T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ : 18/03/2024
İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, Davalı ile müvekkili şirket arasında ticari ilişki olduğunu, davalıya ekli irsaliyeli faturalar içeriğindeki malların teslim edildiğini, ancak davalı tarafça bir kısım malların müvekkile ödenmediğini, bakiye alacağın müspet cari hesap ekstresi ile sabit olduğunu, Antalya 8. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası kapsamında ilamsız icra takibi başlatıldığını, müvekkil tarafından temin edilen ürünlerde herhangi bir hata, kusur veya ayıp bulunmadığını, yasal süresi içerisinde (8 gün) ayıplı mal ihbarında bulunulmadığını, ayrıca müvekkiline kısmi ödemeler yapıldığını, davalının borcunu zımnen kabul ettiğini, davalının borcunu ifadan kaçındığını, icra dosyasına tüm itirazların iptali ile takibin faizi ve fer'ileri ile devamına, takip miktarının %20'sinden az olmamak üzere inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, Müvekkillerinin, ... ticaret ünvanlı işletmesinin ... ve ... Şubelerinin iç dekorasyon ve diğer mimari işleri için mimarlık şirketi ile anlaştığını, taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmamasına rağmen; davacı tarafın çizmiş olduğu projeleri ve görselleri müvekkiline gönderdiğini ve müvekkilinin de onay vermek suretiyle aralarında anlaşma sağlandığını ve işe başladığını, taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı bir şekilde davalı tarafın hem eksik işlerde bulunduğunu hem de yapmış olduğu işleri ayıplı bir şekilde ifa ettiğini, bunun yanı sıra mimar tarafından iş takibi yapılacağı söylenmesine rağmen böyle bir takibin yapılmadığını, karşı yanın müvekkiline fatura içeriğinin tümünün mobilya olarak belirtilmek sureti ile dava dilekçe ekinde gönderilmiş olan faturaların gönderildiğini ve müvekkilince de söz konusu fatura içeriğinde belirtilen malların teslim edileceği beklentisi ile faturalara herhangi bir itirazda bulunmaksızın malların kendisine teslimini beklediğini, lakin karşı yanca malların sadece bir kısmının müvekkile teslim edildiğini, karşı yanın kötü niyetli olarak malların tümü teslim edilmişçesine icra takibi ile takip başlatıldığını, fakat taraflarınca teslim edilmeyen ve ayıplı olan mallara ilişkin olarak icra takibine itirazda bulunulduğunu, karşı yanca salt faturalara dayanılarak işbu davanın açılmış olduğunu, bir kısım olarak teslim edildiğini, diğer bir kısım malların ise hiç teslim edilmeyip karşı yanca eksik ve ayıplı işlerin giderilmesine yanaşılmadığını, taraflarınca Antalya 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin ... Değişik İş sayılı dosyası ile eksik ve ayıplı işlere ilişkin olarak delil tespiti talebinde bulunulduğunu, söz konusu kararı mahkemeye sunacaklarını davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, ".... Yapılan değerlendirmede bilirkişi raporu tespitler kısmında yapılan belirlemelerin olaya uygun düştüğü nazara alınarak ve rapora itibar edilerek faturaya dayalı alacak yönünden yapılan sözleşmenin satış sözleşmesi olduğunun kabulü gerekmiştir. Davalı öncelikle teslim olgusunu kabul etmemektedir. Yapılan ticari defter incelemesinde davalının içeriğini ve teslimini kabul etmediğini beyan ettiği bu faturaları defterine işlediği anlaşılmaktadır. Davalı ticari defterlerine işlediği bu faturadaki malların teslim edilmediğini ispat yükü altındadır. Bu faturaların ticari deftere işlenmesi ile teslimin karineten gerçekleştiği kabul edilir aksini ise davalının yazılı delille ispatlaması gerekir. ( Aynı yönde Yargıtay 19 HD 2013/7951 e. 2013/12822 k.) Davalı bu yönde yazılı delil sunmamış, üstelik malların tesliminden sonra ayıplı ve eksik ifaya ilişkin tespitte masalara ilişkin tespit talebinde de bulunmamıştır. Yazılı delille ispatı gereken bu husus için tanık deliline dayanılamaz ise de dinlenen davalı tanıklarından biri masalardan hiç bahsetmemiş, dinlenen diğer tanıklar bir kısım masanın eksik teslim edildiğini belirtmiş ise de şüpheye yer vermeyecek ve davalının savunmasını aydınlatacak net bir beyanda bulunmamışlardır. Yazılı delil bulunmadığından masaların teslim edilmediğine ilişkin savunmaya itibar edilmemiş, bilirkişi raporunda hesaplanan bedellerden masa ile birlikte hesaplanan seçenek dikkate alınmıştır.Değişik iş dosyası ile birlikte değerlendirildiğinde fatura bedeli içerikleri karşılaştırıldığında yalnızca tavan işine ilişkin ayıp tespit edilmiş ise de süresi içinde ayıp ihbarında bulunulmadığı kabulüne göre 750,00 TL' lik tutar da hesaplanan bedelden indirilmemiştir.
Bilirkişi raporunda ayrıca fatura bedeli ile rayice ve piyasa bedeline göre hesaplama yapılmış ise de satış sözleşmesi kabulü, davalının ticari defterlerine işlediği faturalar dikkate alındığında bedele itiraz bulunmayışı da gözetilerek fatura bedelleri üzerinden anlaşma yapıldığı vicdani kanaatiyle bu seçenek hükme esas alınmıştır. İşlemiş faiz yönünden usulüne uygun harcı yatırılarak açılmış bir dava bulunmadığı kabul edildiğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Özetle Satış sözleşmesinden kaynaklanan alacak bulunmakla ifa borçlarının aynı anda ödenmesi gerektiğinden teslime rağmen ödeme yapılmadığı da anlaşılmakla isabetli görülerek hükme esas alınan ek raporlar uyarınca fatura bedellerine göre ve masa bedelleri dahil seçeneğe göre davanın kabulüne ve İİK'nun 67 koşulları oluştuğu ve alacağın likit olduğu nazara alınarak %20 icra inkar tazminatına " karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından taraflar arasındaki hukuki münasebetin "satış ilişkisi" olarak kabul edilmesinin doğru olmadığını, davacı tarafça faturalar mal alım-satımı gibi kesilmiş ise de; davacı tarafın müvekkiline yapılacak olan işe ilişkin öncelikle proje çizdiğini ve akabinde kararlaştırılan projeye ilişkin olarak müvekkilinin işyerine ve projeye özel hazırlanan malların müvekkiline teslimi hususunda anlaşıldığını, taraflar arasındaki ilişkinin eser sözleşmesi niteliğinde olduğunu, dosyaya dayanak yapılmış olan faturaların, müvekkiline malların tesliminden çok daha önce kesilip teslim edildiğini, müvekkilinin de teslim edilmemiş olan mallara ilişkin itiraz etme durumunun olmadığını, iş yeri kira sözleşmesinin 2017 yılı Mayıs ayında imzalandığını, Mart ayında kesilmiş olan faturaların henüz teslimi yapılmadan çok önceden kesilerek teslim ediği açık olduğu halde yerel mahkeme kararında büyük bir adaletsizlik olduğunu, dava konusu yerlere ilişkin sunulmuş olan kira sözleşmeleri ile müvekkiline teslim edilen faturaların çok önce tarihli olduğu ve bir kısım malların ayıplı, bir kısımının ise hiç teslim edilmediğinin kanıtlandığını, yine yerel mahkeme tarafından tespite gidildiğinde dahi faturaya konu hizmetin bitmediğinin sabit olduğunu, davacı tarafça kötüniyetli olarak hak elde etme çabası güdüldüğünden yerel mahkemenin kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Dava faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, uyuşmazlığın satış sözleşmesinden kaynaklanmasına, davalının içeriğini ve teslimini kabul etmediğini beyan ettiği faturaları ticari defterlerine işlemiş olmasına, davalının bunun aksini yazılı delille ispat edememiş olmasına, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun gerekçeli, denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli bulunmasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
1.Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2.492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 2.322,54 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 580,65 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.741,89 TL nispi istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,
3.Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4.Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5.İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6.Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL'nin altında kalması nedeniyle kesin olarak karar verildi.18/03/2024 ...