25. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 25. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
25. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1012 Esas
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/02/2023
NUMARASI : 2022/693 Esas, 2023/48 Karar
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; görev yetki itirazı ile zamanaşımı def'inde bulunarak arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, müvekkiline icra takibine konu borç için ihlali geçiş bildirimi yapılmadığını, süresinde bildirim yapılmadığından müvekkilinin cezalı durma düştüğünü, müvekkiline ait araçlarda HGS/OGS sistemi olduğunu, bu sistemlerde yeterli bakiye olmadığında geçiş ücretlerinin nakit olarak ödendiğini, ödenmemiş borcu bulunmadığını, dorselere ayrı bir geçiş ücreti tahakkuk ettirildiğini, müvekkilinin temerrüte düşürülmediğini, dava konusu borca ticari faiz işletilemeyeceği gibi, doğmamış alacağın fer'ilerinin de bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece yapılan yargılama sonunda özetle; davacı tarafın işlettiği köprü ve otoyoldan davalıya ait araçların ihlalli geçiş yaptığı, sürücüye gerekli uyarıların yapıldığı, buna rağmen süresi içinde geçiş ücretinin ödenmediği, geçiş ücreti ve 4 katı ceza için davacının itirazın iptalini istemekte haklı olduğu, uyuşmazlığın icra takibinde belirtilen miktarlar üzerinde toplandığı, davacı tarafın icra takibi ile geçiş ücreti, para cezası, faiz ve KDV için toplam 28.326,80-TL talepte bulunduğu, ... plaka sayılı aracın dorse olmaması ve kamyon cinsinden olması sebebiyle hesaplama dahil edilerek, avans faizi üzerinden bilirkişi tarafından dosyadaki verilere uygun olarak hesaplamada geçiş ücreti 5.4470,70 TL, para cezası 21.882,80 TL, faiz 1.191,77 TL, KDV 214,52 TL olmak üzere toplam 28.759,79 TL davacının alacaklı olduğunun belirtildiği, taleple bağlılık ilkesi ve takipte belirtilen miktarlar dikkate alındığında davacının davalıdan geçiş ücreti ve para cezası için 27.353,50-TL asıl alacak, 572,92TL işlemiş faiz ve 103,13 TL KDV olmak üzere toplam 28.029,55-TL talep edebileceği, bu tutar için davacının takipte haklı olduğu, fazlaya ilişkin kısım yönünden davalının itirazının yerinde olduğu, asıl alacak likit olmadığından ve hesaplamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminat talebinin yerinde olmadığı, açılan dava arabucululuk zorunlu başvuru yoluna tabi olduğundan ve davacı tarafça bu yönteme başvurulduğu dikkate alınarak arabulucu ücretiyle birlikte dosyada yapılan diğer yargılama giderlerinin davanın kabulü oranında davalıdan tahsili gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;dava konusu alacağın likit olduğunu, mahkemece asıl alacak yönünden davanın kabulüne karar verildiğini, bu sebeple icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, ayrıca davalı tarafça usulüne uygun davetiyeye rağmen arabuluculuk görüşmelerine katılmaması sebebiyle tüm yargılama giderlerinden sorumlu olduğu gibi lehine vekalet ücreti de hükmedilemeyeceğini ileri sürmüştür.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, müvekkilinin arabuluculuk görüşmelerine davet edilmediğini, arabulucu tarafından mahkemeye verilen cevapta bu hususun açıkça belirtildiğini, arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkiline takip tarihinden önce ihlali geçiş sebebiyle ihtarname gönderilmediğini, bu sebebple sadece geçiş ücretlerinin hüküm altına alınabileceğini, ceza tutarları yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ... plakalı aracın dorse olduğunu, kamyon olarak dikkate alınamayacağını, mahkemece hiç bir neden gösterilmeksizin bilirkişinin değiştirildiğini ileri sürmüştür.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR: Somut olayda, öncelikle arabuluculuk dava şartının gerçekleşip gerçekleşmediği, davalı tarafından davacı şirkete ait otoyol ve köprüden ihlalli geçiş yapılıp yapılmadığı, davalının itirazında haklı olup olmadığı ve icra inkâr tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında uyuşmazlık bulunmaktadır. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, otoyol/köprü geçiş ücreti ve cezasının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükme karşı taraflarca yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Arabuluculuğa başvuran tarafın sürece ilişkin tek yükümlülüğü kendisine ve elinde bulunması hâlinde karşı tarafa ait her türlü iletişim bilgisini arabuluculuk bürosuna vermekten ibarettir. Başvuru ile başlayan arabuluculuk sürecinde, tarafların iletişim bilgilerini temin ederek onları her türlü iletişim vasıtasını kullanarak toplantıya davet etmek ve bu aşamaları belgelendirmek tamamen arabuluculuk bürosu ile arabulucunun sorumluluğu kapsamındadır. Belirtmek gerekir ki, Kanun’da arabulucunun bilgilendirme ve davete ilişkin işlemlerini belgeye bağlayacağı ifade edilmiş ise de tarafları toplantıya davet için özel bir usul öngörülmemiştir. Bu anlamda toplantıya davetin 7201 sayılı Kanun hükümlerine tabi olmadığı açıktır. Ancak arabulucunun tarafları toplantıya davet etme sorumluluğunu usulüne uygun olarak yerine getirdiğini ispatlayabilmesi için yapılan işlemleri belgelendirmesi yerinde olacaktır. Kanun hükmünde açıkça arabulucunun yerine getirmesi gerektiği belirtilen davet işleminin usulüne uygun olarak yerine getirilmemesi hâlinde, arabuluculuk faaliyetinin de usulüne uygun olarak yürütülmediği ve arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği sonucuna varmak amacı aşan bir yorum olur.
Zira Anayasa Mahkemesi, dava şartı olarak arabuluculuğa dair yasal düzenlemenin iptali isteğiyle ilgili olarak verdiği kararında düzenlemenin hak arama hürriyeti ve bu kapsamda mahkemeye erişim hakkına getirilen bir sınırlama niteliğinde olduğunu kabul etmiş; ancak “Arabuluculuğa başvuru zorunluluğunun, kişilerin hak aramalarını imkânsız hâle getiren veya aşırı derecede zorlaştıran etkisiz ve sonuçsuz bir sürece neden olmadıkça hak arama hürriyetinin özüne dokunduğu söylenemez” şeklindeki gerekçeyle bir çeşit sınır tayin etmiştir (Anayasa Mahkemesi, 11.07.2018 tarihli ve 2017/178 Esas, 2018/82 Karar sayılı kararı). Bu bağlamda, dava şartı olarak arabuluculuğun ağır koşullara bağlanması ve birkaç defa bu yola başvurulmasına sebep olunması kişilerin hak arama hürriyetini de sınırlandıracaktır.
Somut uyuşmazlıkta, dosya kapsamındaki arabuluculuk ilk toplantı ve bilgilendirme tutanağında, davalının adresine iadeli taahhütlü arabuluculuk davet mektubunun gönderildiği, ihbarlı olarak tebliğ olduğu ancak toplantıya katılmadığı belirtilmiştir.
Arabulucu tarafından mahkemeye sunulan gönderi takip belgesinden anlaşıldığı gibi, tebliğin davalı adresine iadeli taahhütlü gönderildiği, adresin kapalı olması sebebiyle haber kağıdı bırakıldığı ancak davalının bekleme süresi içerisinde gönderiyi teslim almak için başvurmadığı, davalı tarafça bu adresin kendi adresi olmadığı yönünde bir itirazının olmadığı anlaşılmakla davet işleminin usulüne uygun olarak yerine getirildiğinden davacı tarafın arabulucuya başvuru şartını yerine getirdiği anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesince işin esasına girilerek karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. 6001 sayılı Kanunun “Geçiş ücretini ödememe ve güvenliğin ihlali” başlıklı 30.maddesinin 5.fıkrası “4046, 3465 ve 3996 sayılı kanunlar çerçevesinde işletme hakkı verilen veya devredilen otoyollar veya erişme kontrolünün uygulandığı karayollarından geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yapan araç sahiplerinden, işletici şirket tarafından geçiş ücreti ödemeden giriş çıkış yaptığı mesafeye ait geçiş ücreti ile birlikte, bu ücretin dört katı tutarında ceza, genel hükümlere göre tahsil edilir. (Mülga ikinci ve üçüncü cümle: 16/5/2018-7144/18 md.) (…)”
Aynı maddenin 7.fıkrası ise, “Geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yapanlardan, ödemesiz geçiş tarihini izleyen on beş gün içinde yükümlü olduğu geçiş ücretini usulüne uygun olarak ödeyenlere, bu maddenin birinci fıkrası ile beşinci fıkrasında belirtilen cezalar uygulanmaz. (Ek cümle: 16/5/2018-7144/18 md.) Otoyollar ile erişme kontrolünün uygulandığı karayolları için belirlenen geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yaptığı tespit edilen yabancı plakalı araçlara uygulanan idari para cezaları için bu fıkrada belirlenen on beş günlük süre beklenmez. (Ek cümle:23/7/2020-7252/9 md.) Ancak, ödemesiz geçiş tarihini izleyen on beş gün içinde geçiş ücretinin ödenmesi halinde idari para cezası tahsil edilmez.” şeklindedir.
Dosya kapsamından, davalı şirkete ait araçların çeşitli tarihlerde çok sayıda ihlalli geçiş yaptığı, ihlalli geçiş ücretlerinin 15 gün içerisinde ödenmediği anlaşılmış olup yasa gereği davalının ihlalli geçişten itibaren 15 gün sonra temerrüde düştüğü, bunun için davacı tarafça takip tarihinden önce ihlali geçiş sebebiyle ihtarname göndermesine gerek bulunmadığı, ihlali geçişlerden sonra 15 gün içerisinde geçiş ücreti ödenmediğinden yasada belirlenen ceza tutarının hüküm altına alınmasının yerinde olduğu, ... plaka sayılı aracın trafik tescil kayıtlarına göre dorse değil kamyon olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporu gerekçeli ve denetime elverişli olup bilirkişinin değiştirilmesinin sonuca etkili olmadığı, davacının davalıdan hükümde belirtilen şekilde alacaklı olduğu anlaşılmakla davalının istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir.
Davacının istinaf nedenlerine gelince; İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesinin 2. fıkrası gereğince, itirazın iptali davalarında icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksız ve takibe konu alacağın likit olması gerekmekte olup şartları oluştuğundan davacı yararına icra inkar tazminatına karar verilmesi gerekirken reddine hükmedilmesi yerinde görülmemiştir.
Diğer taraftan, 6325 sayılı Yasa'nın 18/A-11. maddesi "Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez. davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf nedeni kabul edilmiştir." şeklinde düzenlenmiş olup, davalı tarafça geçerli bir mazeret gösterilmeksizin arabuluculuk ilk toplantısına katılmadığından tüm yargılama giderlerinde sorumlu tutulup lehine vekalet ücreti hükmedilmemesi gerekirken yasal düzenlemeye aykırı şekilde yargılama giderlerinden tarafların haklılık oranlarına göre sorumlu tutulması ve davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi hatalıdır.
Yukarıda açıklanan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılıp, HMK’nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
A) Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesinin 1. fıkrası b bendinin 1 numaralı alt bendi gereğince; davalı tarafın istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
B) Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesinin 1. fıkrası (b) bendinin 2. maddesi uyarınca Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 02/02/2023 gün ve 2022/693 Esas, 2023/48 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
C) 1-Davanın Kısmen KABULÜ ile davalı tarafından Ankara 23. İcra Müdürlüğünün 2018/9633 sayılı dosyasına yönelik itirazın kısmen iptali ile 27.353,50 TL asıl alacak, 572,92 TL işlemiş faiz ve 103,13 TL KDV olmak üzere toplam 28.029,55 TL üzerinden takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2.Şartları oluştuğundan asıl alacak olan 27.353,50 TL'nin %20'si oranında 5.470,70 TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
3.492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 1.860,03 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 341,45TL harcın mahsubu ile bakiye 1.518,58TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, davacı taraftan peşin alınan 341,45TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4.Davacı tarafça hükümden önce ve sonra yapılan başvuru harcı dahil toplam 2.076,15TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5.Dava açılmadan önce arabuluculuk aşamasında yapılan 1.320TL giderin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydedilmesine,
6.Davacı, vekil ile temsil edildiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 17.900TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
7.6325 Saylı Yasa'nın 18/A-11 maddesi gereği davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
8.Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi uyarınca, yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının hükmün kesinleşmesinden sonra yatırana iadesine, D) 1- 492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince;
a)Davacı tarafından yatırılan 179,90TL istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde iadesine,
b)Davalı taraftan alınması gerekli 1.860,03TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 478,68TL harcın mahsubu ile bakiye 1.381,35TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
2.Davacı tarafından yapılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı dahil olmak üzere toplam 603TL istinaf kanun yolu giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3.Davalı tarafından yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4.Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca kesin olmak üzere 27/03/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/03/2024 ...
Başkan
...
(e-imzalıdır)
...
Üye
...
(e-imzalıdır)
...
Üye
...
(e-imzalıdır)
...
Katip
...
(e-imzalıdır)