İçtihat Pro — Emsal Kararlarla Güçlü Savunma — ictihatpro.com
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın
Karar Etiketleri
22.02.2024
REDDİNE
YERELHUKUK
DIGER
Ceza Hukuku
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu
6704 sayılı "65 Yaşını doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ile Bazı kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" ile Karayolları Trafik Kanunu
3095 sayılı faizi ödeme günündeki TL olarak talep ettiğini, HMK. 194. maddesi gereği taleplerine ilişkin delillerin ne olduğu anlaşılamamakta olduğunu, davacı çocuk ... nasıl geçici bir iş göremezliği ve kalıcı iş göremezliği gelir kaybının bir arada olduğu anlaşılamamakta olduğunu, tüm maddi tazminat talebinin ayrı ayrı gösterilmeksizin tek bedel üzerinden talep edilmesine itiraz ettiklerini, hem kalıcı iş göremezlik, hem geçici iş göremezlik taleplerinin bir arada olmasına da itiraz ettiklerini, davacı taraflar, 5.000 EURO maddi tazminat talep ederken içini boş bırakmış, nereden ne tutarsa mantığı içinde olan açılan davaya itiraz ettiklerini, gelir kaybı talep eden 12 yaşındaki davacının, hangi iş yaptığını, nerede, nasıl çalıştığını ve iş kaybının nasıl olduğunu, aylık ücretinin ne kadar olduğunu açıklamadığını, her hangi bordro benzeri belge ve bilgi ile bu duruma ilişkin delil göstermediğini, davacı, bakıcı için de talep de bulunmuş ve fakat bakıcı tuttuğuna ilişkin veya bakıcı ile ilgili açıklama ve delil de göstermemiş ve tanık deliline de dayanmamış olduğunu, davalı şirketin araç maliki olmadığını, araç maliki işleten sıfatına haiz olduğunu, adi yazılı sözleşmeye göre bu işi ticari iş edinmiş kazaya karışan aracın Maliki ... Otomotiv A.Ş. ile davalı Turizm Şirketi arasında bu kazaya karışan araç için yedi (7) aylık kiralama yapıldığı iddia edilmiş ve fakat bu duruma ilişkin adi yazılı bir kira sözleşmesi sunulmuş olduğunu, kazaya karışan ... plakalı aracın mali mesuliyet sigortası yanında her türlü zarar ziyan için manevi tazminat dahil, Kaskosu da olup sigorta şirketi ... Sigorta A.Ş.'ye ait olduğunu, bu nedenle davanın kazaya karışan aracın kasko Sigorta Şirketi olan ... Sigorta Anonim Şirketi'ne ihbarının gerektiğini, yalnızca kaza tespit tutanağına dayanılarak kusur tespitinin kabul edilmesi doğru ve hakka uygun kabul edilemeyeceğini, kazanın oluşumunda asli başka unsurları göze almayan tutanağa itiraz edemeyeceğini, davacı tarafların kusurunun da görmezden gelinemeyeceğini, kimse kendi kusurundan yararlanamayacağını, tazminat hesabında davacı tarafların kusurunun da dikkate alınmak zorunda olduğunu, kazaya uğrayan ... 21/02/2004 doğum tarihli olduğunu, kaza tarihinde 12 yaşında olan çocuk aniden ve koşarak hareket etmesi nedeniyle kaza önlenemez bir durum yaratmış olduğunun göz ardı edilemeyeceğini, yaya kaldırımı olsa bile trafik ışıklarının olmadığı yaya kaldırımında, yayaların da uymak zorunda olduğu kurallar olduğunu, davacı çocuk Davalı Sürücü ...'ün önünden seyreden aracın önünden kontrolsüz bir şekilde hızlıca koşup aracının önüne çıktığını, davacı çocuğun koşarak diğer arabanın görme mesafesini kapattığı bir durumda aracın önüne aniden çıkması sebebi kazada asli kusurlu olanın davacı çocuğun olduğunu, aniden kontrolsüz bir şekilde koşarak yola çıkılması sebebi sürücü kazayı önlemeye çalışsa da kazayı önleyemeyeceği açık olduğunu, Karayolları Trafik Kanunu
2918 sayılı KTK.'nın 90. maddesinde "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu
2918 sayılı Kanun
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
6100 sayılı HMK. madde 107'de belirsiz alacak davaları düzenlendiğini, bu maddeye göre "davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde, alacaklı hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açılabilir." açıkça belirtildiği üzere açılan davada davacı tarafın zararı VI no'lu bentte açıklanmış olan, kaza sebebiyle davacı tarafta oluşan maddi zararın miktarı ancak mahkemece yapılacak tahkikat aşamasından ortaya çıkacağından bu aşamada davalı tarafların sorumlu oldukları tazminat miktarı kesin olarak tespit edilemediğini, bu nedenle bu davanın belirsiz alacak davası olarak açılması gerektirdiğini, sigortalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu davranışı sonucu davacı ...'in ağır şekilde yaralandığını, kendisine ilk müdahalenin Özel Side Anadolu Hastanesi (Manavgat) Acil Servisinde yapıldığını, burada davacı taraf hakkında düzenlenen kati uzman doktor raporuna göre baş ve kalçada ağır mevcut olduğu, hastada travmatik subaraknoid kanama ve beyin ödeminin görüldüğü, hastanın hayati fonksiyonlarını ağır derecede etkileyebilecek yaralanmasının bulunduğunu tespit edilerek hasta yoğun bakıma yatırıldığını, davacı taraf taburcu edildikten sonra daimi ikametgahı olan Almanya'ya döndüğünü ve tedavisine burada devam ettiğini, önce 12/10/2016 tarihinde Dresden Üniversite Hastanesi'nde yatılı tedavisine başlandığını, buradan klinik ... Rehabilitasyon Merkezine sevk edildiğini, 21/10/2016-22/12/2016 tarihleri arasında Klinik ... Rehabilitasyon Merkezi nöroloji rehabilitasyon servisinde yatılı tedavi gördüğünü, bu merkezin nihai nöropsikolojik raporunu da dava dilekçesi ekinde sunduklarını, merkezin 19/12/2016 tarihli kısa raporuna göre davacı tarafa konulan tanıların, 2-3. derece arası kafatası-beyin travması, subaraknoidal kanama, travmadik beyin ödemi, frontal diffüz aksonal yaralanma ve kök ganglionlarda ve korpus kollozumda küçük kanamalar, leğen kemiği kırığı, sol sakrum kemiği kırığı, çift taraflı asetabulum kırığı, 1. bel omuru kemiği kırığı ve raporda belirtilen diğer rehabilitasyon tanıları olduğunu, hasta taburcu edilirken ayaktan fizyoterapiye devam etmesi gerektiği, ayakta nöropsikolojik egzersizlere devam etmesi gerektiği, ancak Ocak 2017'den itibaren ve kademeli olarak okula devam edebileceği, şimdilik spor derslerine katılamayacağı, ortopedik takip altında kalması gerektiği belirtildiğini, davacı tarafın okul çağında olup bir iş yerinde çalışmasa da kaza sebebiyle günlük ihtiyaçlarını karşılayabilmek adına yaşıtlarına ve kendisiyle aynı durumda olanlara göre sakatlığı oranında daha fazla efor sarf etmek zorunda kalmakta olduğu, gerek mahkeme kararları, gerek doktrinde beden tamlığı ihlal edilen kimsenin meydana gelen maluliyet dolayısıyla eski işlerini yaparken daha fazla güç harcayacağı, bu durumun kişinin yıpranmasına ve daha erken yaşta enerjisini yitirmesine neden olacağı gözetilerek maluliyet oranında tazminatına hükmedilmesinin gerektiğinin benimsendiğini, geçici iş göremezlik yönünden, davacı çocuğun tedavisinin uzun sürmüş olduğundan, çocuk okula gidemediği ve zaman kaybına uğradığını bu sebeple yaşıtlarına göre yaşama geç atılacak olmaktan dolayı bir yıllık kazanç yoksunluğu asgari ücretler üzerinden hesaplanması gerektiğini, davacı tarafın taburcu olduktan sonra da çeşitli aralıklarla tedavisinin devam ettiğini, kaza sebebiyle uzunca bir süre yatılı olarak tedavi gördüğünü, bu süreler zarfında %100 oranında geçici iş göremez halde akıma muhtaç kaldığını, bu sebeple tıbbi şifa süresi içerisinde %100 oranında tam iş göremez kabul edilerek maddi tazminat hesabının yapıldığını, bu tazminat hesaplanırken davacı tarafın yatılı tedavi nedeniyle okula gidememesi sebebiyle derslerinden eksik kalması ve hayata geç atılacak olması da dikkate alınması olduğunu, kalıcı iş göremezlik yönünden, beden gücü kaybına uğrayan çocukların da "günlük yaşamlarını sürdürürlerken, okullarına gidip gelirlerken" sakatlıkları oranında zorlanacak olmaları, tazminat isteğinin haklı nedeni olarak kabul edilmeli ve tazminat hesabı 18 yaşından değil, bulundukları yaştan başlatılmalı, hesaplamada yaşam süreleri dikkate alınmaldır." şeklinde açıklanan tazminat hesaplaması konusunda göz önüne alınması gerektiğini, Yargıtay'ın uzun yıllardan beri düzenli ve tutarlı bir biçimde sürdürülen kararlarıyla "güç kaybı kuralı" nın uygulama alnı genişletilmiş, "kişilerin bir işi ve kazancı olmasa bile günlük yaşamlarını sürdürürlerken sakatlık oranında zorlanacak olmaları" tazminat isteminin haklı nedeni sayıldığını, kişi maddi açıdan bir kayba uğramasa dahi meydana gelen maluliyet dolayısıyla eski işlerini yaparken daha fazla güç harcaması onun yıpranmasına ve daha erken yaşta enerjisini yitirmesine neden olacağı gözetilerek maluliyet oranında tazminata hükmedilesi gerektiği, Yargıtay kararlarında ve doktrinde benimsenmekte olduğunu, açıklamalar dahilinde iş gücü kaybı nedeniyle uğradığı zarar karşılığı 5.000 EURO efor (güç kaybı) tazminatı, davalıların tamamından müşterek ve müteselsilen talep edilmekte olduğunu, zarar gerek davacı tarafın Alman uyruklu olması gerekse ödemelerin EURO üzerinden yapılması sebebiyle yabancı para üzerinden doğduğunu, buna rağmen TL üzerinden hüküm kurulması bozma sebebi sayıldığını, manevi tazminat talebi hakkında 03/10/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde davacı tarafın geçirdiği rahatsızlık ve bu rahatsızlığın tedavisi için tatilin yarıda kalması, sonu gelmez tedavi sürecinin her birinin yarattığı acı ve ıstırap, bu sebeple girilen psikolojik çöküntü iş bu davanın açılmasına sebebiyet verdiğini, davacı tarafın tatil için Türkiye'ye gelmiş olup, rahatlamak ve dinlenmek amacıyla geçirmek istediği kısa bir süre içerisinde de bu üzücü olay başına geldiğini, davaya konu kaza sonucu yaralanmasının akabinde ise bahsedilen gibi uzun bir tedavi süreci geçirdiğini, bünyesinde meydana gelen hastalığın etkileri günümüze kadar devam ettiğini ve etmekte olduğunu, yaşanılan tüm bu üzücü ve yıpratıcı olayların bir nebze olsun telafisi için 1 no'lu davacı taraf için 15,000 EURO , 2 no'lu davacı için ise 5.000 EURO manevi tazminata hükmedilmesi talebinin bulunduklarını, manevi tazminatlardan sigorta şirketi dışındaki davalılar müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, Türk Borçlar Kanunu
3095 sayılı yasa 4/a maddesi yürütülerek değişken faiz ve ödeme tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı TL taleplerine itiraz ettiklerini, para türünün EURO olarak taleplerinin, 3095 sayılı kanun değişken faiz talebinin, ödeme günü Merkez Bankası satış kuru TL karşılığı taleplerinin kabulü mümkün olmadığını, yasal olmayan faiz talebinin de kabulünün mümkün omladığını, davacı taraf, hem TL'si olmaksızın EURO cinsi para ile fahiş tazminat taleplerinde bulunduğu gibi hem de ortada ticari iş söz konusu değilken ticari bir iş imiş gibi taleplerde bulunarak dürüstlük ve iyiniyet kurallarına tamamen aykırı hareket ettiğini açıkça göstermekte olduğunu, 22/02/2016 tarihli otomobil kiralama sözleşmesi gereğince davalı şirket tarafından dava konusu araç kiralanmış olduğunu, sözlemenin 7.5 maddesi, kiralanan araçların kiralandıkları süre içinde 3. kişilere verdikleri zararlardan doğacak her türlü maddi-manevi bedeni tazminat ve giderler ... tarafından zorunlu trafik sigortası kapsamında karşılanır maddesi ile ilgili KTK. hükmü gereğince maddi ve bedeni zararın teminat limitleri dahilinde ZMMS sigortasını yapan sigorta şirketi ... Sigorta Anonim Şirketi'ne ait olduğunun açık olduğunu, sigorta şirketi'nin de, poliçede tanımlanan motorul aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne, yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu
K2918 md.3
K6704 md.97
K6098 md.90
K6100 md.115
K3095 md.194
K2918 md.90
K2918 md.74/1
K6100 md.56/2
K2918 md.91/1
K3095 md.5
K6100 md.345
K2918 md.97