Danıştay 13. Daire Başkanlığı
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2022/112 E. , 2023/2745 K. "İçtihat Metni"T.C. D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
2.… Köyü Muhtarlığı
3.… Köyü Muhtarlığı
4.…Köyü Köy Tüzel Kişiliği
5.… Köyü Muhtarlığı
Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Devlet Su İşleri 22. Bölge Müdürlüğü'nce 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 19. maddesine göre açık teklif usulüyle gerçekleştirilen 09/12/2020 tarihli "Giresun-Eynesil Sis Dağı Sel Kapanı Yapım İşi" ihalesinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi'nce verilen kararda; davalı idarece savunma dilekçesinde, projeye ilişkin ihaleyle ilgili olarak herhangi bir karar alınmadığı, teklif değerlendirme sürecinin devam ettiğinin belirtilmesi üzerine 02/06/2021 tarihli ara kararı ile, "Söz konusu ihaleye ilişkin teklif değerlendirme sürecinin tamamlanıp tamamlanmadığı, ihale sürecinin hangi aşamada olduğunun sorularak, eğer teklif değerlendirme süreci tamamlanmış ise, verilen tekliflere ilişkin bilgi ve belgeler, alınan nihai Komisyon Kararı ile teklif veren ve ihale üzerinde bırakılan kişi/firmalara ilişkin belgelerin gönderilmesinin istenilmesine" karar verilmesi üzerine davalı idarece verilen cevapta, ihalenin 09/12/2020 tarihinde gerçekleştirildiği ve henüz mali kontrol aşamasında olduğu belirtilerek, söz konusu iş ve işlemlere ilişkin bilgi ve belgelerin gönderildiği, tekliflerin değerlendirilerek ihalenin en düşük teklifi veren istekli üzerinde bırakıldığı, itiraz ve şikâyetlerin karşılandığı, kaldı ki ihalenin usulsüz olduğuna ilişkin olarak davacılar tarafından herhangi bir iddiada bulunulmadığı, dolayısıyla ihalenin usulüne uygun olarak gerçekleştirildiğinin anlaşıldığı,
Davacılar tarafından projeye ilişkin olarak, projeden etkilenecek veya etkilenmesi muhtemel halkın yaşadığı yerlerde mevzuat gereği uygun araçlarla halka duyuru yapılmadığı, proje ile ilgili olarak ÇED raporu alınıp alınmadığının bilinmediği, projenin Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğine tâbi bir proje olduğu ve projenin gerçekleştirilmesi durumunda çevre, doğal kaynaklar, varlıklar ve biyolojik çeşitlik üzerinde telafisi ve giderimi imkânsız tahribatlar ile ekolojik yıkımlar oluşacağı ileri sürülmüş ise de, söz konusu iddiaların, ihale aşamasına gelinmeden önce yapılan projeye, bu proje kapsamında değerlendirmesi yapılan ÇED kararına ilişkin olduğu, proje ve ÇED kararına ilişkin değerlendirme işlemine karşı dava açılmadığı gibi, söz konusu işlemlerin hukuka aykırı olduğuna dair yargı mercileri tarafından verilen bir kararın da bulunmadığı dikkate alındığında, ihaleye yönelik olmayan iddialara itibar edilemeyeceği, dolayısıyla dava konusu ihalede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, projeye ve çevresel etki değerlendirmesi yapılmamasına ilişkin iddialarının esasen ihalenin hukuka aykırılığını ortaya koyan iddialardan ibaret olduğu, dava dilekçelerinin ve davalarının tamamen yanlış değerlendirildiği, proje davaya konu edilebilecek bir idari işlem olmadığından projeye karşı, ÇED kararı bulunmadığından ÇED kararına karşı dava açılamadığı, projenin Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamında bulunan bir proje olduğu, çevresel etki değerlendirmesi yapılmaksızın veya bu yönde bir ÇED kararı alınmaksızın ihaleye çıkılmasının usul ve yasaya uygun olmadığının aşikâr olduğu, projenin Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamında kalan bir proje olup olmadığı hususunun alanında uzman bilirkişilerce incelenip değerlendirilmesi gerekirken bilirkişi incelemesi yaptırılmadan karar verildiği, projenin birçok yönden makul kabul edilemeyecek derecede büyük hatalar ve çevre bakımından kabulü mümkün olmayan ciddi tehlikeli riskler taşıdığı, aynı zamanda bir israf projesi olarak kamu kaynaklarının sonuç alınmayacak bir yatırıma harcanması sonucunu doğuracağı, projenin çevre açısından zarar oluşturmadığı bilimsel verilere dayalı olarak ortaya konulmadıkça davanın reddine karar verilemeyeceği, eksik inceleme ve hatalı değerlendirmelere dayalı olarak karar verildiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacıların duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü: HUKUKÎ DEĞERLENDİRME : İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;
1.Davacıların temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddi yolundaki … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4.Posta giderleri avansından artan tutarın davacılara iadesine,
5.Dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine,
6.2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 30/05/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.