5. Ceza Dairesi
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: Hükme dayanak yapıldığı anlaşılan 30/05/2008 tarihli mühürleme ve 05/08/2008 tarihli mühür bozma tutanaklarının asılları veya onaylı suretleri dosyaya getirtilmeden hüküm kurularak CMK'nın 209. maddesine aykırı davranılması, Sanıkların inkara yönelik savunmaları karşısında; tutanak tanıkları dinlenip tutanağa konu yerin fiilen mühürlenip mühürlenmediğinin araştırılması ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken eksik tahkikat ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Kabule göre de; Karar yerinde sanıklar haklarında belirlenen adli para cezalarının tayini sırasında uygulanan kanun ve maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK'nın 232/6. maddesine muhalefet edilmesi, Sanıklar müdafiin esas hakkındaki savunmasında yer alan, “TCK'da belirtilen lehe hükümlerin sanıklar hakkında tatbikini talep ediyoruz” şeklindeki isteğinin takdiri indirim nedenleri ile para cezasının taksitlendirilmesini de içerdiği gözetilerek, TCK'nın 62. maddesi uyarınca sanıkların geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama süresindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki etkileri gibi hususları içeren takdiri indirim nedenlerinin varlığı ile TCK'nın 52/4. maddesi gereğince sanıkların ekonomik ve şahsi halleri gözönünde bulundurularak sanıklara verilen adli para cezalarının taksitlendirilmesinin gerekip gerekmediği hususları açıkça tartışılıp kararda gösterilmeden, “Sanıklar hakkında başkaca artırım veya indirim nedenlerinin de uygulanmasına yer olmadığına,” biçimindeki yasal olmayan yetersiz gerekçe ile hüküm kurulması, 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için, aynı maddenin 6. fıkrasında zararın ödenmesi koşulu öngörülmüş ise de, bu koşulun aranabilmesi için suçun niteliği veya işleniş biçimine ve doğurduğu sonuçlarına göre ortada maddi bir zararın bulunmasının zorunlu olduğu, buna karşın mühür bozma suçunun kamu güvenine karşı suçlar arasında yer alıp, kamu idaresinin mühür koymaya yönelik iradesine karşı işlenmesi nedeniyle, mühür bozma eyleminin meydana getirdiği bir zarardan söz edilemeyeceği gözetilerek, daha önce işlediği kasıtlı bir suç bulunmayan sanıkların kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyecekleri hususunda ulaşılacak kanaate göre, hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, 231/6. maddedeki objektif ve subjektif koşullar değerlendirilmeksizin, dosya içeriğine uymayan “ruhsatsız olarak inşaa ettikleri yapının eski hale getirilmesi suretiyle zararın giderilmesi söz konusu olmadığından haklarında CMK'nın 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına” şeklindeki gerekçe ile sanıklar haklarında 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi, Suçu birlikte işleyen sanıkların neden olduğu yargılama giderinin “ayrı ayrı” yerine “müteselsilen” alınmasına hükmedilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 326/2. maddesine aykırı davranılması, Kendisini vekille temsil ettiren katılan idare lehine vekalet ücretine hükmolunmaması, Kanuna aykırı ve sanıklar müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, HSYK'nın 12/07/2011 gün ve 233 sayılı kararıyla Şişli ilçesi Adli teşkilatı kapatılarak İstanbul Adliyesi ile birleştirilmesine karar verildiğinden dosyanın Şişli 11. Asliye Ceza Mahkemesi yerine kurulan İstanbul 34. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine, 26/09/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın