Aramaya Dön

10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

T.C.

İSTANBUL

10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/57
KARAR NO: 2024/290
DAVA: Haksız rekabet sebebiyle tazminat
DAVA TARİHİ: 18/06/2012
KARAR TARİHİ: 24/04/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin Türkiye’de faaliyet gösteren üç operatörün (...) ürünlerinin satışını tek bir noktadan gerçekleştirebilmek için “... Dağıtım Ağı”nı kurduğunu, ... Grubunun kısa süre içinde 807 satış noktasına ulaştığını, ... girişiminin söz konusu olduğu yılların tamamında ...’in GSM hizmetleri pazarında sahip olduğu payın %50’nin üzerinde olduğunu, bu nedenlerle her üç operatöre de eşit mesafede bulunan ve tüketicileri hedefleyen bir dağıtım zincirinin ... ürünlerini satmadan ticari faaliyetlerini sürdürmesinin mümkün olmadığını, bu durumda ... ürünlerinin alıcı teşebbüsler bakımından “olmazsa olmaz ürün” niteliğinde olduğunu, diğer GSM operatörleri ... ve ...’nın ürünlerinin tedariki konusunda kendilerine olumlu yaklaştığını, ancak ...’in ürünlerini davacı şirkete doğrudan tedarik etmediğini, davacı şirketin ürünleri piyasadan tedarik etmesini de engellediğini, bu konuda davalı ...’in başarılı olduğunu, bu nedenle davacı şirketin ticari başarısızlığa uğradığını, ...’in bu girişimlerine karşı Rekabet Kurulu’na başvuru yapıldığını, Rekabet Kurulu’nun 09/07/2008 tarihli toplantısında görüşülerek ...’e karşı soruşturma açılmasına karar verildiğini, ...’in ürünlerini piyasadan tedarik etmesini engellemesi sonucunda ... sisteminin faaliyetlerinin zorlaştığını ve piyasadan çıkmak zorunda kaldığını, ... Grubu bünyesindeki tüzel kişiliklerin 31/07/2009 tarihinde ... Dağıtım tarafından devralındığını, bu işlem sonrasında da ...’in distribütörleri üzerinden yaptığı fiillerle davacı şirketin ürünlere ulaşmasının zorlaştığını, Rekabet Kurulu’nun bu ve benzeri davranışlarını isabetli olarak tespit ettiğini ve 06/06/2011 tarihli kararı ile ...’i cezalandırdığını, söz konusu karardan davalının bazı mağazalarının sırf ... ile çalıştıkları için başka teşebbüslere devredildiğinin ve ...’a yapılan satışların sıkı bir gözetim altına alındığının anlaşıldığını, Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 57. Maddesi uyarınca davacı şirketin zarara uğradığını ve tazminat şartlarının oluştuğunu, 06/06/2011 tarihli karar ile davalının hakim durumunu kötüye kullandığının tespit edildiğini ve hukuka aykırı fiil şartlarının gerçekleştiğini, rekabet ihlali gerçekleştiren kişinin kusurlu olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olması nedeniyle kusur şartlarının oluştuğunu, davacı şirketin zarara uğradığını, menfi zarar kapsamında ... Grubu’ndaki şirketlerin devir bilançolarındaki geçmiş yıl zararlarının, söz konusu şirketlerin sabit kıymetlerinin ticari faaliyetin sona ermesi nedeniyle gider olarak kayıtlara intikal etmesi nedeniyle 30/04/2012 tarihine kadar gider kaydedilen ve ilerideki dönemlerde gider kaydedilecek amortisman tutarlarının ... bünyesindeki şirketlerin faaliyetlerini gerçekleştirmek için kullanılan kredilerin, işten çıkarılan personel nedeniyle yapılan giderlerin toplamda 97.984.000,00 TL tutarında fiili zarara neden olduğunu, davacı şirketin her bir ... şirketinin yoksun kalınan kâr kapsamında en az 10.000.000 TL zarara uğradığını, Rekabet Kanunu 58/3. Maddesi kapsamında davacı şirketin uğradığı zararın üç katına kadar tazmin edilmesinin mümkün olduğunu, anılan nedenlerle fiili zarar ile yoksun kalınan kârın nihai baliğinin bu zararlar toplamının üç katına kadar takdir olunacak tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi ile fiili zararlarının harca esas tutar olarak belirtilen miktarın (100.484.000,00 TL) nihai baliğinin, yoksun kalınan kârın harca esas tutarı olarak zikredilen asgari miktarının (10.000.000,00) TL nihai baliğinin, bu zararın toplamına 3 katına kadar takdir olunacak tazminatla birlikte dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; birleşme öncesi diğer ... şirketlerinin hisselerini elinde bulunduran ... A.Ş.’nin davalıyı 2008 yılında aynı iddialar ve şikayetler ile Rekabet Kurulu’na şikayet ettiğini, Kurul tarafından ...’ın şikayetlerinin reddedildiğini, 06/06/2011 tarih ve 11-34/742-230 sayılı Kurul kararında ise ...’ın iddialarının 2008 yılındaki Kurul kararında incelenip reddedildiğinin ve şikayetlerinin 2011 kararının kapsamına dahil olmadığını, davacının tüm iddialarının zaman aşımına uğradığını, davacının henüz gerçekleşmemiş olayları dava konusu ederek tazminata mesnet göstermesinin usulen mümkün olmadığını, huzurdaki davada davalının hukuka aykırı bir fiilinin bulunmadığı, zira Rekabet Kurulu’nun davacının iddiasının aksine kanuna aykırılığın bulunmadığı yönünde karar verdiğini, davacının dayandığı kararın ilgili bölümünde ...’in davacıya mal satılmasını engellediği iddialarını konu olmadığı, aksine sadece alt bayileri konu aldığının açıkça görüldüğünü, RKHK kapsamında tazminat iddialarının dinlenebilmesi için tazminata dayanak gösterilen eylemlerin Kurul tarafından tespit edilmesi gerektiğini, ancak Kurul’un bu iddiaları iki kere açıkça reddettiğini, davacı tarafın bugüne kadar Rekabet Kurulu’na yönelttiği ve reddedilen şikayetlerin ... şirketlerini konu aldığı, ancak huzurdaki davanın ... grubu şirketleri ile davacının faaliyetlerini zorlaştırdığı iddialarını konu aldığını, bu kapsamda davacının daha önce Kurul’a hiç şikayet edilmemiş bir hususa dayalı olarak tazminat talep ettiğini, davacının bir takım bilançolara dayalı olarak zararlar kapsamında iddialar ileri sürdüğünü, bunların rekabet ihlali sonucunda oluştuğunu ortaya koyamadığını, iddia edilen zarar ile davalı şirkete isnat edilmeye çalışılan eylemler arasında bir illiyet bağı kurulamayacağının ortada olduğunu, zarara mesnet gösterilen şirketlerden bazılarının hiç faaliyete geçmediğini, bazılarının ise ... ile nasıl bir bağlantısının bulunduğunun anlaşılamadığını, ... şirketlerinin kontör satışı ile ilişkilendirilemeyecek ..., DVD oynatıcısı satışı gibi farklı ticari alanlarda faaliyetlerinin bulunduğunu, dolayısıyla davacının faaliyetlerinin salt ...’e bağımlı olduğu izleniminin bir mizansen olduğunu, Rekabet Kurulu’nun 2008 kararında ...’nın ... distribütörlerince ... bayilerine doğrudan satışlar gerçekleştirildiğinin tespit edildiğini, davacının ... ürünlerini satmadan ticari faaliyetlerini sürdürmesinin mümkün olmadığı yönündeki iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacının ...’in fiilleri sebebiyle piyasadan çıkmak şeklinde nitelendirdiği şirket birleşmelerinin grup içi yeniden yapılandırma olduğunu, birleşme kapsamında devrolunan bilanço zararlarını ise müvekkili ...’in eylemleri sonucunda oluşan zararlar olarak lanse ettiğini, davacı tarafın ... şirketlerinin birleşmesinden sonra da faaliyetlerine devam ettiğini ve bu nedenle ... döneminde uğranıldığı iddia edilen eylemler nedeniyle piyasa dışına çıkıldığı iddialarına itibar edilemeyeceğini, davacının geçmiş yıl zararları başlığı altında dava ile ve haksız fiille ilgisiz taleplerde bulunduğunu, alınan ticari kararlar nedeniyle ortaya çıkan geçmiş yıl zararlarını dahi müvekkiline yüklemeye çalıştığını, davacının devraldığı sabit kıymetlerin amortismanına dayalı talepler başlığı altında, halen davacı tarafından kullanılan sabit kıymetlerin bedelini, müvekkilinden talep etmek suretiyle haksız kazançlar elde etmeye çalıştığını, davacının kendi ticari kararları ve aldığı ticari riskler neticesinde oluşan zararlar ile kendi hukuka aykırı davranışları sonucunda oluşan ödeme yükümlülüklerini, davalı ...’den tahsil etmeye çalıştığını, davacının yoksun kalınan kâr iddialarının da hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, iddiaların hiçbir ispat aracına bağlanmadığını, ... şirketlerinin kontör satışı dışında pek çok alanda faaliyet gösterdiği düşünüldüğünde, zararın hesabı için davalı ...’in defter ve kayıtlarının esas alınması talebinin anlamsız olduğunu, davacının üç kat oranda tazminat talebinin RKHK kapsamında kategorik olarak mümkün olmadığını, üç kat tazminatın yalnızca karteller için getirildiğini belirterek; davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddine, 4.749.000,00 TL’lik kısım yönünden harç ikmaline, mahkemece davacıya verilen süre içerisinde eksik harcın ikmal edilmemesi halinde, harcı ödenen bölümün dışında kalan kısmının takip bırakılmış sayılmasına, yargılama sonucunda, maddi ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, davalı ... ... Hiz. A.Ş.’nin haksız rekabet mahiyetinde eylem ve işlemleri olduğu iddiasına dayalı davacı şirketin uğramış olduğu zararın tazminine ilişkin tazminat davasıdır.

Mahkememizce yapılan yargılamada, 12/06/2019 tarihinde, 2014/382 Esas-2019/501 Karar sayısıyla davacının davasının sübut bulmadığından reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu, İstanbul BAM 45.Hukuk Dairesinin 2020/1159 esas, 2021/241 karar sayılı 03/03/2021 tarihli kararı ile, "....Mahkemece öncelikle, 6100 sayılı HMK'nun 137. maddesinde yer alan emredici nitelikteki düzenlemeye uygun olarak ön inceleme duruşması yapılarak, ön inceleme duruşmasında tarafların anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların ayrı ayrı tespit edilmesi, uyuşmazlık konularının tespitinden sonra tarafların sulhe veya arabuluculuğa teşvik edilmesi, sulh ve arabuluculuktan sonuç alınamaması halinde ise anlaşamadıkları hususların tek tek tutanağa geçirilmesi suretiyle, tutanağın taraflara imzalatılması, tahkikatın ön inceleme tutanağı esas alınarak yürütülmesi, taraflarca üzerinde anlaşılamayan ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar için usulüne uygun şekilde delil gösterildiği takdirde tahkikat aşamasına geçilerek gösterilen delillerin toplanılması, belirlenen ihtilaf konusu çerçevesinde tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek dava konusuna göre, rekabetin korunması hakkında uzman bir bilirkişi, iktisatçı/ekonomist bir bilirkişi, bilgi teknolojileri ve telekomünikasyon uzmanı bir bilirkişi ile iki smm bilirkişiden oluşturulacak bilirkişi heyetine dosyanın tevdii ile ihtilaf konuları çerçevesinde, Rekabet Kurulu'nun 2009-2-197 dosya sayılı, 11-34/742-230 karar sayılı ve 06/06/2011 tarihli kararı değerlendirilerek, RKHK'un 58. maddesi uyarınca denetime elverişli bilirkişi raporu alınması, tahkikatın tamamlanmasının ardından HMK'nun 186/1 maddesine göre tarafların sözlü yargılamaya davet edilmesi ve son sözleri sorularak, davanın esasına ilişkin hüküm kurulması gerektiğinden..." mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

Mahkememizce yeniden yapılan yargılama neticesinde; 2021/249 esas, 2022/498 karar sayılı 22/06/2022 tarihli kararı ile, davanın kısmen kabul-kısmen reddi ile (40.600.676,04TL geçmiş yıl zararı, 14.335.591,52 TL sabit kıymet zararı, 14.163.889,75 TL leasing ve kur farkı ve finansman zararı ile 2.751.668,10 TL kâr kaybı olmak üzere toplam 71.851.825,41 TL zararın Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanunun 58. Maddesi uyarınca 3 katı oranında takdiri ile) 215.555.476,23 TL'nin dava tarihi olan 18/06/2012 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsil ile davacıya verilmesine, kalan kısımlar yönünden davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş, İstanbul BAM 45.Hukuk Dairesinin 2022/1579 esas, 2022/1512 karar sayılı 28/12/2022 tarihli kararı ile, "...mahkemece, Dairemizin önceki kararında da belirtildiği gibi rekabetin korunması mevzuatı konusunda uzman bir bilirkişi, iktisatçı/ekonomist bir bilirkişi, bilgi teknolojileri ve telekomünikasyon uzmanı bir bilirkişi, bir smm ve bir ymm bilirkişiden oluşturulacak bilirkişi heyetinden; kontör satışı yapan iki şirket ve tüm şirketler yönünden ayrı ayrı olmak üzere talep edilen zarar kalemlerinin hesaplandığı, hesaplamaya katılması gereken ve gerekmeyen kalemlerin açıklamalı olarak gösterildiği, davalı tarafın mükerrerlik teşkil eden kalemler olduğu, davacı şirketlerin davalı etkisi olmaksızın zarar halinde bulunduğu, zararının kapanabilmesi için Türkiye sektörünün iki katı satış yapılması gerektiği yönündeki tüm itirazlarının, sabit kıymetlerin değeri ile leasing, faiz ve kur farkı giderleri yönünden uzman görüşünde yer verilen tespitlerin ve davalı tarafça bilirkişi raporuna yönelik sunulan itirazların, bunlarla sınırlı olmamak üzere uzman görüşünde yer alan tespitlerin ve davalı itirazlarının tamamının değerlendirildiği, dosya kapsamında yer alan tüm raporların tartışıldığı, talep edilen kalemlerin denetime açık ve hükme elverişli olacak şekilde hesaplandığı rapor alınması gerekmektedir.... ... Mahkemece tespit edilen zararın üç katı oranında tazminata hükmedilmiş ise de, düzenlemede "...üç katı oranında tazminata hükmedebilir..." ifadesi ile mahkemeye takdir hakkı tanınmakla birlikte, mahkemece bu takdir hakkının üst sınırdan belirlenmesinin gerekçelendirilmediği, somut olaya, ihlalin kapsamına, zararın ağırlığına ve hakkaniyete uygun olup olmadığının tartışılmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca Dairemizce yapılan değerlendirmede hükmedilen tazminat miktarının fahiş olduğu kanaatine varılmıştır. Açıklanan hususlar çerçevesinde mahkemece yeniden değerlendirme yapılmalıdır.... ....Davacı kredi ve leasing alımlarının dava tarihinden sonraki kur farkı ve masraflarının fiili zarar bağlamında tazminat olarak 2.500.000,00 TL ve yoksun kalınan kar olarak 10.000.000,00 TL talep etmiş ise de tüm şirketler yönünden talep edilen bu miktarlara ilişkin her bir şirket için ne kadar zarar talep edildiğine dair bir açıklama yapılmamış ve mahkemece bu eksiklik ikmal edilmemiştir.

HMK 31.maddesi uyarınca bu talep kalemleri yönünden, her bir şirket için ayrı ayrı olacak şekilde hangi miktarda tazminat talep edildiği hususunda davacı vekilinin beyanının alınması gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, mahkemece yeni bir heyetten rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden...." bahisle mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

Mahkememizce yeniden yapılan yargılama ile, dosya istinaf kaldırma kararı uyarınca Rekabetin Korunması Hukukunda Uzman Bilirkişi , İktisatçı Ekonomist Bilirkişi, Bilgi Tekno. Ve Tel. Uzmanı , SMMM ve YMM bilirkişilerden oluşan bilirkişi heyetine tevdi olunmuş, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 25/09/2023 tarihli bilirkişi raporu dosyaya ibraz edilmiştir. Dosya yeniden bilirkişi heyetine tevdi edilerek istinaf kaldırma kararı ve rapora itiraz dilekçeleri kapsamında bilirkişi heyetinden 26/02/2024 tarihli ek rapor alınmıştır.

Taraf vekilleri 24/04/2024 tarihli dilekçe ile, tarafların gerçekleştirdikleri arabuluculuk sürecinde anlaşmaya vardıklarını, tarafların birbirlerinden yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığını beyanla konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep etmiş, dilekçe ekinde ... numaralı ihtiyari arabuluculuk son tutanağı ibraz edilmiştir.

Yargılama aşamasında mahkememizdeki işbu davaya konu edilen alacak talebi ile ilgili olarak taraflar, yargılamanın devamı sırasında ihtiyari arabuluculuğa başvurarak anlaştıklarından davanın konusuz kaldığı, dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiş, taraf vekillerinin beyanları ve ekli 2024/208917 numaralı ihtiyari arabuluculuk son tutanağı içeriği dikkate alınarak vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, yapılan giderlerin tarafların kendi üzerinde bırakılmasına karar vermek ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin emsal 05.11.2019 tarih, 2019/5120 E ve 2019/8766 K sayılı içtihadı nazara alınarak maktu harç alınarak fazla yatan harcın da iadesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;

1.Vaki arabulculuk sebebiyle konusuz kalan davanın esası hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

2.Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken maktu 427,60 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 1.640.687,40 TL'den mahsubu ile 1.640.259,80 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

3.Talep edilmediğinden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

4.Talep edilmediğinden taraflarca sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,

5.Dosyada kullanılmayan bakiye gider ve delil avansı kalması halinde HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 24/04/2024 Başkan ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Katip ...

(e-imzalıdır)

Karar Etiketleri
24.04.2024 KALDIRILMASINA YERELHUKUK DIGER Genel Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu HMK md.137 HMK md.186/1 K6100 md.137 HMK md.31