Esas No
E. 2021/2153
Karar No
K. 2024/522
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/2153 Esas

KARAR NO: 2024/522 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI: 2021/56 Esas - 2021/655 Karar

TARİHİ: 14/07/2021 (Gerekçeli Karar) - (08/09/2021) Ek Karar

DAVA: Alacak (Uluslarası Hava Taşımacılığından Kaynaklı)
KARAR TARİH: 21/03/2024

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin İstanbul Atatürk Havalimanına 10.12.2018 günü, saat 22.00 sıralarında geldiğini ve Havana-Panama-Dominik şeklinde uçuş yapmak üzere başvurduğunu, daha öncesinde Küba Konsolosluğuna başvuran müvekkilinin ve nişanlısının vize almasına gerek olmaksızın 72 saate kadar Havana-Küba’da kalabileceğinin bildirildiğini, müvekkiline ısrar üzerine vize verildiğini, nişanlısına ise ihtiyaç olmadığı için vize verilmediğini, davalının ise nişanlısının vizesi olmadığı için uçağa almaktan kaçındığını, araç kiralayan müvekkilinin Ankara’ya vize için gittiği sırada, 11.12.2018 saat 09.00 itibarı ile konsolosluğun bu uygulamanın kabul edilemez olduğunu bildirdiğini, kendilerine davalı THY’nin hata yaptığı, 13.12.2018 tarihine müvekkilinin uçuşunun değiştirildiğinin bildirildiğini, böylece 2 gün sonra müvekkilinin ve nişanlısının uçuşa katıldığını, bu aksamadan müvekkilinin 440 USD-2.700 TL uçak bilet değişiklik bedeline katlandığını, 500 TL araç kiralama, 165 TL otel, 449,76 TL akaryakıt, 44,50 TL park ve gişe, 807,50 TL yiyecek masrafı olduğunu ve bunun toplam 4.666,67 TL hesaplandığını, ayrıca yaşanan gecikme nedeniyle toplantılarının ve iş görüşmelerinin aksadığını, prestij kaybına uğradığını beyanla 4.666,67 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminatın işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesi ile; müvekkilinin taşımasının İstanbul-Havana arasında olduğunu, Türkiye ve Küba açısından 4 sayılı Montreal Protokolü ile değişik Varşova Konvansiyonu hükümlerine göre ihtilafın çözümlenmesi gerektiğini, davacı ile müvekkili arasında bilet ve yolcu taşıma şartlarına göre akdi ilişki bulunduğunu, davacının zarar ziyan ve tazmin taleplerinin tüm delilleri ile ortaya konulması gerektiğini, müvekkilinin olayda hukuka aykırı eylemi bulunmadığını, vizesiz yolculara Havana’da giriş veya aktarma yapılmadığı için uygulamanın yerinde olduğunu, vizesi olmadığı için manevi zarar iddiasının haksız olduğunu, tüm davacı taleplerinin yersiz olduğunu beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 14/07/2021 tarih ve 2021/56 Esas - 2021/655 Karar sayılı kararında;"Dava; hava taşımacılığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 s.TMK m.6).Dosya tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde; davacının nişanlısı ile İstanbul Atatürk Havalimanına 10.12.2018 günü, saat 22.00 sıralarında gittiği ve Havana-Panama-Dominik şeklinde uçuş yapmak üzere başvurduğunu,nişanlısının vize almasına gerek olmaksızın 72 saate kadar Havana-Küba’da kalabileceğinin bildirilmesine rağmen, vizesi olmadığı için uçağa almaktan kaçındığını, araç kiralayan müvekkilinin Ankara’ya vize için gittiği sırada, 11.12.2018 saat 09.00 itibarı ile konsolosluğun bu uygulamanın kabul edilemez olduğunu bildirdiğini, kendilerine davalı THY’nin hata yaptığı, 13.12.2018 tarihine müvekkilinin uçuşunun değiştirildiğinin bildirildiğini, böylece 2 gün sonra müvekkilinin ve nişanlısının uçuşa katıldıkları konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacının bu aksamadan müvekkilinin 440 USD-2.700 TL uçak bilet değişiklik bedeline katlandığını, 500 TL araç kira, 165 TL otel, 449,76 TL akaryakıt, 44,50 TL park ve gişe, 807,50 TL yiyecek masrafı olduğu ve bunun toplam 4.666,67 TL maddi zararı olduğu iddiası bakımından dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi raporunda davacının Montreal Konvansiyonuna tabi bir taşımada taşıma sürecine kabul edilmediği, davalının kusurlu eylemleri sebebi ile uçağa alınmadığı ve 2 gün sonraki seferde yolculuğu tamamladığı, Gecikmenin yolculuk sürecinde değil, uçağa alınmama sebebi ile meydana geldiği gözetilerek, davacının zarar ziyan iddiası ve tazmin taleplerinin Yolcu Hakları kapsamından değerlendirildiği, Davacının 4.666,67 TL bilet değiştirme kaynaklı ve geçer sürede harcamalara dayanan maddi ve doğrudan zarar iddiasının somut olaya uygun kadri marufundan miktarlara işaret ettiği tespit edilmiştir.

Davacı nişanlısının uçuşa alınmaması nedeni ile yansıma yolu ile uğradığı zararları ispat etmiş olup bilirkişi raporundaki miktar da dikkate alınarak davacının açılan maddi tazminat davasının kabulüne, maddi zararı olarak 4.666,76-TL 'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. Davacının bu olay nedeni ile iş seyahatinde gecikme yaşadığı ve hem eşi ile hem de iş seyahat planının değişmesi nedeni ile 50.000,00-TL manevi tazminat talebinde bulunmuş ise de manevi sıkıntının tazminatı gerektirmesi için işin olumsuz sonuçlanmasının doğası gereği olan sıkıntıdan fazlaca bir sıkıntının meydana gelmesi gerekmektedir. Her ne kadar davacı ,iş seyahatinin programının değiştiğinden, ticari prestij kaybı yaşadığından ve iş bağlantılarını kaçırdığından ve nişanlısı ile stres ve sıkıntı yaşadıklarından bahsetmiş ise de bu konuyu ispatlar herhangi bir belge veya tanık söz konusu değildir. Böylelikle davacının dava konusu nedeniyle manevi zarar gördüğünü ispatlayamadığından ve manevi tazminatın manevi zararın tatmin amacına yönelik olup zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağından dolayı kişilik haklarına hukuka aykırı olarak yapılan bir saldırı olarak değerlendirilemeyeceğinden manevi tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir." gerekçesi ile maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin ise reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili 13/08/2021 tarihli tamamlama talepli dilekçesi ile; fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak şimdilik 4.666,76 TL maddi tazminat ve 50.000 TL manevi tazminat tahsilinin müvekkili ortaklıktan istendiği huzurdaki davanın yapılan yargılaması sonrasında; mahkemenin verdiği nihai kararda; "Maddi zararı olarak 4.666,76-TL 'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, açılan manevi tazminat davasının ise REDDİNE," karar verildiğini, mahkemece hüküm kurulurken manevi tazminat reddedilirken avukatla temsil edilen müvekkili ortaklık lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini, yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10. maddesi gereğince davalı lehine reddedilen miktar gözetilerek, vekalet ücreti bakımından lehe hüküm kurulması gerektiğini, bu itibarla HMK 305/A maddesindeki; "Taraflardan her biri nihai kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde yargıda ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda ek karar verilmesini isteyebilir." düzenlemesi gereğince AAÜT 10. maddesi uyarınca; manevi tazminatın reddi nedeniyle yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca avukatlık ücretine hükmolunması gerektiğini beyanla huzurdaki davada müvekkili kendisini vekille temsil ettirdiğinden ek bir kararla lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir.İlk Derece mahkemesinin 08/09/2021 tarih ve 2021/56 Esas 2021/655 Karar sayılı ek kararında; " HMK 305/A hükmün tamamlanması başlıklı 305/A maddesi; "(1) Taraflardan her biri, nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebilir. Bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir." şeklindedir.Davalı vekilinin talebi incelenmekle; mahkememizce 14.07.2021 tarihinde kısa kararın verildiği ve gerekçeli kararın yazıldığı, hükmün tamamlanmasının süresinde talep edildiği, mahkememizce manevi tazminat talebinin reddine karar verildiği halde sehven vekalet ücretine hükmedilmediği, davalı lehine "Davalı ... Anonim Ortaklığı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre reddedilen miktar üzerinden hesap edilen 4.080,00-TL ücreti vekaletin davacı ... tahsili ile davalıya verilmesine" ilişkin hükmün eklenmesine, " ibaresinin eklenmek sureti ile HMK madde 305/A uyarınca hükmün bu şekilde tamamlanmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir." gerekçesi ile; "Davalı vekilinin hükmün tamamlanması talebinin KABULÜNE, "Davalı ... Anonim Ortaklığı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre reddedilen manevi tazminat miktar üzerinden hesap edilen 4.080,00-TL ücreti vekaletin davacı ...'dan tahsili ile davalıya verilmesine" ibaresinin EKLENMESİNE, HÜKMÜN BU HALİ İLE TAMAMLANMASINA," karar verilmiş ve verilen ek karara karşı da davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili gerekçeli karara ve ek karara yönelik olarak sunduğu 29/09/2021 tarihli istinaf dilekçesi ile; Yerel mahkemece verilen gerekçeli karar ve ek kararın hukuka usule ve yasaya aykırı olduğunu, işbu kararlara karşı istinaf başvurusunda bulunma zaruretinin hasıl olduğunu; Gerekçeli Karara Karşı İstinaf Gerekçeleri; istinafa konu kararda maddi tazminat talebi kabul edilmiş olup, kararın bu kısmının kesin olarak verildiğini, maddi tazminat talebinin kabulünün davadaki haklılıklarını göstermesine karşın manevi zarar yönünden red kararı verilmesinin öncelikle kararı çelişkili hale getirdiğini, maddi zarara uğradıkları kabul edilirken müvekkilinin manevi zarara uğradığının kabul edilmediğini, kararın manevi tazminat yönünden gerekçesi hukuki dayanaktan yoksun olup, sunulan içtihatların da olaya uygun olmadığını, uluslararası taşımacılık durumlarında havayolu firmasının kusurlu olduğu hallerde olayın niteliğine göre manevi tazminata hükmedileceğinin Yargıtay içtihatları ile sabit olduğunu, huzurdaki davaya nazaran daha hafif görülebilecek bagaj kaybı kusurunda dahi manevi tazminata hükmedilen birçok emsal kararın mevcut olduğunu;Konuya ilişkin emsal olarak YHGK 07.02.2019 tarih ve 2017/1976 Esas - 2019/81 Karar sayılı kararının örnek olarak verilebileceğini, maddi vakıada müvekkilinin davacının önceden planladığı iş programlarının değişmesinin kendisinin ticari ilişkilerini olumsuz etkilediğini, müvekkilinin toplantılarını kaçırdığını, programına sadık kalamayıp mazeret sunan bir görüntü çizerek ticari prestij kaybı yaşadığını, kendisi için son derece önemli iş bağlantılarını kaçırdığını, müvekkilinin yurt dışında Washington'da ikamet eden bir şahıs olduğunu, nişanlısını, iş programları sürecinde yalnız bırakmamak için ülke dışına çıktığında kendisiyle beraber götürdüğünü, müvekkilinin Dominik Cumhuriyeti'nde iş görüşmesi olduğu gibi, dönüşte ABD'de de iş toplantısı olup Dominik Cumhuriyeti'nden ABD'ye dönüş biletinin bulunduğunu, davalının haksız uygulaması neticesinde gecikme yaşadığında ABD'ye dönüşünün de haliyle rötarlı olup dönüş biletini değiştirerek masraf ettiğini, iş programlarının bozulup o günlerde planladığı tüm toplantılarının iptal olduğunu;Yerel Mahkemece dikkate alınmamış bir hususun müvekkilinin seyahatinin iş seyahati olduğuna dair istinaf ilamı bulunuyor olması olduğunu, maddi vakıada dava konusu seyahatin iş sehayati olduğu yönünde mahkeme kararının mevcut olduğunu, huzurdaki dava konusu maddi vakıa yönünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 2020/1837 Esas - 2020/252 Karar sayılı ilamında yapılan değerlendirmede de dava konusu seyahatin ticari nitelikte olduğu hususuna değinildiğini; Bu kararın davacısının ..., davalı firmanın THY olduğu aynı olaya ilişkin yapılan değerlendirme olduğunu, iş seyahati amaçlı yolculuk ettiğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin kararı ile sabit olduğunu, davalı havayolu firmasının kusurlu davranışının yol açtığı stresin de ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 02.05.2019 tarih ve 2017/44 Esas - 2019/508 Karar sayılı kararında da; "uluslararası uçuş yapıldığı özel bir seyahatte dahi davalı firmanın kusurlu davranışlarının yol açtığı durum "...davacının huzur içinde tatil yapmaktan çok bagajına ulaşabilme çabasıyla ve giderek artan stres içinde seyahati tamamladığı aşikardır." denilerek bu stres olgusu dikkate alınarak manevi tazminata hükmedildiğini, bu içtihada konu maddi vakıadaki kusurun daha hafif olduğunu ve seyahatin turistik bir seyahat olduğunu, huzurdaki maddi vakıada ise ağır bir kusur bulunduğunu, müvekkilinin iş seyahatinin mahfolduğunun aşikar olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 08.04.2015 tarihli 2015/156 Esas - 2015/4884 Karar sayılı ilamında; yolcunun uçağa alınmayarak başka seferle uçuşun sağlanması dolayısıyla havayolu firması hakkında manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği yönünde karar verildiğini; Manevi tazminatın; zarara uğrayan kişinin çektiği acıyı, duyduğu elem ve üzüntüyü bir nebze olsa da dindiren, zarara uğratan olay sebebiyle oluşan ruhsal tahribatı onarmaya yarayan bir araç olduğunu, olayda programlarının değişmesinin müvekkilinin iş ilişkilerini etkilediğini, önceden planladığı toplantılarını kaçırdığını, programına sadık kalamayıp mazeret sunan bir görüntü çizerek ticari prestij kaybı yaşadığını, son derece önemli iş bağlantıları kaçırdığını, hayatında hiçbir toplantısına geç kalmayan disiplinli bir insan olan müvekkilinin bu stresi kaldıramadığını, bu durumun müvekkilinde ciddi manevi zarara neden olduğunu, iki günlük süreçte hem kendisinin hem de nişanlısının son derece yıprandıklarını, daha önce karşılaşmadıkları bir muameleye maruz kaldıklarını, Ankara’ya gidip gelerek ağır stres yaşadıklarını, bedenen ve ruhen yıprandıklarını, Türkiye’de bir yabancı olan müvekkilinin nişanlısının aşırı stres ve panik yaşadığını, müvekkilinin de bu durumdan son derece etkilenip, üzüntü ve elem duyduğunu, bu iki günlük aşırı stresten son derece yıpranarak psikolojisinin etkilendiğini, uzun süre işlerine dahi odaklanamadığını, davalı firmanın ağır hizmet kusuru nedeniyle müvekkilinin davacının yaşadığı üzüntü, elem ve yıpranmanın yol açtığı manevi zararların giderilmesini sebebiyle manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği görüş ve kanaatinde olduklarını; Ek Karara Karşı İstinaf Gerekçeleri; Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/09/2021 Karar tarihli Hükmün Tamamlanmasına İlişkin Ek Kararı ile manevi tazminatın reddedilmesi üzerine davalı firma lehine vekalet ücretine hükmedildiğini, ancak halihazırda manevi tazminata dair kararın kesinleşmediğini, davalı firma lehine hükmedilebilecek vekalet ücretinin ancak manevi tazminatın reddine dair kararın kesinleşmene bağlı olduğunu ve gerekçeli karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğundan bahisle işbu ek kararı da istinaf etiklerini ve gerekçeli karar ile birlikte ek kararın da kaldırılması gerektiğini beyanla Yerel mahkemece verilen 14/07/2021 tarihli gerekçeli kararın ve 08/09/2021 tarihli hükmün tamamlanmasına ilişkin ek kararın kaldırılarak, yeniden yapılacak yargılama neticesinde davanın kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, davacı ve nişanlısının davalı havayolu şirketinin Havana, Küba ve Panama aktarmalı İstanbul-Dominik Cumhuriyeti uçuşuna biletleri bulunmasına rağmen, davacının Dominik Cumhuriyeti vatandaşı olan nişanlısının Küba vizesinin bulunmadığından bahisle haksız olarak uçağa alınmaması ve uçuşun 2 gün sonra yapılması nedeniyle uçak bileti farkı, konaklama vs gibi masraflar yaptığı, iş görüşmelerinin ertelenmesi, toplantılarının aksaması nedeniyle prestij kaybına uğradığı ve stres altında psikolojisinin bozulduğundan bahisle maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin reddine, ek karar ile reddolunan manevi tazminat talebi yönünden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiş, davacı vekili gerekçeli kararın manevi tazminat talebinin reddine ilişkin kısmı ve ek karara karşı istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dosya kapsamı itibariyle; davalı havayolu şirketi çalışanının davacının nişanlısını vizesiz Küba'ya seyahat etmesi mümkün iken, aksi gerekçeyle uçağa almadığı, bu nedenle davacı ve nişanlısının uçağa binemedikleri ve bu süreçte konaklama, araç kiralama, bilet farkı vs gibi bir takım harcamalar yaptıkları ve hatanın düzeltilmesi üzerine uçuşun iki gün sonra yapıldığı sabittir.

TBK’nın 114/2. maddesi uyarınca, haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hallerine de uygulanır. Ancak, her sözleşmeye aykırılık tek başına manevi tazminatı gerektirmez. Manevi tazminata hükmedilebilmesi için aynı zamanda TBK'nın 58. maddesinde belirtilen şartlar dahilinde kişilik haklarına yönelik bir saldırının mevcudiyeti gerekir. Somut olayda davalının haklı bir sebep bulunmaksızın davacının nişanlısını uçuşa kabul etmeyerek asli edim yükümünü ihlal edip sözleşmeye aykırı davrandığı, bu sebeple davacının da uçağa binemediği, davalının çalışanı tarafından verilen yanlış bilgi nedeniyle davacının yoğun bir stres yaşadığı ve uçuşun iki gün geç olması nedeniyle planlarının aksamış olduğu iddiasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, bu hususun ispatı için ayrıca bir delil aranmasına gerek olmadığı, bu minvalde Mahkemece, yaşanan olayın ağırlığı ve neticeleri ile manevi tazminatın sebepsiz zenginleşme aracı olamayacağı da nazara alınarak manevi tazminat talebinin 4.000 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin hatalı olduğu anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararı ve ek kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının gerekçeli karar ile ek karara yönelik istinaf başvurusunun KABULÜNE;Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/07/2021 tarih ve 2021/56 Esas - 2021/655 Karar sayılı kararı ile 08.09.2021 tarihli ek kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA ve Dairemizce yeniden esas hakkında hüküm kurularak; 2-Davacının maddi tazminat talebinin KABULÜ ile 4.666,76 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,3-Davacının manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile 4.000 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 4-Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 592,02 TL karar ve ilam harcının dava açılırken peşin olarak yatırılan 933,58 TL harçtan mahsubu ile hazineye gelir kaydına, kalan 341,56 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,5- Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL başvuru harcı, 592,02 TL peşin nispi harç olmak üzere toplam 651,32 TL harcın davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 90,50 TL tebligat müzekkere gideri, 800 TL bilirkişi ücreti toplamı 890,50 TL'den davanın kabul edilen kısmı (%16) üzerinden hesaplanan 142,48 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen maddi tazminat miktarı üzerinden hesap ve takdir olunan 4.666,76 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesap ve takdir olunan 4.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddolunan manevi tazminat miktarı üzerinden hesap ve takdir olunan 4.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,10-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320 TL arabuluculuk ücretinden 1.108,80 TL'nin davacıdan, 211,20 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,11-Artan gider avansı bulunduğu takdirde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN: 12-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 13-Davacı tarafından sarf edilen 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 64,60 TL dosyanın istinafa gidiş dönüş masrafı olmak üzere toplam 226,7‬0 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 14-Artan gider avansı bulunduğu takdirde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 15-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 21/03/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog