22. Hukuk Dairesi
T. C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22.
HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/422 - 2024/312 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 01/11/2021
ESAS-KARAR NO : 2020/163 E - 2021/633 K
DAVACI
VEKİLİ
DAVALI
DAVANIN KONUSU : İstirdat
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili, davacının dava dışı diğer takip borçlusu "... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti." ortağı ve yetkilisi iken davalı ... Bankasından şirket adına kredi kartı başvurusunda bulunduğunu ve şirketin kredi kartı sözleşmesine kefil olduğunu, ayrıca boş senet imzalayarak davalıya teslim ettiğini, davacının 11.04.2014 tarihinde unvanı "... İnşaat ve Tic. Ltd. Şti." olan şirketteki tüm hisselerini Ankara 32. Noterliğince düzenlenen 22.12.2016 tarih 27543 yevmiye numaralı devir sözleşmesi ile dava dışı ...'e devrettiğini, ilgili devir işleminin 30.12.2016 tarih 9231 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, davacı ...' in şirket hisselerini devrettiği için davalı banka ile yapılan kredi kartı sözleşmesi ve kredi kartının iptal edilmiş olduğunu, tüm kredi kartı borcunun ödenmiş olduğunu, davalının "... İnşaat ve Tic. Ltd. Şti."nin yeni yetkilisi ile yeniden kredi kartı sözleşmesi akdettiğini ve yeni bir kredi kartı tesis ettiğini, yeni kart hamilinin davacı olmayıp, ilgili şirketin yeni yetkilisi olduğunu, davacının yeni kredi kartı sözleşmesinin kefili olmadığını, şirketi devretmiş olduğundan, devir tarihinden sonraki borçlarından hukuken hiçbir surette sorumluluğu olmadığını, ancak davalının, davacının hamili olmadığı kredi kartından, tarafı ya da kefili olmadığı sonraki tarihli kredi kartı sözleşmesinden kaynaklanan borçtan davacıyı sorumlu tutarak verilen boş senedi de anlaşmaya aykırı doldurarak Ankara 4. İcra Müdürlüğü' nün 2020/2026 sayılı dosyasından kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlattığını, takip dayanağı ve ödeme emri incelendiğinde davacının eski yetkilisi olduğu şirketin eski unvanının kullanıldığı ve düzenlenme tarihinin 03.12.2014 olarak davalı tarafından doldurulduğunun görüleceğini, davalının davacının sorumlu olmadığı ikinci kredi kartı sözleşmesinden kaynaklı olarak takibe giriştiği gibi, ilk kredi kartı sözleşmesine ilişkin verilen kambiyo senedini de hukuka aykırı şekilde doldurmuş ve takip dayanağı yapmış olduğunu, esasen her halde zamanaşımına uğramış bir kambiyo senedi söz konusu iken, vade tarihini oldukça ileri tarihli bir şekilde dolduran davalının bu senedi işleme koymasının kötüniyetli olduğunu gösterdiğini,ihtirazi kayıtla icra dosya borcunu (toplam 27.155,00 TL) ödemek zorunda kaldığını bildirerek, Ankara 4. İcra Müdürlüğü 2020/2026 sayılı icra dosyasında kaynaklanan borçtan davacının borçlu olmadığının tespiti ile takip tutarı ve icra masraf vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya iadesine, %20' den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili, davacı ve dava dışı borçluların, borçlarına karşılık takip ve davaya konu 03/12/2014 tanzim ve 17/01/2020 vade tarihli 24.000,00 TL’ lik bonoyu imzalayarak davalı bankaya vermiş olduklarını, borcun vadesinde ödenmemesi üzerine borçlular hakkında kambiyo takibi yapıldığını, davacı tarafın senet üzerindeki sorumluluğunun kefalet değil, aval verenin sorumluluğu olduğunu, davacı hakkında başlatılmış olan takibin konusunun imzası inkar edilmemiş, illetten mücerret, şekli unsurları tam bir bono olduğunu, takibe konu bononun, davacı ve dava dışı borçlular tarafından imzalandığını, Genel Kredi Sözleşmesine dayanmadığını, teminat bonosu olmadığını, takibe konu senedi imzalayan davacı tarafın sıfatının aval veren olduğunu, davacının iddialarının haksız olduğunu belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Mahkemece, davacı tarafından her ne kadar takip konusu senedin Genel Kredi Sözleşmesine dayanak olarak verildiği, ilgili kredi sözleşmesinde kefilliğinin sona ermesi sebebiyle borçtan sorumluluğunun bulunmadığı beyan edilmiş ise de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017-357 Esas, 2021-824 Karar sayılı 22.06.2021 tarihli kararında da belirtildiği gibi davacı tarafın senet üzerindeki sorumluluğunun kefalet değil, aval verenin sorumluluğu olduğunu, davacı hakkında başlatılmış olan takibin konusunun imzası inkar edilmemiş, illetten mücerret, şekli unsurları tam bir bono olduğunu, takibe konu bononun, davacı ve dava dışı borçlular tarafından imzalandığı ve imzaların inkar edilmediği, kayıtsız şartsız muayyen bir bedeli ödemek vaadine haiz ve tüm unsurları tamam olan bir bono olduğu, teminat bonosu olduğu hususunun davacı tarafından ispatlanamadığı, buna ilişkin yazılı bir anlaşma ya da somut delil sunulmadığı, davacı tarafın sıfatının aval veren konumunda olarak sorumluluğunun olduğu, senette şekle dair bir eksikliğin bulunmadığı da görülmekle davanın REDDİNE, Davalının tazminat talebinin de reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili; İddiaları tekrarla ilgili şirketin yeni yetkilisi olduğu, kendisinin eski yetkili olarak hamili olmadığı kredi kartı ya da kefilliğinden sorumlu olmayacağını, yapılan incelemenin eksik incelemeye dayanmakta olup, müvekkilinin davalı bankaya verdiği senetten kaynaklı tüm borçlarını ifa etmekle, bedelsiz senede dayanılarak bir senedin verilme sebebini oluşturmayan başka borç için yapılan takipte ödenen bedelin müvekkiline iadesi gerekirken, davanın reddi yönündeki kararın kaldırılması gerektiği bildirilmiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Dava konusu borçtan dolayı davacının sorumluluğunun değerlendirilmesi hususu uyuşmazlık konusudur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, menfi tespit, istirdat istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Ankara 4. İcra Dairesinin 2020/2026 sayılı dosyasının incelenmesinde; Alacaklının davalı ... Bankası A.Ş. 'nin dava dışı ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile davacı ...'e karşı 11.02.2020 tarihinde 23.000,00 TL asıl alacak, 216,61 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 23.216,61 TL tutarındaki toplam alacağa ilişkin kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takibe başladığı, takip dayanağının 03/12/2014 tanzim ve 17/01/2020 vade tarihli 24.000,00 TL miktarlı bono olarak gösterilmiş olduğu, dosya kapsamındaki reddiyat makbuzuna bakıldığında, borçlu tarafından yapılan ödemenin 27.155,00 TL olduğu, davacı vekilinin sunmuş olduğu 06.03.2020 tarihli 27.050,00TL ve 105,00 TL meblağlı dekontların açıklama kısmına bakıldığında "4.İcra 2020/2026 E. ... ödeme - dava hakkı saklıdır" şeklinde olduğu görülmüştür.
Takip dayanağı davaya konu olan bononun incelemesinde; vade tarihinin 17/01/2020 olduğu, ödenecek miktarın 24.000,00 TL olduğu, düzenleme tarihi ve yerinin 03.12.2014, Ankara olduğu, ödeyecek borçlunun ... Harf. Mak.İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti. ve ... olduğu, nakten ihdas edildiği ve her iki borçlu adına imza atılmış olduğu görülmüştür.
Ticaret Sicil Gazetelerinin incelenmesinde 11.06.2014 tarihli gazetede, davacının ortağı olduğu dava dışı şirketin "... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti." şeklinde olan ticaret unvanının,"... İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti." şeklinde değiştirilmiş olduğunun, 30.12.2016 tarihli gazetede, davacı ...'in dava dışı ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'deki hisselerini devir ve temlik ettiğinin ve müdür olarak temsil yetkisinin sona ermiş olduğu, senedin düzenleme tarihinde davacının yetkili olduğu anlaşılmıştır. Genel Kredi Sözleşmesinin davacı ... Şirketi ile imzalandığı, sözleşmede dava konusu senede bir atıf bulunmadığı, davacının kefil olarak sözleşmeyi imzaladığı, davacının dava dilekçesinde yemin delilini de bildirmediği görülmüştür.
Buna göre Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına ve özellikle davacının iddiasını kesin delillerle kanıtlayamamasına göre ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1.b.1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2.Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın istinaf eden davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3.İstinaf eden tarafından yapılan istinaf posta giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4.İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5.HMK'nin 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
6.Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, HMK'nin 362/1.a maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda kesin olmak üzere 25/03/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
(e-imzalıdır)
Üye
(e-imzalıdır)
Üye
(e-imzalıdır)
Katip
(e-imzalıdır)
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."