6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. ...6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA TÜRK MİLLETİ ADINA
6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
Mahkememizde görülmekte sözleşmenin iptali ve alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı banka ile dava dışı borçlu ... Giyim Ayakkabı İnş. Eml. Gıda Ltd. Şti. arasında akdedilen genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan kredilerden kaynaklanan ...15. İcra Müdürlüğü'nün 2016/584 ve 2016/585 Esas sayılı dosyalarıyla yasal takip konusu olmuş alacağın, ipotek veren konumunda olan davacı tarafından yapılan 153.000,00 TL lik ödeme karşılığında temlik alınmasının davalı Banka tarafından teklif edildiğini ve matbu Temlik Sözleşmesi ile temlikin gerçekleştirildiğini, bahsi geçen Temlik Sözleşmesi'nin İcra Müdürlüğü'ne sunulduğunu, ancak İcra müdürlüğü tarafından sözleşmenin dosya borçlusu olarak gözüken davacı tarafından temlik alınmış olması ve dosya borçlusunun temlik alma yetkisi bulunmadığından kabul edilmediğini ve temlik işleminin gerçekleştirilmediğini, bunun üzerine icra muamelesinin davacı tarafından şikayet edildiğini, ...11.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/445 Esas sayılı davasında dosya borçlusunun temlik almasının söz konusu olamayacağından açılan davanın reddedilerek kesinleştiğini, bu nedenle davacının bugüne kadar dosyada işlem yapamadığını, temlikin gerçekleşmediğini zira söz konusu Temlik Sözleşmesinin sözleşmeye taraf olamayacak olan İcra Dosyasında Borçlu olarak gözüken Müvekkili ile yapıldığından mutlak butlan ile sakat olduğunu beyanla mutlak butlan ile sakat olan sözleşmenin geçersizliğine ve sözleşmenin tüm hüküm ve sonuçları ile ortadan kaldırılarak davacı tarafından ödenen paranın faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı Banka ile dava dışı ... Giyim Ayakkabı İnş. Eml. Gıda Ltd. Şti. arasında akdedilen 20.12.2011 tarihli Kredi Genel Sözleşmesi uyarınca sözkonusu şirkete ticari kredi kullandırıldığını, davacıya ait gayrimenkulün, kullandırılan kredilerin teminatı olarak banka lehine ipotek verildiğini, borcun ödenmemesi üzerine, ...15. İcra Müdürlüğü'nün 2016/585 Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla, 2016/584 Esas sayılı dosyası ile de müteselsil kefiller hakkında genel haciz yoluyla ilamsız takip açıldığını, davacının 2017 yılı sonunda müvekkil bankaya başvuru yaptığını ve müvekkili bankanın, kredi borcunun işlemiş faizlerinde indirime giderek, tüm borcu 153.000,00 TL'ye sabitleyerek alacağın kendisi veya 3. Bir kişi tarafından ödenmesi halinde, ödeme yapan kişi ile alacağın temliki sözleşmesi yapmayı kabul ettiğini fakat ödemenin ...'ın kendisi tarafından yapıldığını ve bankanın da, davacı ile “alacağın temliki sözleşmesini” imzaladığını, 04.12.2017 tarihinde davacı ile müvekkil banka arasında imzalanan temlik sözleşmesinin halihazırda geçerli bir alacağın temliki sözleşmesi olduğunu Borçlar Kanunu 184. Maddesinde şekil şartı olarak sadece sözleşmenin “yazılı “ olmasından bahsedildiğini, icra müdürlüğü tarafından temlik sözleşmesinin dosyaya kabul edilmemesi ve temlik alacaklısının dosyada alacaklı olarak taraf sıfatı kazanmaması, temlik sözleşmesinin geçerli olmadığı şeklinde yorumlanamayacağını, davacı tarafın istediği takdirde her zaman, yeni bir takip işlemi ile temlik aldığı alacağı kanuni yollardan tahsilini isteme imkanı bulunduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davanın ilk olarak ...14. Asliye Hukuk Mahkemesi 2019/454 Esasına kayden açıldığı, asliye hukuk mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 2019/454 E., 2021/746 K., 16/09/2021 tarihli ilamı ile özetle bilirkişi raporu da hükme esas alınarak temlik sözleşmesinin yazılı olarak yapılıp şekil şartlarına uygun olduğu, kamu düzenine aykırılık ya da kişilik haklarını ihlal eder niteliğinin bulunmaması nedeniyle sözleşmenin geçerli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine ...Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin 2022/258 Esas, 2023/273 Karar sayılı 01/03/2023 tarihli ilamı ile özetle "... ...14. Asliye Hukuk Mahkemesince açılan davada asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğundan bahisle usulden reddine karar vermesi gerekirken davanın esasına girilerek yazılı şekilde karar vermesi yerinde görülmediğinden davalının istinaf talebinin kamu düzenine aykırılık hususu yönünden kabulü ile HMK'nn 353(1)-a.3 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına,
HMK'nın 353(1)-a.3 maddesinin hükmü özel düzenleme içerdiğinden HMK'nın 360. maddesinin atfı ile HMK'nın 20. maddesinin hükmü uygulanmaksızın ve talebe bağlı olmaksızın dosyanın görevli ...Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine..." dair karar verildiği, akabinde dosyanın Mahkememize tevzi edilerek işbu 2023/310 Esas kaydını aldığı anlaşılmıştır. Dava; taraflar arasındaki temlik sözleşmesinin mutlak butlanla batıl olması nedeniyle sözleşmenin geçersizliğinin tespiti ve sözleşme gereği ödenen paranın iadesi istemine ilişkindir. Taraflar arasında ivazlı temlik sözleşmesi akdedildiği ihtilaflı değildir. Uyuşmazlığa konu temlik sözleşmesine ilişkin olarak davalı banka ile dava dışı asıl borçlu arasındaki kredi sözleşmeleri, ipotek belgeleri, icra takipleri, icra memur muamelesini şikayet dosyası incelendiğinde;
Dava dışı ... Giyim Ayakkabı İnş.Emlak Gıda Ltd.Şti ile davalı Banka arasında akdedilen Kredi Genel Sözleşmesi kapsamında davacıya ait gayrimenkul için banka lehine ipotek tesis edildiği, yine kredi sözleşmesi kapsamında dava dışı ... ... 'in müşterek borçlu müteselsil kefil olarak yer aldığı, kredinin ödenmemesi üzerine davalı Banka tarafından ...15. İcra Müdürlüğü'nün 2016/584 Esas sayılı dosyasında, borçlular ... ... aleyhine toplam 21.831,66 TL alacağın tahsili amacıyla 12/01/2016 tarihinde genel haciz yoluyla takipte bulunulduğu, ...15. İcra Müdürlüğü'nün 2016/585 Esas sayılı dosyasında ise; borçlular ... Giyim Ayakkabı İnş. Eml. Gıda Ltd. Şti., Fehim Berişbek, ..., Nadir Berişbek aleyhine toplam 168.035,94 TL alacağın tahsili amacıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip talebinde bulunulduğu görülmüştür.
Davalının borçlu sıfatıyla yer aldığı ...15. İcra Müdürlüğü'nün 2016/585 Esas sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip dosyası kapsamında; alacaklı Vakıfbank vekili tarafından verilen 20/04/2018 tarihli dilekçe ile özetle dosya alacağının 153.000,00 TL'sinin 3. kişi konumundaki ...'a temlik edildiği belirtilerek Alacağın Temliki Sözleşmesi'nin sunulduğu ve temlik alacaklısı olarak dosyaya kaydının yapılmâsının talep edildiği, ...15.İcra Müdürlüğü'nün 02.05.2018 tarihli kararı ile ... Karar sayılı kararı göz önünde bulundurularak ...'ın temlik alacaklısı sıfatı ile işlemlere devam edemeyeceği gerekçesiyle talebin reddine karar verildiği, Red kararına yönelik olarak ... tarafından yapılan şikayet başvurusunun ...11. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 15.05.2018 tarih 2018/445 Esas, 2018/517 Karar sayılı kararı ile özetle “...davacının takip dışı temlik alacaklısı değil aksine ipotek veren sıfatıyla aleyhine takip yapılan dosya borçlusu olduğundan genel haciz yoluyla (adi) takip yapması gerekip ipoteğin paraya çevrilmesı yoluyla takip yapamayacağı...” gerekçesiyle reddine karar verildiği görülmüştür. Taraflar arasındaki sürece ilişkin anlatılan safahat doğrultusunda somut olay ele alındığında;
Eldeki uyuşmazlıkta davacı tarafından sözleşmenin geçersizliği iddiası bakımından; davacının icra dosyasında borçlu konumunda yer alması sebebiyle temlik sözleşmesine taraf olamayacağından bahisle sözleşmenin butlan nedeniyle (818 Sayılı BK 20. Md) batıl olduğu ileri sürülmektedir. Yine sözleşmenin batıl olmasına bağlı olarak sözleşme kapsamında ödenen bedelin iadesi talep edilmektedir.
Görüldüğü üzere davanın ivazlı temlik sözleşmelerinin niteliğine göre temlik edenin aynı zamanda garanti eden gibi sorumlu olmasına dayalı açılmadığı, sözleşmenin butlanına dayalı açıldığı anlaşıldığından, uyuşmazlığın, davaya konu sözleşmenin akdedildiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6098 Sayılı TBK'nın "alacağın devri"ne ilişkin 183. Vd maddeleri ile "kesin hükümsüzlük"e ilişkin 27. Maddesi ve 4721 Sayılı TMK'nın 23. maddeleri çerçevesinde ele alınması gerekmektedir.
Konuya ilişkin 6098 Sayılı TBK'nın 183. Maddesi "Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir. Borçlu, devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralmış olan üçüncü kişiye karşı, alacağın devredilemeyeceğinin kararlaştırılmış bulunduğu savunmasını ileri süremez." Şeklinde olup, şekil şartına ilişkin 184. Maddesi ise "Alacağın devrinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır. Alacağın devri sözü verme, şekle bağlı değildir." şeklindedir. Yine 27. Maddesi ise "Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. Sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin geçerliliğini etkilemez. Ancak, bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, sözleşmenin tamamı kesin olarak hükümsüz olur. " şeklindedir. 4721 Sayılı TMK'nın 23. Maddesi "Kimse, hak ve fiil ehliyetlerinden kısmen de olsa vazgeçemez. Kimse özgürlüklerinden vazgeçemez veya onları hukuka ya da ahlâka aykırı olarak Sınırlayamaz. Yazılı rıza üzerine insan kökenli biyolojik maddelerin alınması, aşılanması ve nakli mümkündür. Ancak, biyolojik madde verme borcu altına girmiş olandan edimini yerine getirmesi istenemez; maddî ve manevî tazminat isteminde bulunulamaz. " şeklindedir. Bu noktada alacağın temliki kavramı ve geçerlilik şartlarına değinmek gerekmekle;
Alacaklının bir borç ilişkisinden doğan alacağını borçlunun muvafakatine gerek olmaksızın bir sözleşmeye dayanarak üçüncü bir kişiye devretmesine alacağın temliki adı verilir (Eren, 1212; Reisoğlu, 459; Kocaman, 8). Alacaklı, borçlunun rızası gerekmeksizin alacak hakkını üçüncü bir kişiye devredebilir. Ancak, tarafların anlaşması ile devir yasaklanabileceği gibi, bir kanun hükmü veya hukuki ilişkinin niteliği de alacağın devrine engel olabilir. (TBK m.183/I). Alacağın devrinin tarafların anlaşması ile yasaklanmış olmasına rağmen alacağın devredilmesi halinde temlik hükümsüz olur. Devir yasağının anlaşmaya dayalı olması halinde, alacağı devralan iyi niyetli olsa dahi alacak ona intikal etmez.
Alacaklı, mevcut bir alacağını devredebileceği gibi gelecekte doğacak alacağını da devredebilir, alacağın devri için muaccel olması şart değildir. Borçlar Kanunu’nda mevcut ve gelecekteki alacakların kısmen veya bütün olarak devrini yasaklayan bir hüküm bulunmamaktadır. Alacakların toplu olarak devri de mümkündür, bu şekilde bir devrin geçerli olabilmesi için devrin, şahsiyet haklarının kanuna ve ahlaka aykırı olarak sınırlandırılmasını yasaklayan MK m. 23/11 ile BK m. 27 (Eski BK m.
19.hükümlerine aykırı olmaması lazımdır. Mevcut ve müstakbel her türlü alacağın konu ve zaman sınırı olmaksızın toplu devri MK m. 23 anlamında ahlâka aykırı ve batıldır. Buna karşılık konu ve zaman bakımından sınırlı bir toplu temlik, şahsiyet haklarına aykırı sayılmaz ve geçerli olur (Aral, 1991, 123 vd.). Alacağın devrinin geçerliliği, yazılı şekil şartına tabidir ve geçerlilik için adi yazılı şekil yeterlidir. (BK 184/I; Eski BK 163/I).
Anlatılanlar ışığında somut olay ele alındığında; taraflar arasında akdedilen temlik sözleşmesinin yazılı olarak yapılmakla geçerlilik için şekil şartını taşıdığı, davacı banka ile dava dışı kredi asıl borçlusu arasında akdedilen sözleşmeler ile veya davacı ile davalı arasında akdedilen sözleşmeler ile temlik yasağı kararlaştırılmadığı veya olaya özgü işin niteliğinden doğan bir temlik yasağı bulunmadığı yine TMK'nın 23 ve TBK 27. Maddesi doğrultusunda, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırılık veya konu imkânsızlığının görülmediği, bu itibarla kesin hükümsüzlük yaptırımına tabi olmadığı anlaşılmakla, mahkememizce sözleşmenin geçerli olduğu kanaat edilmiştir.
Bununla birlikte davacı tarafından geçersizlik iddiasında özetle; davacının takip dosyasında dosya borçlularından olması nedeniyle temlikin kabul edilmediği, ilgili memur muamelesini şikayet dosyasında icra mahkemesince de şikayetin reddedildiği hususlarına dayanılmış ise de; anılı icra mahkemesi kararında özetle, davacının takip dışı temlik alacaklısı değil aksine ipotek veren sıfatıyla aleyhine takip yapılan dosya borçlusu olduğundan genel haciz yoluyla (adi) takip yapması gerekip ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapamayacağının gerekçe gösterildiği, ve bu kararda atıf yapılan Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2013/22053-30495 sayılı kararında aynı yönde, kefil konumunda olan temlik alacaklısının diğer borçlu hakkında genel haciz yolu ile ayrı bir takip yapması gerektiğinden bahsedilmiştir.
İcra Mahkemesi ve Yargıtay 12. Hukuk Dairesi kararında açıklandığı üzere, somut olayda davacının; takibin hali hazırda borçlu tarafı olması nedeniyle, temlik alan sıfatıyla diğer borçlular hakkında genel haciz yoluyla ayrı (müstakil) bir takip yapması gerekirken ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takibe devam edememesi, diğer bir anlatımla takip hukuku bakımından davacının tercih ettiği hukuki yolun yine takip hukukna özgü nedenler ile kendi açısından olumlu sonuç doğurmaması hususu taraflar arasındaki temeldeki temlik sözleşmesinin geçerliliğini etkilememektedir. Yapılan açıklamalar kapsamında davacının, temlik sözleşmesinin geçersizliği veya hükümsüzlüğü iddiasının yerinde olmadığı buna bağlı olarak eldeki ileri sürüşe göre geçersizlik nedeniyle iade talebinin de yerinde olmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
1.Davanın REDDİNE,
2.Alınması gereken 269,85-TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 5.225,72-TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 4.955,87-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
3.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 24.480,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5.Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından, bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
6.Gider avansından sarf edilmeyen miktarın 6100 Sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ...Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/11/2023 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)