11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2009/4812 E. , 2011/3493 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İskenderun (Kapatılan) 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.01.2009 tarih ve 2008/384-2009/14 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 29.03.2011 gününde davacı avukatı .. . ... .... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının tescilli “OFTEN” markasını tescil tarihinden bu yana hiçbir şekilde kullanmadığını ileri sürerek, 556 Sayılı KHK’nin 14, 42/c maddeleri uyarınca davalı markasının hükümsüz sayılmasını ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Dairemize ait 03.04.2008 tarihli ilama dayanılarak, davalı markasının 27.05.1997 tarihinde tescil edildiği, delil olarak sunduğu ürünlerin üzerinde başka etiketlerin bulunduğunu gösteren sökülmüş dikişlere ait izlerin olduğu, “OFTEN” markasının bu ürünlere sonradan dikildiği, makbuzlar veya basılı evrak üzerinde markanın bulunmadığı, bu haliyle 556 Sayılı KHK’de öngörülen 5 yıllık kesintisiz kullanmama koşulunun oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, esas hakkında kararı veren hakimin reddedilen hakim olmayıp, hakimin reddi talebinin de başka bir mahkemece reddedilmiş bulunmasına, anılan ret kararının salt para cezasına hükmedilmemesi yönünden temyiz edilmiş olup esasen HUMK.’nun 36/A maddesi uyarınca bu durumda anılan ret kararına karşı ancak müstakilen temyiz yoluna başvurulabilecek olmasına, yine mahkemece davalının markasının koruma tarihinin başladığı tarih olan 27.05.1997 tarihinin, markanın tescil tarihi olarak kabul edilmesi ve davalı markasının tescil tarihinin araştırılmaması doğru değilse de, TPE.’nce marka tescil belgesinin davalıya gönderildiği yazının tarihinin 21.09.1998 olması karşısında, davalının markasının en geç bu tarihte tescil edilmiş olduğunun kabulünün gerekmesine, bu durumda 03.12.2004 dava tarihine kadar 556 sayılı KHK.’nin 14, 42. maddelerinde öngörülen 5 yıllık sürenin geçmiş bulunması karşısında anılan yanlışlığın bozma nedeni yapılmamış olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Ancak dava, 556 sayılı KHK.’nin 14 ve 42. maddelerine dayalı hükümsüzlük istemine ilişkin olup, davalı vekili tarafından markalarının ciddi biçimde kullanıldığına dair deliller sunulmuş ve mahkemece de davalının markasını kullanmadığı sonucuna varılmışsa da mahkemenin bu kabulü yeterli incelemeye dayanmamaktadır.
Zira mahkemece davalının sunduğu ürünlerin üzerinde, başka etiketlere ait sökülmüş dikiş izlerinin bulunduğu gerekçesiyle markanın bu ürünlerde kullanılmadığı kabul edilmiştir. Oysa bu türden bir tespitin hakimin mesleki bilgisiyle yapılmasının mümkün olmadığı ve sektörden bir bilirkişi incelemesini gerektirdiği açıktır.
Yine mahkemece davalının sunduğu faturalar üzerinde de markanın bulunmadığı belirtilmiştir.
Oysa anılan faturalarda davalının markası “Often New Collection” ibaresi ile kullanılmıştır. Ancak davacı vekilince de bu ibarenin faturalara sonradan kaşe olarak basıldığı iddia edilmiştir. Bu durumda mahkemece öncelikle anılan faturaların adına düzenlendiği dava dışı ilgililerin ellerindeki suretlerinin getirtilip, anılan ibarenin bu faturalarda da mevcut olup olmadığının araştırılması, mevcut olmaması halinde davacının anılan iddiasının doğru kabul edilmesi, mevcut olması halinde ise bu kez yine ilgili sektörden bir bilirkişi incelemesi yaptırılarak faturalardaki bu kullanımın ilgili sektörde mutat olup olmadığının ve keza gerektiğinde sonradan ilave iddiasının uzman bilirkişi aracılığı ile belirlenmesi gereklidir. Mahkemece somut uyuşmazlıkta hüküm kurulurken sadece davalının ve ticari satım ilişkisinde bulunduğu dava dışı şirketlerin defterlerinin mali müşavir bilirkişi aracılığı ile incelenmesiyle yetinilmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece içinde davalının markasının tescil olunduğu emtea sınıflarındaki sektörden bir uzmanın da bulunduğu yeni bir heyetten bilirkişi raporu alınarak, uyuşmazlığın yukarıda açıkladığı şekilde incelenip değerlendirilmesi suretiyle davalının markasını 556 sayılı KHK.’nin 14 ve 42. maddelerinde belirtilen şekilde ciddi bir şekilde kullanıp kullanmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.