11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2009/4466 E. , 2011/3209 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23/12/2008 tarih ve 2008/59-2008/86 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 22.03.2011 gününde davacı avukatı ..... .... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, "CARRERA" markalı saatlerin tarihinin 1950'li yıllara dayandığını, 1972 yılında Japonya'da marka olark tescil edildiğini ve 2000 yılında müvekkiline devredildiğini, anılan markanın tesciliiçin müvekkilince WIPO nezdinde 29.05.2007 tarihinde Türkiye'de tescili aracıyla yapılan başvurunun, TPE'nce davalının markası gerekçe gösterilerek reddedildiğini, davalının markasını 556 sayılı KHK'nin 14.maddesinde belirtilen şartlara uygun şekilde ciddi biçimde kullanmadığını ileri sürerek, davalı adına tescilli "CARRERA" markasının hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini, hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davalı markasının tescil tarihinin 14.02.2002, dava tarihinin 08.04.2008 olduğu, davalının markasını 5 yıl süreyle yani 14.02.2007 tarihine kadar kullanmadığı konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlığın bulunmadığı, davalı tarafından sunulan faturalarda "Nacar Carrera" markalı saatlerin satıldığını ortaya koyduğu, "Nacar Carrera" şeklindeki kulanımın 556 sayılı KHK'nin 14/2-a maddesine göre tescili bir markanın ayırt edici karakterini değiştirmeden farklı unsurlarda kulanılması, diğer bir deyişle "Nacar" şemsiyesi altında diğer marka "Carrera'nın" kullanılması niteliğinde olduğu, davalının ayrıca 11.05.2007 tarihinde TSE'nden hizmet yeterlilik belgesi, 16.07.2007 tarihinde de ücretini ödeyerek ODTÜ'den "www.Carrera.com.tr" ibareli alan adını aldığı, en önemlisi de 26-30 Mart 2008 tarihinde düzenlenen İstanbul 26. Uluslararası Mücevher, Takı, Saat ve Malzemeleri Fuar'ına, 14-19 Mart tarihlerinde de Antalya'da düzenlenen 10.İsviçre Saatleri Fuarı'na katıldığı ve "Carrera" markalı ürünlerini sergilediği, uluslararası bir fuara katılmak için aylar süren ciddi bir emek ve masraf gerektiği, dolayısıyla davalının dava tarihinden geriye doğru 3 aydan fazla bir süreç içindeki markasını kullanımının ciddi olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1.Dava Dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Ancak dava 556 sayılı KHK.’nin 14 ve 42. maddelerine dayalı hükümsüzlük istemine ilişkin olup, davalı vekili tarafından anılan maddelerde belirtilen beş yıllık sürenin dolmasından sonra, dava tarihine kadar dava konusu markanın ciddi biçimde kullanıldığına dair deliller sunulmuş ve mahkemece de davalının bu süredeki kullanımının ciddi olduğu sonucuna varılmışsa da mahkemenin bu kabulü yeterli incelemeye dayanmamaktadır.
Zira, mahkeme kararında benimsenen TSE Hizmet Yeterlilik Belgesi, davalının “Carrera” markalı saatlerin yetkili servisi olabileceğine ilişkindir. Davalının markasının 14. sınıfta yer alan “saatler, saat kordonları, saat parçaları” emtealarında tescilli olduğuna, diğer bir deyişle bir hizmet markası olmadığına göre, anılan belge davalının markasını tescilli olduğu emtea sınıfında kullandığını göstermez. İnternet alan adının da fiilen kullanılmadığı bilirkişi raporunda bildirildiğine göre davalının bu delile dayanması da mümkün değildir.
Mahkemece karar gerekçesiyle açıklanan faturalarda ise, satılan malın cinsi “Nacar Quartz Kol Saati veya Nacar Cep Saati” olarak belirtilmiş, faturaların alt kısmında ise bu malların bir kısmının “Nacar”, bir kısmının da “Nacar Carrera” markalı olduğu yazılmıştır.
Davacı tarafından bu ibarelerin faturalara sonradan eklendiği ileri sürüldüğüne göre, mahkemece anılan faturaların asılları getirtilip uzman bilirkişiden rapor alınması suretiyle bu durumun açıklığa kavuşturulması gerekirken, bu konuda hiçbir inceleme yapılmadan, görüşüne başvurulan ve bir hukukçu ile bir bankacıdan oluşan bilirkişi raporunda, bu faturaların şüpheli olduğunun belirtilmesinin faraziyeye dayandığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemenin ret gerekçesini dayandırdığı bir diğer delil ise davalının 14-19 Mart ve 26-30 Mart tarihlerinde katıldığı fuarlarda “Carrera” markalı ürünlerini sergilemesidir. Mahkemece 08.04.2008 dava tarihinden kısa bir süre önce uluslararası nitelikteki bu fuarlara katılmanın esasen aylar süren ciddi bir emek ve masraf gerektirdiği açıklanarak dava konusu markanın davalı tarafından fuarda sergilenmesi eyleminin ciddi kullanım sayılacağı kabul edilmiştir. Ancak, davacı vekili müvekkilinin dava açılmadan önce uyuşmazlığın sulh yoluyla çözümlenmesi için davalı ile görüşmeler yaptığını, dolayısıyla davalının dava açılacağından haberdar olduğunu, yurt içinde düzenlenen bir fuara katılmak için çok önceden hazırlık yapılmasının da gerekmediğini, dava açılmadan 20 gün önceki bu fuarlara katılımın dava açılacağı düşüncesiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda da davalının bu kullanımının ciddi olup olmadığının şüpheli bulunduğu belirtilmiştir.
O halde, mahkemece öncelikle fuarda sergilenen “Carrera” markalı saatlerin ne şekilde imal ettirildiğinin davalıdan sorulması, daha sonra içinde sektörden bir uzmanında bulunduğu yeni bir heyetten bilirkişi raporu alınarak bu şekilde imal ve fuara katılım faaliyetlerinin dava tarihinden 3 ay öncesine taşıp taşmayacağının belirlenmesi ve ulaşılacak sonuca göre bu kullanımın 556 sayılı KHK'nın 42/1-(c) bendi anlamında dava açılacağı düşünülerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.