11. Hukuk Dairesi 2013/15618 E. , 2014/5364 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 01/07/2013
NUMARASI : 2013/21-2013/174
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01.07.2013 tarih ve 2013/21-2013/174 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, meüvekkilinin markası olan “OLİVE GARDEN” ibaresinin 50'den fazla ülkede tescilli olduğunu, Paris Sözleşmesi ve 556 sayılı KHK'nın 7/1-i ve 8/4 maddeleri anlamında tanınmış marka olduğunu, davalının dava konusu markayı kötüniyetli bir biçimde tescil ettirdiğini iddia ederek davalı adına kayıtlı “olive garden+şekil” ibareli 2003/6549 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; 556 sayılı KHK'nın 42. maddesi uyarınca açılacak hükümsüzlük davalarının 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğu, tanınmış marka iddiasıyla açılan davalarda daha uzun bir sürenin öngörülmediği, davacı tarafın dava konusu markanın başvuru tarihi olan 2003 yılı itibariyle markayı tanınmış hale getirdiğine ilişkin delil sunmadığı, davacının kötüniyet iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Ancak, temyize konu kararın gerekçesinde 5 yıllık süre geçtiktan sonra hükümsüzlük davasının açılabilmesinin tek şartının kötüniyetli tescil olduğu belirtildikten sonra devamla, kötüniyetli marka tescilinin temel sebeplerinin güvenin istismar edilerek markanın kendi adına tescil ettirilmesi veya diğer tacirlerden para koparmak amacıyla tescil ettirilmesi olduğu belirtilmiştir.
Öte yandan; davacı taraf davacı markasının 55 ülkede tescilli olduğu ve davalı ile davacının aynı konularda faaliyet gösterdiklerini ve davalının bu hususu bilebilecek durumda olduğunu ileri sürdüğüne göre, gerekçeli kararda davalının kötüniyetli olmadığına gerekçe yapılan hususlar kötüniyet sebepleri bağlamında tahdidi olmayıp, her somut olayın özelliklerine göre tescilin kötüniyetli olup olmadığı sonucu ortaya çıkabilecektir. Bu sebeple mahkemece bu hususlar nazara alınarak taraflarca ibraz edilen tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle hüküm kurmak gerekirken yazılı şekilde davacının kötüniyet iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.