9. Ceza Dairesi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR 1. Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve şantaj suçlarını işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (c) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 107 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile 53 üncü madde uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.01.2023 tarihli ve 2022/35 Esas, 2023/14 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi ile çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (c) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına dair verilen kararın sanık müdafii ve katılan mağdure vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 02.06.2023 tarihli ve 2023/454 Esas ve 2023/697 Karar sayılı kararı ile ilk derece mahkemesi kararının hüküm fıkrasının ikinci ve üçüncü maddelerinin çıkartılarak yerlerine "2-Şartları oluşmadığından sanık hakkında TCK 103/3-c maddesinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına, 3- Sanık bu suçu zincirleme olarak işlediği anlaşıldığından verilen cezanın TCK'nın 43/1. maddesi uyarınca takdiren 1/4 oranında artırılarak sanığın 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, Sanığa verilen cezadan başkaca artırım ya da indirim yapılmasına yer olmadığına" İBARESİ EKLENMEK SURETİYLE, istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. 2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık Müdafilerinin Temyiz İsteği Davanın zamanaşımına uğraması nedeniyle ret kararı verilmesi gerektiğine, şüpheden sanığın yararlanacağına, mağdurenin aşamalardaki ifadelerinin farklılıklar içerdiğine, mağdurenin 4-5 yaşlarında 1995 - 1996 yılında eylemlerin başladığını ve bu evin Keçiören'de olduğunu beyan etmesine rağmen bu evin sanık tarafından 2004 yılında alındığından mağdure beyanlarının çelişkili olduğuna, katılanın 1998-2000 yılları arasında Ankara'da olmadığı ve sanığında 1999 ortası - 2001 başı aralığında Kıbrıs'ta asker olduğunun sabit olduğuna, katılanın ifadesinde sanığın ilk oturduğu evi tarif ederken "...Ne kadar uzakta olduğunu bilmiyorum ama yürüyerek gidebilecek şeydeydi..." demesine rağmen sanığın Ağustos 1995 ile Ekim 1998 tarihleri arasında ... adresinde oturup tanık ...'in beyanında 1996-1998 tarihleri arasında katılanın Batıkentte oturduğu bilgisi karşısında, 1996 yılında 5 yaşında olan katılanın Batıkent'ten tek başına yürüyerek sanığın Aktepedeki evine gelmesi mümkün olmadığına, tanık ...'nin katılan ile sanığın başbaşa hiç kalmadığını beyan ettiğine, olayın görgü tanığı bulunmadığına, tanıkların mağdurenin akrabası olduğuna, olayın intikal zamanının iddia edilen eylemlerden çok sonra olduğuna, mağdurenin evlendikten sonra psikiyatriye gittiğine, sanığın mağdureye tehdit ve şantajda bulunmadığına, Adli Tıp 6. İhtisas Kurulu'nca düzenlenen 19.08.2022 tarihli raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığına, verilen cezanın hukuka aykırı olduğuna ve kararın bozulmasına ilişkindir. III. GEREKÇE Olayın intikal şekli ve süresi, katılan mağdurenin aşamalardaki çelişkili ve başkaca delillerle desteklenmeyen beyanları, tanık anlatımları, raporlar, savunma ve tüm dosya kapsamına göre sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine düzeltilerek esastan reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafilerinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 02.06.2023 tarihli ve 2023/454 Esas ve 2023/697 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, bozma sebebine göre sanığın TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü olmadığı takdirde derhal salıverilmesinin ilgili yerlere en seri şekilde bildirilmesi için müzekkere yazılmasına, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdiren Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.02.2024 tarihinde karar verildi. ...

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap