45. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/182
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı çalışan ...’un işçilik alacakları talebiyle davacı şirkete dava açtığını, üst işveren alt işveren ilişkisinin olduğu işyerinde güvenlik görevlisi olarak hizmet veren dava dışı çalışanın son olarak davacı şirketin alt işverenliğinde Devlet Hava Meydanları İşletmesi'nin üst işverenliğinde çalıştığını, dava sonucu işçilik alacaklarının son alt işveren olması nedeniyle davacı şirketçe ödenmesine karar verildiğini, ancak davacı şirketin bu kararda kendi çalışma dönemine ilişkin olmayan işçilik alacaklarını da ödemek mecburiyetinde kaldığını, işçilik alacaklarına ilişkin davada alınan bilirkişi raporuna göre 15.04.2009 - 31.12.2014 tarihleri arasında davalı şirkette çalışan dava dışı personelin davacı şirkette 1 sene bile çalışmadığını, yerleşik Yargıtay içtihatları ve Türk Borçlar Kanunu uyarınca davacı şirketin kendi çalışma dönemindeki işçilik alacaklarından sorumlu olduğunu, davacının bu döneme ilişkin bedelleri icra tehdidi altında ödemek zorunda kaldığını, şimdilik 1.000,00 TL'nin davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini dava etmiştir.
Islah Dilekçesi: Davacı vekili tarafından sunulan 15.07.2019 havale, 16.09.2019 dosyaya kayıt tarihli ıslah dilekçesi ile, dava açılış değeri olan 1.000,00 TL'nin dava tarihinden, 16.818,17 TL'nin ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı işçinin davalı ile DHMİ arasında imzalanan hizmet alım ihalesi kapsamında ihale süresince davalı şirket bünyesinde istihdam edildiğini, davalı şirketin DHMİ bünyesindeki ihale süresini 31.12.2013 tarihinde sona erdiğini, yasa gereği devreden işverenin işçilik alacaklarından sorumluluğunun devir tarihinden itibaren 2 yıl olup, davalı şirket açısından bu sorumluluğun 31.12.2015 tarihinde sona erdiğini, davalı şirketin dava dışı işçinin rücu davasına konu işçilik alacağı bakımından herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, dava dışı işçinin asıl işvereninin DHMİ olduğunu, davalı şirketin DHMİ ile yapılan ihale sözleşmesi ile belirlenen ödemelerin tamamını yaptığını, davacı tarafın dava dışı işçiye ücret kesintisi ve ücret düşürülmesinden kaynaklı eksik ödenen ücret alacağı ödemesi yapıldığını, dava dışı işçinin davalı şirket bünyesindeki çalışmalarına ilişkin fazla çalışma ve genel tatil ücreti alacağı bulunmadığını, dava dışı işçinin fazla çalışması durumunda buna ilişkin ücretlerin ödendiğini, 6552 Sayılı Kanunun 8. maddesinde kamu idarelerinde çalışan işçilerin kıdeminin son üst işveren olan kamu idaresi tarafından ödeneceğinin, birden çok kamu kurum ve kuruluşunda çalışmış ise son kamu kurum ve kuruluşu tarafından ödenmesi gerektiğinin hükme bağlandığını, bu durumda dava dışı işçiye ödenen kıdem tazminatının tamamından asıl işveren Devlet Hava Meydanları İşletmesi'nin sorumlu olduğunu, davacının talepleri bakımından zamanaşımı itirazında bulunulduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece ''... taraflar arasındaki uyuşmazlığın, dava dışı ... davacı tarafından yapılan ödemenin davalıdan rücuen tahsiline ilişkin olduğu, davalı alt işveren ile davacı arasında imzalanan sözleşmede bu hususta hüküm bulunmadığı anlaşılmaktadır. Sözleşmede hüküm bulunmayan durumlarda ise uyuşmazlığın genel hükümlere göre çözülmesi gerektiği Yargıtay içtihatları ile sabittir.
Bu kapsamda Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2015/7308 Esas Sayılı kararı ve benzer nitelikteki kararlar da dikkate alınarak davacının davacı dışı ... yüklenicinin çalıştırdığı dönemde sorumlu olduğundan bahisle 25.06.2019 tarihli rapor ile Bakırköy 11. İş Mahkemesinin 2015/2 Esas sayılı dosyası dikkate alınmakla birlikte bilirkişi raporunda belirtildiği gibi davalının asıl işveren ile birlikte sorumlu olduğu miktarın 8.691,53-TL kıdem tazminat, 3.252,34-TL fazla mesai alacağı, 454,63-TL genel tatil ücret alacağı, 3.000,00-TL ücret kesinti alacağı olduğunun tespit edildiği, toplam 15.398,5-TL sorumluluğunun odluğu tespit edilmesine rağmen davacı tarafından davalının sorumluluğunda olmayan alacaklar bakımından da ıslah yapıldığı anlaşılmakla dava dışı ...'ye yapılan ödeme nedeni ile davacı tarafça davalı şirketten rücu hakkı olduğundan davanın kısmen kabulüne 15.398,50-TL alacağın 1.000,00 TL'sinin dava, bakiye kısmın ıslah tarihi olan 16.07.2019 tarihinden davalıdan alınarak davacıya ödenmesine" dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin DHMİ bünyesindeki ihale süresi 31.12.2013 tarihinde sona erdiği, yasa gereği devreden işverenin işçilik alacaklarından sorumluluğu devir tarihinden itibaren 2 yıl olup, davacı şirket açısından bu sorumluluk 31.12.2015 tarihinde sona erdiği ve dolayısıyla davalı şirketin dava dışı işçinin rücu davasına konu işçilik alacakları bakımından herhangi bir sorumluluğu bulunmadığı, davalının dava dışı DHMİ ile yapılan ihale sözleşmesi gereğince belirlenen ödemelerin tamamını yaptığını, işçilik alacakları konusunda sorumluluğun bulunmadığını, husumet itirazında bulunduklarını, işçiye ödenen kıdem tazminatının tamamından münhasıran DHMİ'nin sorumlu olduğunu, davalının sorumlu tutulması halinde ise % 50 oranında asıl işveren ile sorumluluğun paylaştırılması gerektiği belirtilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesi ve iş mahkemesi ilamı gereğince, dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarının rücuen tahsili istemine ilişkindir.Uyuşmazlık, davacı tarafından ödenen işçilik alacağından ve yargılama ve takip giderlerinden kimin ne oranda sorumlu olduğu hususundadır. Taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmeleri, eki niteliğinde şartnameler incelendiğinde; işçiye ödenen dava konusu bedellerden asıl işverenin de sorumlu olduğuna dair bir hüküm yer almadığı aksine sözleşmelerin eki mahiyetindeki DHMİ Genel Müdürlüğü Özel Güvenlik Hizmeti Satın Alınması İşine Ait Teknik Şartname'nin 10.11. maddesinde; "Yüklenici istihdam ettiği Özel Güvenlik personelinin İş Kanunu, SGK mevzuatı diğer kanun ve mevzuatlarla belirlenen uygulamalar, tüm hak ve alacaklar bakımından muhatabı ve sorumlusudur. Personelin 4857 sayılı İş Kanunu ve ilgili yönetmeliklerden doğan tüm ekonomik ve sosyal haklarını yerine getirmekle yükümlüdür. Yüklenici tarafından istihdam edilen personeline ilişkin herhangi bir sorumluluk DHMİ'ye yüklenemez." hükmüne yer verildiği, bu durumda dava dışı işçiye ödenen bedellerden DHMİ Genel Müdürlüğü'nün değil alt işverenlerin sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda, dava dışı işçi ... Bakırköy 11. İş Mahkemesi'nin 2015/2 E. ve 2016/345 E. sayılı dosyalarında işçilik alacakları tahsili amacıyla dava açtığı ve yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair karar verildiği anlaşılmıştır. İş bu karara yönelik istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine İstanbul BAM 26.Hukuk Dairesi'nin 2016/158 E. 2016/185 K. sayılı ilam ile yeniden hüküm tesis edilerek,Davanın kısmen kabulü kısmen reddine, -Net 10.327,30 TL kıdem tazminatının akdin fesih tarihi olan 20.11.2014 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte,- Net 783,90 TL ücret alacağının 100,00 TL'sinin dava, kalan kısmının ise ıslah tarihi olan 10.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte, - Net 3.000,00 TL ücret alacağının 500,00 TL'sinin dava, kalan kısmının ise ıslah tarihi olan 10.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte, -Tespit edilen 4.646,21 TL FAZLA ÇALIŞMA ücreti alacağından takdiren %30 oranında hakkaniyet indirimi yapıldıktan sonra mevcut olduğu anlaşılan net 3.252,34 TL fazla çalışma ücretinden, 3.000,00 TL sinin dava, kalan kısmının ise ıslah tarihi olan 10.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte, -Tespit edilen 649,48 TL ULUSAL BAYRAM GENEL TATİL ücreti alacağından takdiren %30 oranında hakkaniyet indirimi yapıldıktan sonra mevcut olduğu anlaşılan net 454,63 TL fazla ulusal bayram-genel tatil ücretinden, 300,00 TL'sinin dava ,kalan kısmının ise ıslah tarihi olan 10.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte, Davacının yıllık izin ücreti alacağı ile tediye ücreti alacağına ilişkin taleplerin tamamen reddine, Davacının fazla çalışma ücreti ile ubgt ücreti alacağına ilişkin fazlaya dair taleplerinin reddine'' dair kesin olmak üzere karar verilmiştir. Dava dışı işçinin yukarıda belirtilen dava dosyası yönünden kıdem tazminatı,ilave tediye alacağı, fazla çalışma ücreti alacağı, ücret kesintisi alacağın, avukatlık ücreti faiz, yargılama gideri ,ulusal bayram genel tatil ücreti alacağı yönünden takip başlatılmıştır. Alacaklı vekili tarafından İstanbul BAM 26. Hukuk Dairesi'nin 2016/158 E. 2016/185 K. sayılı ilamında belirtilen alacak kalemlerinden bir kısmının red edildiği yine masraf ve vekalet kalemlerinden bir miktar düşmeler olduğu belirtilerek istinaf ilamı uyarınca dosyada kapak hesabı yapılmasını talep etmiş ve icra dairesi tarafından talep gibi işlem yapılmasına dair karar verilmiştir. 33.000,00 TL bedelinin ... Bankası A.Ş./Yeşilköy şubesi tarafından düzenlenen kesin ve süresiz teminatı mektubu ile ödendiği, davacının işçilik alacaklarının rücuen tahsili amacıyla işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle: 6098 sayılı TBK'nin 167 maddesi uyarınca borçlardan her birinin alacaklı yapılan ifadan birbirlerine karşı eşit paylarla sorumlu olduğu, asıl işveren DHMİ ve .... Ltd. Şti.'nin müşterek yani müteselsilen sorumluluğu nazara alındığında kıdem tazminatı alacağım 8.691,53 TL (sadece asıl işveren ... sorumluluğu 1.635,77 TL) -Ücret alacağı: asıl işveren ... ve .... A.Ş.'nin müştereken müteselsilen sorumluluğu 783,90 TL, -Fazla mesai alacağı (asıl işveren DHMİ ve .... Ltd. Şti.'nin müştereken müteselsilen sorumluluğu) 3.252,34 TL -Genel tatil ücreti alacağı (asıl işveren DHMİ ve .... Ltd. Şti.'nin müştereken müteselsilen sorumluluğu) 454,63 TL -Ücret kesinti alacağı (asıl işveren DHMİ ve ... Ltd. Şti.'nin müştereken müteselsilen sorumluluğu) 3.000,00 TL olduğu, Her bir işverenin %50 sorumluluğu nazara alındığında ise Kıdem tazminatı yönünden DHMİ'nin 5.981,54 TL, ... Ltd. Şti.'nin 4.345,77 TL, Ücret alacağı yönünden DHMİ nin 391,95 TL, .... Ltd. Şti.'nin 4.345,77 TL,
.... A.Ş.'nin 391,95 TL,Fazla mesai alacağı yönünden DHMİ'nin 1.626,17 TL, .... Ltd. Şti.'nin 1.626,17 TL, Genel tatil ücreti olacağı yönünden DHMİ'nin 227,32 TL, .... Ltd. Şti.'nin 227,32 TL, Ücret kesinti alacağı yönünden DHMİ nin 1.500,00 TL, ... Ltd. Şti.'nin 1.500 TL, olduğu görüş ve tespitinde bulunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiş olup davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi: Davacı, DHMİ Genel Müdürlüğü'nün hizmet alım ihalesinin kendisinden önce davalı şirket tarafından üstlenildiğini, dava dışı işçinin açmış olduğu dava sonucu ödenen bedeller nedeniyle davalının da sorumlu olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış olup işçilik alacaklarının icra takibi neticesinde ödendiği ihtilafsızdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava dışı işçiye ödenen bedelden hangi tarafın veya tarafların ne oranda sorumlu olduğuna ilişkindir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde; "Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur." hükmü bulunmaktadır. Dava konusu olayda davacı ve davalı alt işveren (yüklenici), DHMİ Genel Müdürlüğü ise asıl işveren olup, asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusudur ve işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla getirilmiş olan sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 167. maddesi "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır." şeklinde düzenleme mevcut olup, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi, teknik şartname ve genel şartnamelerinin sorumluluğa yönelik hükümleri ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmesi gerekmektedir. Tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçi alacaklarından kimin, ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa bu hükümler tarafları bağlar. Sözleşme değerlendirilirken işçinin çalıştığı dönemlere ilişkin sözleşme hükümleri dikkate alınmalıdır. Buna göre, son alt işverenin alacağın tamamından sorumlu tutulamayacağı, tamamından sorumlu olmasının İş Kanunu gereği yalnız işçiye karşı olduğu, işçiyi çalıştırmış olan alt işverenlerin her birinin dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemi kapsayan kısmından sınırlı sorumlu olacağı dikkate alınmalı ayrıca işçilik alacakları davası neticesinde ödenen yargılama giderleri, faiz ve vekalet ücreti yönünden de alt işverenlere rücu edilecek işçilik alacağı miktarına göre bir oranlama yapılarak bu alacak kalemleri ile ilgili talep edebileceği miktar açıkça belirlenmelidir. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 24/05/2018 tarihli 2015/38873 E. 2018/6205 K., yine aynı Daire'nin 31/05/2018 tarihli 2016/2779 E. 2018/6452 K., 11/05/2017 tarihli 2016/7790 E. 2017/5936 K. sayılı ilamları)Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 25/01/2021 tarihli 2019/2330 E. 2021/175 K. sayılı kararı; ''İş Kanunu'na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır.İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır.İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir. Yükleniciler aleyhine açılan rücü davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Davanın itirazın iptali şeklinde açılmış olması durumunda ise takibin hangi davalı açısından hangi miktarla devam edeceği ayrı ayrı belirlenmelidir.'' şeklindedir. Emsal kararda da ifade edildiği gibi yıllık izin ücreti ve ihbar tazminatından son yüklenici sorumlu iken, diğer alacaklardan ise her bir yüklenici işçiyi çalıştırdıkları süreyle sınırlı olacak şekilde sorumludur. Ücret alacağı yönünden de sorumluluk son işverene aittir. Bu ücretlerden asıl işveren ve alt işverenin sorumlulukları yönünden ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2023 tarihli 2023/1118 E. 2023/1683 K sayılı kararı ile; "...Somut olaya gelince; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'ncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilâmı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir..." şeklindeki uyuşmazlığın giderilmesine karar verilmiştir. Emsal karar,
TBK'nın 167. maddesinde yer alan "...borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça..." hükmü çerçevesinde değerlendirildiğinde, kararda da ifade edildiği gibi hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlendiği ve bu şartlarla sözleşme imzalandığı için sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça asıl işverenin sorumluluğuna gidilemeyecektir. Taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmeleri, eki niteliğinde şartnameler incelendiğinde; işçiye ödenen dava konusu bedellerden asıl işverenin de sorumlu olduğuna dair bir hüküm yer almadığı aksine sözleşmelerin eki mahiyetindeki DHMİ Genel Müdürlüğü Özel Güvenlik Hizmeti Satın Alınması İşine Ait Teknik Şartname'nin 10.11. maddesinde; "Yüklenici istihdam ettiği Özel Güvenlik personelinin İş Kanunu, SGK mevzuatı diğer kanun ve mevzuatlarla belirlenen uygulamalar, tüm hak ve alacaklar bakımından muhatabı ve sorumlusudur. Personelin 4857 sayılı İş Kanunu ve ilgili yönetmeliklerden doğan tüm ekonomik ve sosyal haklarını yerine getirmekle yükümlüdür. Yüklenici tarafından istihdam edilen personeline ilişkin herhangi bir sorumluluk DHMİ'ye yüklenemez." hükmüne yer verildiği, bu durumda dava dışı işçiye ödenen bedellerden DHMİ Genel Müdürlüğü'nün değil alt işverenlerin sorumlu olduğu anlaşılmaktadır.Somut davada, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26.Hukuk Dairesi'nin 2016/158 E 2016/185 K sayılı ilamı uyarınca hükmedilen alacaklar ve takip talebinde yer alan alacak kalemleri (faiz, yargılama gideri, avukatlık ücreti gibi) yönünden denetime elverişli rapor tanzim edilerek tarafların sorumluluk oran ve miktarı açıklığa kavuşturulmalıdır. Ayrıca her bir alacak kalemi yönünden takip öncesi işlemiş faiz de hesap edilmemiştir. Bu durumda mahkemece öncelikle icra dosyasında ödenen bedellerin her bir talep kalemi yönünden ayrı ayrı miktar olarak bildirilmesi yönünde davacı vekiline açıklama yaptırılmalı, yapılacak açıklama ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi'nin kararı uyarınca rapor alınmalıdır. Aynı zamanda, davacı vekili tarafından sunulan ıslah dilekçesinde, 16.818,17 TL'nin ıslah tarihinden işleyecek ticari faiziyle birlikte tahsili talep edilmiş ise de; mahkemece öncelikle icra dosyasında ödenen bedellerin ve ıslah dilekçesine konu edilen miktarın her bir kalem alacağı yönünden ayrıştırılarak bildirilmesi yönünde davacı vekiline HMK 31. maddesi uyarınca açıklama yaptırılmalı ve varılacak sonuç dairesinde bilirkişiden denetime elverişli rapor alınmalıdır.Açıklanan nedenlerle, mahkemece eksiklikler ikmal edildikten sonra yeni bir rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, Dairemizin kararına uygun şekilde yargılama yapıldıktan sonra yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1.Davalı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜNE,2-Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin, 2018/463 Esas, 2020/588 Karar sayılı ve 30/09/2020 tarihli kararının HMK'nin 353/1a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine iadesine,4-Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye GELİR KAYDINA, istinaf karar harcının talep halinde davalıya İADESİNE, 5-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 20.03.2024