5. Ceza Dairesi
Nitelikli zimmet suçundan sanık ...’nın yapılan yargılanması sonunda; eylemlerinin zincirleme biçimde basit zimmet suçunu oluşturduğunun kabulüyle mahkümiyetine dair, ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 05/12/2006 gün ve 2001/181 Esas, 2006/456 Karar sayılı hükmün süresi içinde sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi ve incelemenin duruşmalı yapılmasının talep edilmesi üzerine; dosya Yargıtay C.Başsavcılığının 08/10/2007 günlü tebliğnamesiyle Daireye gönderilmekle 26/03/2008 Çarşamba saat 14.00’e duruşma günü tayin olunarak sanık müdafiine çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde hakimler duruşma salonunda toplanarak Yargıtay C.Savcılarından ... hazır olduğu halde oturum açıldı. Yapılan tebligat üzerine sanık müdafiin gelmediği ve ayrıca bir talepte de bulunulmadığı anlaşılmakla Yargıtay C.Savcısının uygun görülen talep ve mütalaası dairesinde DURUŞMASIZ inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek vaktin darlığına binaen dosyanın incelenmesi başka bir güne bırakılmıştı. Bugün dava evrakı incelenerek aşağıda yazılı karar ittihaz olundu. Sanığın mükerrer, hayali ve alacaklı vekilinin imzasını taklit etmek suretiyle reddiyat makbuzları düzenlemek, parayı almasına karşın tahsilat makbuzu düzenlememek, izaleyi şüyu dosyalarında hissedarlara ödenmesi gereken miktarlardan eksik ödenmesini sağlamak suretiyle gerçekleştirdiği eylemlerinin zincirleme biçimde nitelikli zimmet diğer eylemleri ile paraları maledinmesinin ise basit zimmet suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin suç vasfında hataya düşülerek eksik ceza tayini, sanık lehine olduğu kabul edilen 5237 sayılı TCK.nun 212. maddesindeki “sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur” şeklindeki düzenleme nedeniyle, sanığın eyleminde sahtecilik suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının karar yerinde tartışılması ve sahteciliğin varlığının kabulü halinde bu suçtan da mahkümiyet hükmü kurularak sonucuna göre lehe kanunun belirlenmesi gerektiğinin nazara alınmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi sayılmamış, lehe Yasanın tespitine ilişkin olarak yapılan değerlendirmede 765 sayılı TCK.nun 80. maddesi uyarınca azami oranda 1/2 artırım yapılacağı ifade edilmesine karşın 5237 sayılı Yasanın 43. maddesi uyarınca asgari ve azami oranlar arasında 1/2 artırım yapılarak orantılılık ilkesine aykırı hareket edilmiş ise de orantılı olarak 765 sayılı Yasanın 80. maddesi uyarınca 1/3 oranında artırım yapıldığı halde sonuç cezanın eşit olması, 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinin 765 sayılı TCK.nun 31 ve 33. maddelerine göre daha lehe olması ve suç vasfında hataya düşülmüş olması nedeniyle sonuca etkili görülmemiş, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Dairemizce de benimsenen 20/09/2011 gün ve 2011/5-104 Esas, 2011/183 sayılı Kararında da açıklandığı üzere sanık hakkında 5237 sayılı Yasanın 53/5. maddesinin tatbik edilmemiş olması kazanılmış hak teşkil edeceğinden tebliğnamede bu hususta bozma öneren düşünceye iştirak edilmemiştir. Delillerle iddia ve savunma duruşma gözönünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan yerinde görülmeyen sanık müdafiin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 06/12/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın