T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Ünvanın Kullanılmasından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin "... Kebap" isimli markayı 2022/... sayılı Marka Tesçil Belgesi ile kendi adına tesçillettirmiş ve restaurant işlettiğini, davalı taraf da müvekkilimin tesçilli markasını kullanmakta olup, kendisine bu haksız fiiline son vermesi ve markaya vaki tecavüzden vazgeçmesi için ... Noterliğinden 28.09.2023 tarih ve ... y.nosu ile ihtarname keşide olunmuş ise de davalı taraf bu ihtarnamemize uygun hareket etmediğini, ... Arabuluculuk Bürosuna başvurulmuş 2023/... dosya numarası ile Arabuluculuk görüşmeleri yapılmış, ancak görüşmeler olumsuz sonuçlandığını, haksız marka kullanımı nedeniyle yemek sepeti ve diğer ticari uygulamalarda karışıklar oluşmuş, müşteriler hataya düşürüldüğünü beyanla davamızın kabulü ile markamıza vaki tecavüzün önlenmesine, Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kaldıyle dava tarihinden itibaren işleyecek bankalarca uygulanan en yüksek ticari faizi ile 1.000.-TL Maddi Tazminata , 50.000.-TL Manevi Tazminata, Sayın Mahkemece verilecek kararın kesinleşmesinden itibaren masrafı davalıdan alınmak üzere kararın 3 büyük gazetede yayınlanmasına, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; davalı tarafça, davacıya ait şirketin isim hakkının haksız şekilde kullanılması sebebiyle, davalının uğradığı haksız rekabetin önlenmesi ve maddi, manevi tazminat istemine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114/1-c ve 115. maddeleri gereğince görev hususu; kamu düzenine ilişkin dava şartlarından olmakla; mahkememizce davanın her aşamasında resen nazara alınması gerektiğinden dava dosyası öncelikle görev noktasında incelenmeye alınmıştır.
Bu kapsamda yapılan tetkik neticesinde; Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 4 ve 5.maddeleri ile ticari davalar; '' Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medeni Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ila 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ila 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ila 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ila 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ila 554, havale hakkındaki 555 ila 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ila 580 inci maddelerinde, d) Fikri mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.'' şeklinde tanımlanmıştır. Anılı düzenlemeye göre, bir uyuşmazlığın ticari dava sayılması için TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafında tacir olması ve ticari işletmeleri ilgili hususlardan doğması, yahut tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın “a-f” bentlerinde sayılan hususlardan doğması gerektiği açıktır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 54. maddesinde; ''Tescil edilmiş geleneksel ürün adının aşağıda belirtilen biçimdeki kullanımları, geleneksel ürün adı hakkına tecavüz sayılır:
a)Geleneksel ürün adı tescilinde belirtilen ürün özelliklerini taşımadığı hâlde, 46 ncı madde uyarınca kullanılması öngörülen amblemin tescilli ürün adı ile birlikte kullanılması suretiyle, ürünün ününden herhangi bir biçimde yarar sağlayacak kullanımı veya tescil kapsamındaki ürünleri andıran ürünlerle ilgili olarak tescilli ürün adına tahsis edilen amblemin ticari amaçlı kullanımı.
b)Amblemin tüketiciyi yanıltıcı biçimde kullanımı.
c)Geleneksel ürün adı tescilinde belirtilen ürün özelliklerini ve tescilli ürün adı için 46 ncı madde uyarınca kullanılması öngörülen amblemi taşımadığı hâlde, ürünün iç veya dış ambalajında, tanıtım ve reklamında veya ürünle ilgili herhangi bir yazılı belgede ürünün tescilde belirtilen özellikleri taşıdığına ilişkin yanıltıcı herhangi bir açıklama veya belirtiye yer verilmesi. (2) Geleneksel ürün adı hakkına tecavüz edildiğinin bu adı kullanım hakkına sahip olanlarca tespit edilmesi hâlinde, tecavüz bu kişilerce tescil ettirene noter vasıtasıyla bildirilerek dava açması talep edilebilir. Tescil ettirenin talebi kabul etmemesi veya bildirimi aldığı tarihten itibaren üç ay içinde gerekli davayı açmaması hâlinde, kullanma hakkına sahip olanlar, yapılan bildirimi de ekleyerek dava açabilir. Açılan dava tescil ettirene ihbar olunur. Ancak ciddi bir zarar tehlikesi karşısında, kullanma hakkına sahip olanlar, süreye bağlı kalmaksızın ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edebilir. İhtiyati tedbire karar verilmesi hâlinde, dava açılabilmesi için belirtilen sürenin dolması beklenmez. (3) Geleneksel ürün adı başvurusu, yayımlandığı takdirde, başvuruyu yapan, geleneksel ürün adına yönelik bu maddede sayılan tecavüzlerden dolayı hukuk davası açma hakkına sahiptir. Tecavüz eden, başvurudan veya kapsamından haberdar edilmiş ise başvurunun yayımlanmamış olmasına bakılmaz. Tecavüz edenin kötüniyetli olduğuna mahkeme tarafından hükmolunursa başvurunun yayımından önce de tecavüzün varlığı kabul edilir.'' düzenlemesi mevcuttur. Yine 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156. Maddesinde ''Bu Kanunda öngörülen davalarda görevli mahkeme, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi ile fikri ve sınai haklar ceza mahkemesidir.'' denilmek suretiyle görevli mahkemenin Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğu kanun ile belirlenmiştir.
Dosyanın tetkininde; Davacı, 2022/... sayılı Marka Tescil Belgesi ise kendi adına tescillettirdiği "... " isimli markanın davalı tarafça haksız ve hukuka aykırı kullanımı nedeniyle markaya tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek markaya vaki tecavüzün önlenmesi, maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi istemi ile dava açtığı görülmüştür. Bir kişinin birden fazla hakka dayalı talepte bulunma imkanı bulunması halinde, bunlardan dilediğini tercih etmesi mümkündür.
TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde düzenlenen dürüstlük kurallarına aykırı eylemlerle yapılan haksız rekabet hukuki nedenine dayalı talepte bulunması mümkün ise de davacı tarafça tescilli bir markası bulunduğu ve bu markasına tecavüz edildiğinin ileri sürüldüğü görüldüğünden ve davacının davasını markadan kaynaklanan haklarına dayandığı anlaşıldığından uyuşmazlığın 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında çözümlenmesi gerekli olduğundan bu hususta görevli mahkeme İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olup, usul ekonomisi ilkesi gereğince (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/15-2141 E., 2019/442 K.) dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde anılı davada mahkememiz görevsiz olduğundan davanın Mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan,
HMK'nın 114/1-c ve HMK'nın 115/2 maddesi uyarınca usulden reddine, dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
1.Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince görev dava şartı noksanlığından DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2.6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu gereğince MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE, görevli Mahkemenin FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ OLDUĞUNA, HMK'nun 20. Maddesindeki yasal şartlar yerine getirildiğinde dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,
3.HMK 20.maddesi uyarınca süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak karar kesinleşmişse kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde taraflardan birinin Mahkememize başvurarak dosyanın görevli Mahkemeye gönderilmesini talep etmesi aksi takdirde Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA,
4.Yargılama giderlerinin HMK'nın 331/2 maddesi uyarınca görevsizlik kararından sonra davaya devam edecek olan İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince hükmedilmesine, görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmez ise talep halinde yargılama giderleri hakkında Mahkememizce karar verilmesine, Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize verilecek ya da gönderilecek dilekçe ile ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar verildi. 22/04/2024 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)