Aramaya Dön

13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız----- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.

Devam etmek için kayıt olun

Ücretsiz hakkınızı kullandınız.

Kayıtlı kullanıcılar günde 3 arama yapabilir ve 30 belgeye kadar görüntüleyebilir.

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap
Karar Etiketleri
21.03.2024 REDDİNE YERELHUKUK DIGER Ticaret Hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 6100 sayılı HMK'nin 106 ve 2004 Sayılı İİK'nin 72/1-3 maddeleri gereğince açılmış Menfi Tespit ( Ticari İlişkiden Kaynaklanan) İstemine İlişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen gözetilmesi gereken başta HMK'nin 114 ve 115.maddeleri gereğince dava şartları ile harç, sıfat gibi hususlar incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve daha önce dava tarihi itibarıyla ihtiyari olarak gidildiği kabul edilen arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez HMK'nin 320/2 maddesi gereğince vaki sulh davetine rağmen duruşmaya katılan taraf vekillerinin uyuşmazlığı sulh yoluyla çözmek istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek, deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Dava; 2004 Sayılı İİK'nin 72.maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, davanın dayanağı-----İcra Dairesinin ----- Esas dosyası UYAP sistemi üzerinden getirtilerek incelenmiştir. Dosya kapsamı ve icra dosyası üzerinde yapılan incelemede; davalı tarafından davacı aleyhinde 30/06/2020 tarihli banka dekontu ile gönderilen paranın sebepsiz zenginleşme nedeniyle iadesi için genel haciz yolu ile takip başlatıldığı anlaşılmıştır.Bilindiği üzere Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6100 sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamından aleyhinde hüküm verilen davalı şirket sorumlu tutulmuştur. Ayrıca bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 6102 sayılı TTK'nin 83-85 maddeleri ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve bu minvalde dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. ----- Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen SMMM ---- tarafından hazırlan 21/08/2021 tarihli raporda özetle taraflanın ticari defter ve belgelerinin usulüne uygun olarak tutulduğu ve delil kabiliyeti bulunduğu, buna göre davacının 10.000,00 TL alacağının bulunduğu, daha sonra banka hesabına gönderilen 10,000,00 TL miktarın geçte olsa tahsilat olarak kaydedildiği ve böylece alacak bulunmadığı, davacının davalıya iki adet fatura düzenlediği ve bunları BS olarak vergi dairesine beyan ettiği, davalı tarafın işbu faturaları iade etmediği gibi ,BA olarak beyanda da bulunmadığı yönünde tespit ve görüşlerini içeren rapor verilmiştir. Mahkememizce bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliği edilerek vaki beyan ve itirazlar değerlendirilmiştir. Ayrıca uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasındaki fiil ve hukuk ilişkiler yönünden tanıklar da dinlenmiştir. Ayrıca davacı isticvap edilerek olaya ilişkin beyanı alınmıştır. Gerek tanık beyanları gerekse isticvap beyanına göre tarafların davacının da kat maliki olduğu ---- - 949 ada 75 parsel üzerindeki ----- Apartmanın kentsel dönüşüm kapsamında yeniden yapılması işi için hukuki ve ilişki içinde oldukları , davacının davalı şirkete bu kapsamda mimarlık hizmeti verdiği , davalı müteahhit şirketin diğer kat malikleri ile anlaşma sağlanamadığından müteahhitlik işini alamaması üzerine , işbu iş için yaptığı masraf kapsamında ödediği parayı geri almak düşüncesiyle icra takibine giriştiği değerlendirilmiştir. Takibin dayanağının banka havale dekontu olduğu açıktır. Bilindiği üzere havale bir borç ödeme vasıtası olup (TBK 555 m.) havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Bu yasal karinenin tersini, yani havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını ileri süren havale eden, bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. (HGK 09/06/2004 tarih, -----.) İcra takibine dayanak banka dekontunda paranın gönderiliş nedeni olarak' 949 ada 75 parsel kat karşılığı mukavele" şeklinde açıklamaya yer verilmiş olup işbu açıklama da diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde iddiayı doğrular mahiyette görülmüştür. Kaldı ki, davacı taraf aldığı işbu parayı ticari defterlerine kaydetmek suretiyle muhasebeleştirmiş olup davalının paranın kira için gönderildiği savunması, davalı tanığının ise paranın etüt proje için gönderildiği beyanı karşısında dekonttaki açıklama ile oluşan işbu çelişkilere göre de, davacının sebepsiz zenginleştiğinin ve aldığını geri vermek zorunda olduğunun ispatlandığını söylemek olanaksızdır. Böylece ispat yükü üzerinde olan davalı taraf davaya konu alacağın varlığını ve miktarını ispat edememiştir. Bu tespitlerden hareketle delillerin inceleme sırası gözetildiğinde bilindiği üzere bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf o vakıayı başka delillerle ispat edemezse diğer tarafa yemin teklif edebilir. Yemin teklifini ispat yükü kendisine düşen taraf yapar. Yemin teklifine dayanan taraf bunu dava dilekçesinde veya cevap dilekçesinde açıkça belirtmesi gerekir. Mahkeme ancak bu halde (dava dilekçesinde veya cevap lahiyasında yemin deliline dayanıldığının bildirilmesi halinde) yemin teklifini hatırlatmakla yükümlüdür. Kendisine yemin teklif edilen taraf, yemin teklifinin kabulünden sonra, usulüne uygun biçimde (6100 sayılı HMK m. 233) yemin eder ise yemin teklif eden tarafın iddia ettiği vakıanın mevcut olmadığı kesin delil ile ispat edilmiş olur. Yemin teklif eden taraf, bundan sonra iddiasını ispat için başkaca delil gösteremez. Bu ilkeler gereğince mahkememizce cevap dilekçesinde yemin deliline dayanıldığından davalı vekiline işbu kesin delil niteliğindeki ispat vasıtası da hatırlatılmış ancak davalı vekilinin yemin teklif etmediklerine dair beyanı tutanağa derc edilmiştir. Binaenaleyh, 4721 Sayılı TMK'nin 6. ve 6100 Sayılı HMK'nin 190, 225 vd maddeleri nazarında davalı tarafından icra takibine konu alacak usulüne uygun olarak ispat edilemediğinden davanın kabulü ile; 6100 Sayılı HMK'nin 106 ve 2004 Sayılı İİK'nin 72/1 maddeleri gereğince;-----İcra Dairesinin----- esas sayılı dosyasından dolayı davacı ---- davalı ----- borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.Davacının tazminat talebine gelince ; bilindiği üzere 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu HMK md.320/2 TTK md.4/2 TTK md.83 HMK md.106 K6100 md.72/1 K6102 md.4/2 HMK md.341 İİK md.72/1 HMK md.114 TBK md.555 K6100 md.322 HMK md.222 HMK md.333 K6100 md.222 K6100 md.333 HMK md.297/2 K6100 md.297/2 K6102 md.85 K2004 md.72 K6100 md.3 HMK md.316 İİK md.72/4 HMK md.190 K6100 md.190 HMK md.332/1 K6100 md.332/1 İİK md.72