45. Hukuk Dairesi

Dava, 2004 sayılı İİK'nın 178/1 ve 179. maddeleri ile 6102 sayılı TTK'nın 376/3. maddesi gereğince davacı şirketlerin borca batık olduğundan bahisle iflasına karar verilmesi istemine ilişkindir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan, 6102 sayılı TTK ‘nun 376. maddesinin 3. fıkrasında, şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa, yönetim kurulunun, aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hemde muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkartılacağı, bu bilançodan aktiflerin, şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması halinde, yönetim kurulunun bu durumu şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesine bildireceği ve şirketin iflasını isteyeceğine yer verilmiştir.Davaya konu somut uyuşmazlıkta, davacı, ticari işlerinin kötüye gitmesi nedeniyle borçlarını ödeyemez ve borca batık duruma düştüğünü belirterek ''borca batıklık'' ile "aciz hali" nedeniyle doğrudan iflasını talep etmiştir.Somut olayda; davacı şirketin sicil adresine göre İİK'nun 154. maddesi uyarınca davanın yetkili mahkemede açıldığı, İİK nın 178/2. Maddesinde yapılan atıfla aynı yasanın 166.maddesi uyarınca usulen ilanlar yaptırılmış, davacı tarafın iflas avansını yatırmış olduğu dosya kapsamında sunulan delillerden anlaşılmıştır İİK'nın 179. maddesi uyarınca iflasa karar verilebilmesi için şirketin borca batık durumda olması gerekir. Aciz hali borçlunun ödeme araçlarından yoksunluğu nedeniyle, derhal ödemesi gereken para borçlarını ödemek konusundaki iktidarsızlığıdır, borca batıklıkta ise, borçlunun malvarlığındaki aktif değerler toplamının, pasif değerler toplamını karşılayamaması durumudur. Borçlunun aciz hali ne kadar ağır olursa olsun (İİK.nun 178/III deki durum olmadıkça) kendi iflasını isteyen borçlu aciz halinde bulunduğunu ispat etmek zorundadır. İflas talebi üzerine mahkemede bilirkişi incelemesi yaparak iflas talebinin yerinde olup olmadığını belirler. Borca batıklığın tespiti için TTK'nın 324. maddesi uyarınca bir borca batıklık bilançosu hazırlanmalıdır. TTK'nın 324. maddesine göre borca batıklık bilançosunda aktiflerin rayiç değerden bilançoya geçirilerek borca batıklık bilançonun çıkarılması gerekir. Böyle bir talep üzerine mahkemece, bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmelidir. Bunun için mahkemeye ibraz edilen bilanço üzerinde mahallinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Borca batıklık, TTK’nın 324. maddesinde gösterilen şekilde varlıkların rayiç değerini belirlemek ve İİK’nın 178/1. madde ve fıkrasında belirtilen alacaklılar listesinde gösterilenler ile gerçek anlamda tesbit edilebilecek diğer borçların tutarına göre belirlemelidir. Borca batıklıktan kurtulma ise tüm borçların ödenmesi anlamına gelmeyip, aktifin pasiften fazla olmasını ifade eder. Bir sermaye şirketinin borca batıklık bildiriminde bulunarak iflasını istemesi halinde, bu durumun mahkemece re’sen tespiti gerekir. Bu tesbitin yapılmasında, davacının sunduğu delillere ek olarak, mahkemece gerekli görülen diğer delillerin toplanması, bu kapsamda ilgisi görülen kamu kurumlarından alınacak bilgiler, yapılacak keşif ve mahkemece atanacak bilirkişilerce düzenlenecek raporlar da değerlendirilmelidir. Borca batıklığın tesbitinde sadece davacının kayıtlarına değil, varlıklarının rayiç değerlerine de özellikle bakılmalı, bu noktada, konusunda uzman bilirkişilerin görüşüne başvurulmalıdır. Dava teorisindeki genel ilkenin bir istisnası olarak, borca batıklık sadece dava tarihi itibariyle değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de dikkate alınarak belirlenmelidir." (Bkz. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2013/1607-1904 E. K. sayılı ilamı)Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup mali müşavir ile işletme uzmanı bilirkişilerden alınan müşterek raporda özetle ; "TTK m. İİK m.179 gereğince, davacı şirketin tüm aktiflerinin satışa esas muhtemel değerleri (rayiç bedelleri) üzerinden hesaplanması, buna göre davacı şirketin borca batık olup olmadığının tespiti yönündeki görevlendirilmemiz üzerine, belirtilen adreste yerinde keşif icra edildiği, keşfen yapılan incelemelerde davacı şirketin merkez adresinde faaliyet göstermediği tespit edildiği, yerinde yapılan incelmede, davacı şirkete ait belgeler ibraz edilmiş olsa da hiçbir evrak dava konusu ile doğrudan ilgili olmadığı gibi davacı şirketin beyannameleri, ticari defter ve belgeleri ibraz edilmediği, inceleme Beylikdüzü Vergi Dairesine yazılan müzekkereye verilen 22.03.2022 tarihli cevabi yazısının ekinde olan geçmiş beş yılı kapsayan beyannameler üzerinde yapıldığı, Beylikdüzü Vergi Dairesinin 2022 tarihli cevap dilekçesin ekinde olan vergi beyannameleri incelendiğinde en son 2014 yılı kurumlar vergi beyannamesinin davacı yanca beyan edildiği anlaşıldığı, 2014 yılından sonra davacı adına verilmiş beyanname olmadığı celp edilen vergi dairesi cevap yazısından anlaşıldığı, ayrıca davacı şirketin vergi beyannamelerini beyan eden mali müşavirlik ofisine de ulaşılamadığı, dolayısıyla yerinde yapılan incelmede de davacı yanca tarafıma bilgi belege sunulamadığından en son verilen 2014 yılı beyannamesi üzerinden bilanço ve gelir tablosu değerlendirildiği, buna göre kaydi değerlere borca batık durumda olmadığı, davacı şirketin kaydi bilançolarında kayıtlı olan, stok ve maddi duran varlıklara ulaşılmadığı gibi bu konuda bilgi de verilmediği, dolayısıyla kaydi değerlerde yer alan taşıt, stok gibi varlıların değerlemesi, tespiti yapılamadığından davacı şirket tarafında “Stok ve Maddi Duran Varlıklar” gösterilmediğinden dolayısıyla rayiç değer tespiti yapılamadığından rayiç bilançonun hazırlanması bu aşmada mümkün olamadığı, ayrıca davacı şirketin de adresinde olmadığı anlaşıldığı, zira, şirketin aktifinde kayıtlı olan stok, taşıtlar gibi duran varlıkların haczedilme durumu mu söz konusu oldu veya başkaca nedenlerle şirketten mi çıkarıldığı noktasında da bir bilgiye erişilemediği, tüm bu tespitler ışığında, davacı şirketin rayiç değerlere göre hazırlanmış bilanço ve şirketin borca batık olup olmadığı hususu tespit edilemediği, celp edilen vergi dairesi, ticaret sicil kayıtları incelendiğinde davacı şirketin en son 2015 yılında aktif olarak faaliyetine devam ettiği, 2015 yılından dava tarihine kadar şirketin fiilen var olmadığı anlaşıldığı, İİK 178m. ve m.179'a göre davacı şirketin aciz halinde olduğu değerlendirilerek kendi iflası iflas koşullarının oluştuğu " yönünde kanatine varılmıştır.Mahkemece, davacının, mal varlığına ilişkin belgeleri sunamadığı, mevcut bilançoya göre borca batık durumda olduğu ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de davacı, mali müşavir/bağımsız denetçi ... tarafından hazırlanan uzman görüşü ile 31/03/2015 tarihi itibariyle borca batıklık finansal durum analiz raporu uyarınca şirketin borca batık durumda olduğunu bildirerek iflasını talep ettiğine göre mahkemece muhakkak net bir şekilde borca batıklık durumunun tespit edilmesi gerekmektedir. İflas, kamu düzenini ilgilendiğinden mahkemece resen araştırma yapma ilkesi gereği mahkemenin her türlü ihtimali düşünerek tüm delilleri toplama, araştırma ve değerlendirme yapması zaruridir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 03/11/2016 tarih 2015/5758 E. 2016/4864 K. Sayılı ilamında ifade edildiği şekilde, " dava teorisindeki genel ilkenin bir istisnası olarak, borca batıklık sadece dava tarihi itibariyle değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de dikkate alınarak belirlenmeli, davacı şirketin mevcut kayıtları; mahkemece ulaşılabilecek tapu, trafik, sanayi ve ticaret odaları, ticaret sicil kayıtları gibi hakkında bilgi alınabilecek belgeler, varlık kalemlerinin rayiç değerlerine ilişkin uzman (teknik) bilirkişi görüşleri ve somut olay bakımından özellik arz edebilecek diğer verilerin toplanmasından sonra, konusunda uzman bir bilirkişi heyetinden alınacak teknik, detaylı ve denetime elverişli rapor sonucuna göre borca batıklığın tespiti ile varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir." Öte yandan her ne kadar ticari defter kayıtlar ibraz edilmemiş olsa da bu kayıtlara ulaşılamamış olması durumunda şirkete ait bilançoların vergi dairelerinden temin edilmesi mümkündür. Nitekim Beylikdüzü Vergi Dairesinin 2022 tarihli cevap dilekçesinin ekinde olan vergi beyannameleri incelendiğinde en son 2014 yılı kurumlar vergi beyannamesinin davacı yanca beyan edildiği, 2014 yılından sonra davacı adına verilmiş beyanname olmadığı, bilirkişi raporunda belirtildiği gibi şirketin 2015 yılından itibaren aktif olarak faaliyetine devam etmediği görülmüştür. Hükme esas alınan en son verilen 31/12/2014 tarihi itibariyle Kurumlar Vergisi beyannamelerinden tespit edilen karşılaştırmalı kaydi bilançoya göre şirketin özkaynakları 2014 yılı sonunda toplam (+) 39.063,84 TL olduğu, diğer bir ifade ile şirketin borca batık durumda olmadığı tespiti yapılmış ise de dosyaya sunulan mali müşavir/bağımsız denetçi ... tarafından hazırlanan 31/03/2015 tarihi itibariyle borca batıklık finansal durum analiz raporunda, şirketin uzun dönemdir faaliyet göstermediğinden stoklarda gözüken (ilk madde malzeme : 941.871,46 TL) rakam, kaydi bir rakam olup şirketin gerçekte herhangi bir stoku bulunmadığı, maddi duran varlıklarda şirketin ... marka kamyoneti bulunmaktayken 16/01/2015 tarihinde Bakırköy ... Noterliğinden 16/01/2015 tarih ... yevmiye numarası ile araç satış sözleşmesi ile satılmış olduğu fakat kayıtlardan düşülmediği tespiti yapılmıştır.O halde, yukarıda ayrıntılı ifade edildiği üzere mahkemece ulaşılabilecek tapu, trafik, sanayi ve ticaret odaları, ticaret sicil ve banka hesap kayıtları gibi hakkında bilgi alınabilecek belgeler ile üzerine kayıtlı gözüken aracın satışana ilişkin Bakırköy ... Noterliğinden 16/01/2015 tarih ... yevmiye numarası ile düzenlenen araç satış sözleşmesi temin edildikten sonra, davacının faaliyetine devam edip etmediği belirlenerek buna göre, konusunda uzman bir bilirkişi heyetinden alınacak teknik, detaylı ve denetime elverişli rapor yahut mevcut bilirkişi heyetinden alınacak ek sonucuna göre borca batıklığın tespiti ile varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Diğer yandan, davacı borca batıklığın yanında aciz durumda olduğunu belirterek İİK 178/1 maddesi uyarınca iflasını talep etmiştir. İİK 178/f.1 bentte düzenlenen borçlunun iflasını istemek zorunda olmadığı yani iflasın istenmesi borçlu ihtiyarında olduğu, diğeri ise İİK 178/f.3 bentte düzenlenen iflasın istenmesi zorunlu olduğu durumlardır. İİK 178/1.f de iflasa tabi bir borçlu, aciz halinde bulunduğunu bildirerek yetkili ticaret mahkemesinden iflasını isteyebilir. " Aciz halinden maksat, borçlunun muaccel borçlarını ödeme imkanından yoksun bulunması ve bu durumun süreklilik taşımasıdır." ( Mahmut ÇOŞKUN, Konkordato ve İflas, 2. Baskı, Ankara 2019, S. 739) Bu durumda iflasına karar verilmesini talep eden borçlu, iflas talebine mal beyanını ekler, bu mal beyanında bütün aktif ve pasifi ile alacaklarının isim ve adreslerini gösterir. Borçlu, mal beyanını mahkemeye ibraz etmedikçe ve aciz halinde olduğunu kanıtlamadıkça hakkında iflas kararı verilmez. ( İİK 178/1.f) "06.06.1985 tarih ve 3222 sayılı Kanun, md. 22 ile İİK'da yapılan değişiklik sırasında; borçlunun aciz halinde olduğunun mal beyanının ibrazı ile ispatlanması gerektiği kabul edilmiştir. 3222 sayılı Kanunun gerekçesinde de belirtildiği üzere böylelikle kötü niyetli borçluların alacaklılarını zarara uğratmak amacıyla aciz halinde olduklarını ileri sürerek iflaslarını istemeleri halinde ortaya çıkabilecek sakıncalar ortadan kaldırılmak istenmiştir." ( Timuçin MUŞUL, İflas ve Konkordato Hukuku, 2. Baskı, Ankara 2019, S. 87 ) Bu durumda, davacının, İİK’nın 178/1. fıkrasında belirtilen bütün aktif ve pasifi ile alacaklıların isim ve adreslerini gösteren mal beyanı da getirtilerek dosyaya sunulan davacı şirket aleyhine başlatılan icra takip dosyalarının akıbeti araştırılarak yasanın aradığı şekilde iflas şartları oluşup oluşmadığı tespit edilmesi gerekmektedir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap