopik hava fotoğrafları tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Komutanlığından, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftalar ise il kadastro müdürlüğünden getirtilmeli, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan taşınmazın bulunduğu köy ve komşu köyler halkından belirlenecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları, tüm tespit bilirkişileri, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi, 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulu ve fen bilirkişisi aracılığı ile yeniden keşif yapılması; dava konusu yerin öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera niteliğinde olup olmadığı, geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, taşınmazın öncesinin mera, yaylak veya kışlak olup olmadığı, zaman içinde sınırlarında genişleme olup olmadığı hususunda yerel bilirkişi ve tanıklardan maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin komşu parsel tutanakları ve dayanakları ile denetlenmesi, taşınmazın görüntüsü ve mera parseli ile davacıların iddialarına konu kısımlar arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı hususlarındaki hakim gözleminin keşif tutanağına yansıtılması; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelemesi yaptırılarak; çekişme konusu taşınmazın önceki ve şimdiki niteliği, komşu taşınmazlar ile arasında nitelik farkı olup olmadığı, davacıların iddialarına konu bölümler ile parselin geriye kalan bölümü arasında nitelik farkı olup olmadığı, kullanım sınırlarının bulunup bulunmadığı konusunda rapor düzenlettirilmesi, 3 kişilik ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan, davacıların iddiasına konu kısımlar ile parselin kalan bölümünü karşılaştırır biçimde, çekişmeli taşınmazın bölümlerinin toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden mera parselinden nasıl ayrıldığını açıklayıp, tarımsal niteliğini belirten, taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı rapor alınması, taşınmaz bölümlerini dört taraftan gösteren panoromik fotoğrafları çektirilip, parsel sınırları da fotoğraflar üzerinde kabaca işaretlenerek, hakim tarafından onaylanmak suretiyle dosya arasına konulması, fen bilirkişisine keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli, ayrıntılı rapor ve harita düzenlettirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi ..” gereğine değinilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
3.Bozma ilamından sonra yapılan yargılama sırasında, müdahil ... 12.7.2017 tarihli dilekçesi ile, davacı ... tarafından hak iddiasında bulunulan taşınmaz bölümlerinin, ırsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile kendilerine ait bulunduğu iddiasıyla; müdahil ... ise 17.8.2017 tarihli dilekçesi ile, ırsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davaya katılmıştır.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozma İlamına Uyularak Verilen Karar
Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonucunda, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "ziraat bilirkişi heyetinin 02.10.2018 tarihinde raporunu dosyaya sunduğu, 30.11.2018 tarihli celsede mera bütünlüğü konusunda değerlendirme yapılmak üzere ek rapor alınmasının kararlaştırılması üzerine 28.02.2019 tarihinde ziraat bilirkişi heyeti tarafından dosyaya ek rapor sunulduğu, bu raporda ulaşılan sonuca göre;''...taşınmaz genel görünüm itibariyle etrafındaki mera ve orman parselleri ile birlikte değerlendirildiğinde mera parseli ile toprak yapısı,bitki örtüsü bakımından bütünlük arz etmekte ve buna bağlı olarak taşınmazın mera olarak değerlendirilmesi uygundur.'' denildiği; yine 15.08.2018 tarihli jeodezi ve fotogrametri bilirkişi raporuna göre de ''...109 ada 2 parselin içerisinde parça parça kullanım alanları görülmekte olup genel itibari ile nitelik farkı görülmemiştir.'' sonucuna ulaşıldığı; 08.08.2018 tarihli fen bilirkişi raporunda yapılan incelemede de hak iddia edilen 109 ada 2 parselin batısının 391 ada 19 parsel numaralı orman parseli,doğusunun 256 ada 50 parsel numaralı mera parseli, kuzeyinin ise 101 ada 2 parsel numaralı orman parseli olduğu yani 3 tarafının Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerle çevrili olduğunun görüldüğü; yine krokiler üzerinde yapılan incelemelerde de hak iddia edilen bütün taşınmaz parçalarının tarım arazisi olarak tescili halinde dört tarafının da mera parseli içinde kalacağı (kendilerini çevreleyen büyük mera parselinin ortasında kalacağı), bu taşınmazların tarım arazisi olarak kabulü durumunda da bu kısımların mera bütünlüğünü bozacağı, dört tarafı ya da kısmen mera ile çevrili bir yerin kadim meradan açılmak suretiyle elde edildiğinin kabulünün gerekeceği; davacıların ve atalarının dava konusu taşınmazlar üzerindeki zilyetliğinin 20 yılın üzerinde olduğu kabul edilse dahi yerleşik Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hangi süreye ulaşırsa ulaşsın herhangi bir hak sağlamayacağı..” gerekçesiyle davacıların kadim mera vasfında bulunan taşınmazlar hakkındaki davalarının ayrı ayrı reddine; 109 ada 2 parsel ... taşınmazın tespit gibi mera vasfıyla orta malı olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacı ...
vekili, davacı ..., davacı ... vekili, davacı ... mirasçısı ..., davacı ... mirasçısı ... ve asli müdahil Musa Uflaz mirasçısı ... tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı ... vekili Av. ... Oflaz temyiz dilekçesinde özetle; çekişmeli taşınmazın tahsisli veya kadim mera olmadığını, dava konusu yerin yaklaşık 100 yıldır atalarından bu yana eklemeli olarak tarım arazisi olarak kullanıldığını, bilirkişi raporunun usulüne uygun olarak düzenlenmediğini, dava konusu parselin sınırlarında komşu köylerin tapulu arazilerinin bulunduğunu, 100 - 200 metre mesafedeki bir diğer köyle ikamet eden diğer şahıslar adına tapu verilirken mahkemece davanın reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğunu ileri sürerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
2.Davacı ... temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu yerin hiç bir zaman mera olmadığını, mera tespitinin hatalı olduğunu; çekişmeli taşınmaz çevresinde şahıslar adına kayıtlı tapulu arazilerinde bulunduğunu, jeodezi ve fotoğrametri mühendisi bilirkişi raporunun hatalı ve eksik olduğunu, mevkiinin de yanlış yazıldığını, çekişmeli taşınmazın kadim tarım arazisi olup ırsen intikal ettiğini, tapu ve vergi kayıtları bulunduğunu, tapu ve vergi kayıtlarının yöntemince uygulanmadığını ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir.
3.Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; çekişmeli taşınmazda davacı ... ile davacı muris ...’ın dava dilekçelerinde bildirdikleri taşınmazları, kadimden bu güne ataları ile kendilerinin fiilen tapuya ve vergi kaydına dayalı olarak kullandıklarını, aynı zamanda taşınmazlardan biri üzerinde muris ... Dede’nin 1994 yılında yapılan konutunun bulunduğunun dosya kapsamındaki tüm delillerle sabit olmasına rağmen davanın reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğunu, mera tahsisinin de bulunmadığını, dosyaların birleştirilmesinin hatalı olduğunu ve bu nedenle delillerin takdirinde yanılgıya düşüldüğünü ve kadim tarlalarının mera olarak sınırlandırıldığını, mahkeme kararında davacılara ait maddi delillere, davacıların dinlettiği tanık beyanlarına yer verilmediğini, zirai bilirkişi ek raporunun hukuki gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğini, lehe delillere hiç değinilmeyerek yok sayıldığını, yeniden keşif yapılması taleplerinin dikkate alınmadığını, zirai bilirkişi raporu ile ek raporu arasında çelişki bulunduğunu, tapu ve vergi kayıtlarının da dikkate alınmadığını, bozma öncesi alınan raporların ve beyanların da dikkate alınmadığını, taşınmazın etrafında tapulu araziler bulunduğunu, bozma ilamının gereklerinin tam olarak yerine getirilmediğinı ileri sürerek, bu sebeplerle ve re’sen dikkate alınacak diğer nedenlerle hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
4.... mirasçısı ... temyiz dilekçesinde özetle; hükmüne uyulan bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmediğini, eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğini, dava konusu taşınmaz hakkında yetkili mercilerce verilmiş bir mera tahsis kararı bulunmadığı gibi dava konusu taşınmazın kadim mera da olmadığını, tarla vasıflı taşınmaz olduğunu, mera vasfında olduğunu belirtir bilirkişi raporlarının eksik ve hatalı olduğunu, dava konusu taşınmazın 100 dönümlük kısmının babası muris ...’ın tapulu malı olduğunu, tapu hususunda da yeterli araştırma ve inceleme yapılmadığını ileri sürerek, bu sebeplerle ve re’sen dikkate alınacak diğer nedenlerle hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
5.Davacı ... mirasçısı ... temyiz dilekçesinde özetle; çekişmeli taşınmazın kadim veya tahsisli mera olmadığını, bir kısım bilirkişi raporlarının kendilerine tebliğ edilmediğini, delillerinin dikkate alınmadığını, lehlerine 20 yıllık kazanım koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, bu sebeplerle ve re’sen dikkate alınacak diğer nedenlerle hükmün bozulmasını talep etmiştir.
6.Asli müdahil Musa Uflaz mirasçısı ... temyiz dilekçesinde özetle; çekişmeli taşınmazın kadim tarım arazisi olduğunu, mera olmadığını, bozma öncesinde lehe olan beyanlara ve raporlara mahkemece gerekçeli kararda hiç değinilmediğini, zirai bilirkişi ek raporunun diğer raporlarla çeliştiğini ve gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğini, eksik inceleme ile hüküm verildiğini, dosyaların birleştirilerek görülmesi nedeniyle sağlıklı bir inceleme ve değerlendirme yapılamadığını, dava konusu taşınmazın çevresinde tarla vasıflı taşınmazlar da bulunduğunu, bozma ilamında belirtilen hususlara uygun şekilde araştırma ve inceleme yapılmadığını, lehlerine 20 yıllık kazanım koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, bu sebeplerle ve re’sen dikkate alınacak diğer nedenlerle hükmün bozulmasına karar verilmesini talpe etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu edilen taşınmaz kısımlarının tarım arazisi mi mera arazisi mi olduğu noktasında toplanmaktadır.
2.İlgili Hukuk
6100... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 ... Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 ... Kadastro Kanunu'nun 13, 14, 15, 17, 18 ve 20 nci maddeleri
3.Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılıp, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 ... Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekili, davacı ..., davacı ... vekili, ... mirasçısı ..., davacı ... mirasçısı ... ve asli müdahil Musa Uflaz mirasçısı ...'ın temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
44,40' ar TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 383,20'şer TL'nin temyiz eden davacılardan ayrı ayrı alınmasına,
1086... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
09.01.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.