11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2009/8965 E. , 2011/2222 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Milas 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.02.2009 tarih ve 2005/154 - 2009/46 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin anne ve babasının davalıların maliki ve işleticisi olduğu otobüsle yolculuk yaptıkları sırada meydana gelen trafik kazasında öldüklerini, davacıların destekten yoksun kaldığı gibi, büyük manevi acı yaşadıklarını ileri sürerek, 31.204,00 Pound desteklen yoksun kalma, 32.000,00 Pound manevi tazminatın davalılardan temerrüt faiziye tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Pamaş Pamukkale Taşımacılık A.Ş. vekili, davanın reddini istemiş, diğer davalı davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıların ve ölenlerin yaşları ve delil durumu göz önüne alındığında davacıların geçimlerinin tamamen veya kısmen ölenler tarafından sağlandığına dair belge bulunmaması nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatının ispatlanamadığı, davacıların anne ve babalarının ölümü nedeniyle üzüntü duydukları, uğradıkları bu acı ve üzüntünün bir ölçüde giderilebilmesi için manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği, kazanın meydana geliş şekli, ölenlerin Türkiye'de bulunma sebebi, yaş ve ekonomik durumları göz önüne alınarak ve olayın haksız fiil sonucu meydana gelmesi nedeniyle yabancı para birimi üzerinden manevi tazminata hükmedilemeyeceği gerekçesiyle destekten yoksun kalma tazminat isteminin reddine, herbir davacı için 250,00 TL manevi tazminatın 03.05.1995 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılalardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Dava, davalıların işleteni ve maliki olduğu otobüste davacıların anne ve babasının ölmesi nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Borçlar Kanunu’nun 47.maddesi hükmüne göre hakimin özel durumları göz önünde tutarak hükmedeceği manevi tazminat miktarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Mahkemece, yazılı gerekçelerle, yazılı manevi tazminat miktarına hükmedilmiştir.
Oysa, mahkemece, toplam 32.000,00 Pound manevi tazminat istemine karşılık, 1.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin, somut olayın özelliklerine, davacıların olaydan etkileniş derecesine, sürücünün kusur oranına ve olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşmediğinin gözetilmesi, davacılar yönünden daha ılımlı ve adalete uygun, makul bir manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken, yazılı manevi tazminat miktarına hükmedilmesi doğru olmamış, kararın davacılar yararına bozulması gerekmiştir.