İçtihat Pro — Emsal Kararlarla Güçlü Savunma — ictihatpro.com
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın
Karar Etiketleri
05.04.2024
REDDİNE
YERELHUKUK
DIGER
Ceza Hukuku
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu
28038 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yayımı tarihinde yürürlüğe giren Trafik Kazaları Nedeniyle İlgililere Sunulan Sağlık Hizmet Bedellerinin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin "Trafik kazalarından kaynaklanan sağlık giderleri" başlıklı 4 üncü maddesinde; " Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları tedavinin gerektirdiği tüm sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Kurum tarafından Sağlık Uygulama Tebliğinde (SUT)yer alan hükümler doğrultusunda karşılanır." hükmü yer aldığı, trafik kazaları sonucu oluşan sağlık giderlerinin karşılanmasına ilişkin usul ve esaslar ile ilgi olarak 08.02.2012 tarihinde Kurumumuzca yayımlanan Trafik Kazalarına bağlı Tedavi Giderleri konulu 2012/5 sayılı Genelgenin 1-6111 Sayılı Kanunu
5510 sayılı Kanun
2918 sayılı Kanun
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
5718 sayılı Milletletarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’nun 48. maddesine göre teminat yatırmadığını, bu nedenle bu teminatın ikmali gerektiğini, davanın teminatsız yürütülmesine muvafakatlarının bulunmadığını, İsviçre’de mukim olduğu anlaşılan davacı sigorta şirketinin, trafik kazasında yaralanan kişinin sigortalısı olduğunu ve bu nedenle tedavi giderleri ödediğini ileri sürmüş ise de, dava dilekçesi ekinde sigorta poliçesinin sunulmadığını, bu itibarla davacı taraf, öncelikle sigorta poliçesinin aslını ve noter tasdikli Türkçe çevirisini sunmakla yükümlü olduğunu, davacı sigorta şirketi tarafından sigorta poliçesi sunulmadan ve bu poliçenin Türkiye’de meydana gelen rizikoları kapsadığı ortaya konulmadan böyle bir davayı açmakdaki akti, hukuki yararı bulunmadığından, aktif taraf ehliyeti de olmayacağını, ayrıca aşağıda belirtileceği ve 17.01.1972 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında kabul edildiği üzere, can sigortalarında sigortacının rücu hakkının bulunmaması nedeniyle de davacının aktif taraf ehliyetinin olmadığını, davacı sigorta şirketinin de kabulünde olduğu üzere, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu
2918 sayılı KTK.m. 47/1.c. hükmünde yer alan asli kusurlardan olan “trafik işaret levhaları ve cihazları yer işaretlemeleri ile belirtilen veya gösterilen hususlara uymamak “ kusurunu işlemiş olması nedeniyle kazanın meydana gelişinde asli derecede kusurlu olduğunun belirlendiğini, aynı tutanağa göre ... plakalı motor sürücüsü müteveffa ...'ın kazanın meydana gelişinde 2918 sayılı KTK .m. 521.a bendinde yer alan “araçların hızlarını kavşaklara yaklaşırken dönemeçlere girerken veyadönemeçli yollarda ilerlerken hızlarını azalttmamak” kusurunu işlemiş olması nedeniyle de kusurlu olduğunun belirlendiğini, kazanın ardından davalı sürücü hakkında İstanbul ...Ağır Ceza Mahkemesi'nde ... Esas sayılı dosya ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde de davalı sürücünün kusurlu olduğu sabit olup hakkında mahkumiyet kararı tesis edildiğini, Meydana gelen trafik kazasında kazaya karışan ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan müvekkili davacı sigortalısı ...ciddi biçimde yaralandığını, kaza sonrasında gerçekleştirilen ilk tedavisinin ardından yaşadığı İsviçre'ye nakli gerçekleştirilen müvekkili sigortalısı burada da uzunca bir süre tedavi gördüğünü, Müvekkili sigortalısının sağlık durumu doktor raporlarıyla da sabit olduğunu, müvekkili davacı sigorta şirketi, sigortalısına uygulanan tedavi giderlerine karşılık olmak üzere 343.786,85 CHF (İsviçre Frangı) tutarında ödeme yaptığını, sigortalısına gereken sağlık harcamalarını yaparak hukuki sorumluluğunu yerine getiren davacının yaptığı ödemeyi hukuki sorumluluğu bulunan davalılardan TTK m. 1472 kapsamında rücuen tazminini talep etme hakkı doğduğunu, Davalı ... sevk ve idaresinde bulunan... plakalı aracıh aynı davalı adına kayıtlı olup diğer davalı ... Sigorta Şirketi tarafından ...nolu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesiyle ile sigorta teminatı altına alındığını, kazaya karışan ... plakalı aracın ise müteveffa sürücü ...'a ait olup davalı ... Siğorta A.Ş. Tarafından ... nolu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesiyle ile sigorta teminatı altına alındığını, Kazanın meydana gelişinde ... ve... plakalı araç sürücülerinin kusurlu bulunduğunu, kaza neticesinde ortaya çıkan zararlardan davalıların 25.02.2011 tarih ve 27857 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu
6102 sayılı TTK’nın Sigorta Hukuku başlıklı 6. Kitabının İkinci Kısmının Birinci Bölümü’nde Zarar (Mal) Sigortaları, İkinci Bölümü’nde ise ... Sigortaları düzenlendiğini, davacı sigorta şirketi; kazada yaralanan kişinin tedavi giderlerini ödediklerini, bu itibarla davacı şirketin, hukuksal sorumluluğu bulunan davalılardan TTK m.1472 uyarınca rücuan tazminat talebinde bulunabileceğini belirttiğini (Bakınız: Dava dilekçesi, sayfa 2, 4 nolu paragraf) davacı tarafça dayanılan TTK’nın “halefiyet” başlıklı m.1472 hükmü, Zarar Sigortaları’nın düzenlendiği Birinci Bölüm’de yer aldığını ve sadece zarar sigortaları için kabul edildiğini, bir başka anlatımla TTK’da sigortacıya rücu hakkı, zarar sigortalarıyla sınırlı olarak tanındığını, can sigortalarında ise sigortacıya halefiyet (rücu) hakkı tanınmadığını, nitekim 17.01.1972 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, can sigortalarında sigortacının halefiyetinden söz edilemeyeceği belirtildiğini, “Türk Ticaret Kanunu
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu
5684 sayılı sigortacılık Kanunu
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu
6111 sayılı yasa ve trafik kazaları nedeniyle ilgililer sunulan sağlık hizmet bedellerinin tahsiline ilişkin usul ve esaslar hakkında yönetmelik uyarınca prim aktarımı hak ve tercih olmaktan öte bir yükümlülük/zorunluluk olarak düzenlendiğini, müvekkil sigorta şirketi tarafından da prim aktarımı zorunluluğunun yerine getirildiğini, bu nedenle de müvekkili şirketin tedavi gideri teminatı bakımından yükümlülüğünün ortadan kalktığını, müvekkili şirketin yurt dışında yapılan tedavi giderleri nedeniyle sorumlu olduğundan bahisle müvekkili şirket aleyhine dava açılmasının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dava konusu olayda tedavi gideri teminatı bakımından primleri sosyal güvenlik kurumuna aktaran müvekkili şirketin başkaca bir sorumluluğunun kalmadığını, yargıtay içtihatlarında da primlerin aktarılması ile sigorta şirketlerinin sorumluluğunun ortadan kalkacağının kabul edildiğini, 6111 sayılı yasanın 98. maddesinde resmi ve özel tüm sağlık kuruluşları nezdinde yapılan harcamalardan sosyal güvenlik kurumunun sorumlu olacağının belirtildiğini, trafik kazaları sebebi ile sulunan sağlık hizmet bedellerinin sosyal güvenlik kurumu tarafından karşılanacağını ve hazine müsteşarlığı tarafından belirlenen miktarın kuruma ödenmesi ile sigorta şirketinin ve güvence hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği belirtilmiş olup, tedavi hizmet bedellerinin belirlenmesinde herhangi bir kısıtlamaya gidilmediğini, ancak ... sayılı genelge ile sosyal güvenlik kurumu tarafından tedavi giderlerinin ödenmesi konusunda kanunda yer almayan bir kısıtlama getirildiğini, düzenleyici işlemlerin sebep öğesi olan üst normlara uygun olmasının bir zorunluluk olduğunu, idare, kanunlara aykırı düzenleyici işlem yapamayacağını, idarenin düzenleyici işlemleri kanunlara uygun olması gerektiğini, kanunların çizdiği sınırların dışına çıkmaması gerektiğini, bu nedenle sosyal güvenlik kurumunun genelge ile kanunda belirtilen sorumluluğunu daraltması hukuka aykırılık teşkil ettiğini, kaldı ki; sosyal güvenlik kurumunun böyle bir genelge ile sorumlu olmadığının belirtmesi 6111 sayılı yasa kapsamında üzerine düşen tüm sorumluluğu yerine getiren müvekkili şirketin zarardan sorumlu olacağı anlamına da gelmediğini, 6111 sayılı yasa, yönetmelik ve genelgeler kapsamında üzerine düşen tüm sorumluluğu yerine getiren müvekkili şirketin tedavi gideri teminatı bakımından primlerini de sosyal güvenlik kurumuna aktarmış olduğu dikkate alındığında, dava konusu zarar nedeniyle müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığının kabulü ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı davacının tazminat talebinin fahiş olduğunu, bununla birlikte davacı tarafça sigortacılık mevzuatı gereği hak sahiplerine ödeme yapıldığının da ispatlanamadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili şirketin sigorta bedelini ödeme yükümlülüğü dava tarihinde muaccel hale geldiğini, bu sebeple mahkemece faize hükmedilmesi halinde hükmedilecek faiz dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz olduğunu, Karayolları Trafik Kanunu
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu
6111 sayılı Kanun
K2918 md.14
K6111 md.99
K2918 md.59
HMK md.107
HMK md.6
K2918 md.1
K6102 md.1472
K5718 md.48
K28038 md.59
TTK md.1472
K6111 md.98
K2918 md.98
K6111 md.59
K6111 md.1/5