11. Hukuk Dairesi
KARŞI OY YAZISI Kara sigortalarında, sigortacının halefiyetini düzenleyen TTK.'nun 1301. maddesine göre, sigortacı sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren kimse yerine geçer. Sigorta ettiren kimsenin vaki zarardan dolayı üçüncü şahıslara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Denizcilik rizikolarına karşı sigortada ise halefiyet TTK'nun 1361. maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu maddenin 1. fıkrasına göre, borçlarını yerine getiren sigortacı, sigortalının üçüncü şahsa tazmin ettirebileceği bir zararı tazmin ettiği takdirde, 1256 ve 1258. maddelerin 2. fıkralarının hükümlerine halel gelmeksizin, üçüncü şahsa karşı, sigortalının haklarına halef olur. Somut olayda uyuşmazlık, davalı ile dava dışı Armatör Santie Shipping S.A. arasında akdedilen “Gemi Yapım Sözleşmesinin” 6. maddesinde “Gemi, yapım döneminde memnun edici denemelerin sonuna kadar, masrafları kendisine ait olmak üzere, şantiye tarafından sigorta ettirilecektir.” maddesini ifa babında akdedilen başkası hesabına sigortada sigortalının davalı ... ettirene karşı sahip olduğu tazminat alacağının, zararını tazmin eden sigortacıya intikal edip etmeyeceği noktasındadır. Başkası hesabına sigorta, sigorta ettirenin, üçüncü kişi ya da kişilerin (sigortalı) sigortalanabilir menfaatlerini onların lehine sigortaladığı sigortalardır. Başkası hesabına sigortada, sigortalının sigorta himayesine kavuşabilmesi için bu güvencenin kaynağını teşkil eden sözleşmenin kuruluşuna iştirak etmesi şart değildir. Sigorta himayesi, başkası hesabına sigortanın BK’nun 111. maddesi anlamında üçüncü şahıs lehine sözleşme niteliği gereği sigortalının iradesinden bağımsız olarak meydana gelir. Şüphesiz, sigorta1ının kendi lehine oluşan edimi reddetme hakkı vardır. Başkası hesabına sigortanın söz konusu olması halinde, denizcilik rizikolarına karşı sigortalarda sigortalının uğradığı zarar, TTK'nun 1445 vd. hükümleri dairesinde giderilmesi gerekir. Söz konusu hükümler, TTK'nun 1264. maddesinin 1. fıkrası uyarınca kara sigortalarında da kıyasen uygulanır. Buna göre, sigortalı başkası hesabına yapılan sigortada sigorta mukavelesinden doğan haklar sigortalıya aittir (TTK mad. 1445/I,c 1). Söz konusu hüküm, sigortalının sigortacı karşısında zararının giderilmesi talebiyle ilgili olarak maddi hak sahibi olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte, söz konusu alacağın sigortacıya karşı ileri sürülebilmesi hususunda kural olarak sigorta ettiren yetkilidir (TTK mad. 1445/11). Bu hükme göre, sigortalı, sigorta ettirenin muvafakati olmaksızın ancak poliçe elinde bulunduğu takdirde hakları üzerinde tasarruf edebileceği gibi, bu hakları mahkemede iddia edebilir. Bu hükümler incelendiği takdirde kanun koyucunun bilinçli olarak sigorta ettiren ve sigortalı ayrımına gittiği görülmektedir. Sigorta ettirenin TTK'nun 1446. maddesi hükmü dairesinde sigortacıdan sigorta tazminatını tahsil etmesi durumunda, tahsil ettiği miktarı sigortalıya ödemek zorundadır. Sigorta ettirenin bu yükümlülüğü, sigortalı ile akdettiği sözleşme uyarınca başkası hesabına sigorta sözleşmesi akdetme yükümlülüğünden bağımsız olarak anılan hükümlerin tesis ettiği sigorta ettiren ile sigortalı arasında kanuni yedi emin ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Şüphesiz, -TTK mad. 1447 hükmü hariç- sigorta ettirenin, maddi açıdan sigortalıya ait sigorta tazminatını yedinde tutmaya yetkili olduğunu kabul etmek, zenginleşme yasağı ilkesine de aykırılık teşkil edecektir. Sigortacı, başkası hesabına sigorta sözleşmesi gereği sigortalının zararını giderecek olursa, sigorta ettirenin sorumluluk menfaatini de doğrudan doğruya güvence altına almış olmaz. Bunun sonucu olarak, başkası hesabına sigortada sigortalının sigorta ettirene karşı sahip olduğu tazminat alacağının yukarıda anılan halefiyete ilişkin hükümler dairesinde sigortacıya intikal edip etmeyeceği sorunu gündeme gelmektedir. Başkası hesabına sigortada sigortacının sigortalıya sigorta tazminatını ödemesiyle sigortalının sigorta ettirene karşı olan tazminat alacağının sigortacıya yukarıda zikredilen halefiyet hükümleri uyarınca intikali, sigorta tazminatının ödenmesiyle malik sigortalının sigorta ettirene karşı sorumluluk hükümleri dairesinde sahip olduğu tazminat alacağının sona ereceğinden bahisle peşinen reddedilemez. Zira, TTK'nun 1301 ve 1361. maddeleri hükümleri sigortacının rücudan feragati hariç sigortadan zarar veren şahsın yararlanamayacağı esası üzerine kaleme alınmıştır. Kanun koyucu da söz konusu hükümlerde, sigorta tazminatının ödenmesine rağmen sigorta1ının sorumluluk hükümlerinden kaynaklanan tazminat alacağının devam edeceği esasından hareket etmektedir. Dolayısıyla, sigortalının sigorta ettirene karşı tazminat alacağı devam edeceğinden meydana gelen zarar dolayısıyla çifte tazminat alma ihtimali doğacaktır ki, halefiyete ilişkin hükümlerin öngörülüş amaçlarından biri de bu şekilde ortaya çıkan zenginleşme ihtimalini ortadan kaldırmaktır. Sigortalıya sigorta tazminatını ödeyen sigortacının onun sigorta ettirene karşı olan tazminat alacağına halef olamayacağı iddiası kara sigortalarında TTK'nun 1301. maddesinin lafzına, yani hükümde geçen "Sigorta ettiren kimsenin" ifadesine dayandınlabilirse de TTK mad. 1361' de kanun koyucunun açıkça "sigorta ettiren" ifadesi yerine "sigorta1ı" tabirine yer verdiği gözden kaçırılmamalıdır. Belirtmek gerekirse, kara sigortalarında da TTK mad. 1301 'in lafzı, "sigorta ettirenin", sigortacının halefiyete binaen rücu edebileceği üçüncü kişi sayılamayacağı iddiasına dayanak teşkil etmemelidir. Mehazları farklı olan bu iki hükümden TTK mad. 1301 'de açıkça "sigorta ettiren"den söz edilmesi, kanun koyucunun kendi hesabına sigortayı kural kabul etmesinden kaynaklanmaktadır. Bu sebeple, TTK mad. 1301' de kanun koyucunun üçüncü kişiden yalnızca sigorta sözleşmesini akdetmemiş olan kişiyi (yani sigorta ettiren olmayan) kişiyi kasdettiği sonucu çıkarılamaz. Aksi takdirde, örneğin, nakliyeci sigorta ettirenin akdettiği taşıma sorumluluk sigortası ile hem kendini hem de başkası hesabına sigorta ile sürücüsünün sorumluluğunu sigorta ettirmesi halinde, sigortacıya, taşımadan dolayı taşıyıcının taşıtana olan sorumluluğunu tazmin ettikten sonra sigorta sözleşmesini akdetmemiş olan fakat sorumluluk menfaati sigortalanmış olan sigortalıya (Sürücü) rücü etme imkanı bahşedilmiş olur. Sonuç olarak TTK mad. 1301 'de sözü edilen üçüncü kişi kavramını sigorta sözleşmesini akdetme eyleminden bağımsız olarak değerlendirmek gerekir. Hükümde geçen üçüncü kişi kavramı, menfaati sigorta edilmeyen kişi şeklinde anlaşılmalıdır. TTK mad. 1361'de bu sebeple açıkça "sigortalı" kavramına yer verilmiştir. Dolayısıyla, TTK mad. 1361 'de ifade edilen üçüncü kişi, sigortalı dışındaki, yani menfaati sigorta edilmeyen kişi dışındaki kişilerdir. Dolayısıyla bir kişi, sigorta sözleşmesini akdetmiş olsa bile kendi menfaatini sigortalatmamışsa üçüncü kişi sayılmalıdır. Sigorta ettiren dahi olsa sigortacı menfaati sigorta edilmeyen kişiye TTK mad. 1301 veya TTK mad. 1361 uyarınca rücu edebilecektir. Şüphesiz, sigorta ettiren, yaptığı sözleşme ile sigortacının kendisine rücu edilmesini ortadan kaldıran bir anlaşma yapabilir. Bu durumda, söz konusu kloz ekonomik açıdan sorumluluk sigortası fonksiyonunu görecektir. Somut olayda aynı sözleşme ile sigorta ettiren tersane sahibi ne kendi sorumluluk menfaatini doğrudan sigortaladığından ne de rücü feragati anlaşması ile dolaylı bir şekilde sigortalamış bulunduğundan, sigortalının ona karşı sahip olduğu tazminat alacağı TTK mad. 1361 gereği sigortacıya geçmelidir. Davacı ..., sigortalı teknenin denize indirilişi sırasında alabora olarak batması nedeniyle ortaya çıkan hasar/zarar için gerekli ekspertiz işlemlerini yaptırıp saptanan 121.373 USD hasardan 25.000 USD muafiyetin tenzili ile sigortalısına 03.02.2000 tarihinde 93.373 USD ödeme yapmıştır. Çekişmeye konu edilen sigorta poliçesinde sigortalı “Santing Shipping S.A”, sigorta ettiren ise “Çınar Tersanecilik San. ve Tic.Ltd.Şti.”dir. Sigorta ettiren bir başkasının menfaatini (TTK. 1270) sigorta ettirmiş ise; sigorta ettiren bu durumda sigortalı sıfatını taşımaz. Zararı tazmin ettirme hakkı lehine sözleşme yapılan kimseye aittir. Davacı ... de lehine sigorta yapılan ve poliçe elinde olan kişiye ödeme yapmakla TTK’nun 1361. maddesi uyarınca halefiyet hakkını kazanmaktır. Bu nedenle davalı vekilinin karar düzeltme taleplerinin reddi gerekirken, kabulüne karar verilmesi yasal düzenlemelere uygun düşmediğinden sayın çoğunluk görüşüne katılmamaktayız.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın