11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2008/12480 E. , 2010/3974 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.05.2008 tarih ve 2007/409-2008/49 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin kamu yararına faaliyet gösteren yardım kuruluşu olduğunu, isminin marka olarak kullanılmasının 556 sayılı KHK' nun 7/1-g maddesi, Paris Sözleşmesinin 2. mükerrer 6. maddesi ve Cenevre Konvansiyonuna göre yasak olmasına rağmen, davalının müvekkilinin ismini marka olarak tescil ettirdiğini ileri sürerek, markanın hükümsüzlüğüne, isim ve amblemin kullanılmasının önlenmesine ve kararın gazetede yayınlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın hakdüşürücü sürede açılmadığını, davacının dava ehliyetinin bulunmadığını, müvekkilinin markasının 1992 yılından bu yana fiilen, 2002 yılından bu ise yana tescilli olarak kullanıldığını, davacının tescilli markasının bulunmadığını, markanın kullanımına uzun yıllar sesiz kalınmasından sonra dava açmanın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmişlerdir.
Mahkemece, davanın hak düşürücü süre içiresinde açıldığı, davacının akif dava ehliyeti bulunduğu, davacıya ait adın Paris Sözleşmesinin 2. mükerrer 6. maddesine göre izin alınmadan tescil edilemeyeceği, davalı markasının tescil sınıfları bakımından davacı markasıyla bağlantılı olduğu izlenimi uyandırdığı gerekçesiyle davalı markasının hükümsüzlüğüne ve markalar sicilinden terkinine, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.