6. Hukuk Dairesi
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KONYA .. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/06/2023
NUMARASI : Esas Karar
İSTİNAF EDEN DAVACI :
Av.
İSTİNAF KARARININ
Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan alacak davasında 22/06/2023 tarihinde tesis edilen davanın reddine ilişkin karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ....bank'ın ... müşteri numaralı müşterisi .....'in ilgili bankanın Ilgın şubesinden 18/06/2015 tarihinde çekmiş olduğu 500.000 TL limitli ..... numaralı genel kredi sözleşmesine kefil sıfatı ile taraf olduğunu, ..... 09/06/2021 tarihinde vefat ettiğini, vefat tarihinden sonraki ödemeler müvekkili ...... tarafından yapıldığını, bankanın müvekkilinden söz konusu ödemeleri haksız şekilde tahsil ettiğini, müvekkilinin ... numaralı genel kredi sözleşmesi hakkında detaylı şekilde bilgilendirilmediğini, müvekkilinin sözleşmenin her sayfasında imzası olmadığını, ......bank'ın ... müşteri numaralı müşterisi .....'in 09/06/2021 tarihinde vefat etmesi üzerine müvekkilinin borçtan sorumlu tutulduğunu, asıl borçlunun vefatı üzerine herhangi bir hayat poliçesinin olmadığı/süresinin dolduğu iddiası ile müvekkiline söz konusu borçlar yansıtılmaya çalışıldığını, müvekkilinin bankanın re'sen sigortayı yaptırmak/yeniletmek taahhüdünü yerine getirmemesi sebebiyle mağdur durumuna düştüğünü, bankaya ilgili hüküm gereğince verilen yetki banka tarafından ihmali hareket ile kullanılmamış ve bu sebeple müvekkilinin banka tarafından dolaylı olarak zarara uğratıldığını, bu nedenlerle; davanın kabulünü, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla faiz dahil şimdilik 100,00 TL'lik müvekkilinin yaptığı ödeme ve fer'ilerin müvekkiline iadesini, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, yargılama giderleri ile lehimize doğacak vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 01/06/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 187.640,16 TL olarak ıslah etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili davalı .....T.A.Ş. Ilgın Şubesinden dava dışı ..... tarafından kullanılan ... no'lu kredi nedeniyle davacı ...... müşterek-müteselsil borçlu sıfatıyla 18.06.2015 tarihli Genel Kredi Sözleşmesini imzalandığını, dava dışı ..... tarafından kullanılan kredi; Mevcut kredileri yeniden yapılandırılmasına yönelik olduğunu, 18.06.2017 tarihinde 2 ay ertelemeli 60 ay vadeli (58 taksit) Ticari kredi kullandırıldığını, işbu kredinin ilk taksitinden itibaren gecikmeli bir şekilde dava dışı ..... ve 3. Kişiler tarafından ödendiğini, davacı tarafından işbu kredinin her hangi bir taksitinin ödenmediğini, asıl kredi borçlusu ..... 08.06.2021 tarihinde vefat ettiğini, davacı tarafından iddia edilen 2 adet hesap hareketlerinde iddia edilenin aksine davacı tarafından dava konusu krediye ilişikin her hangi bir tahsilat/ödeme bulunmadığını, davacının müşterek-müteselsil borçlu sıfatıyla imzalamış olduğu Genel Kredi sözleşmesi dikkatle incelendiğinde davacının Genel Kredi Sözleşmesi yönünden sorumlu olduğu açıkça görüleceğini, davacı tarafından Genel kredi sözleşmesine atılan imza nedeniyle; kredi tahsisi yapılan banka müşterisi dava dışı ..... adına kredi kullanılabilmesini sağlandığı çok net ve açık bir şekilde bilindiğini, müvekkili bankaya sigorta yaptırmak konusunda zorunluluk getirilmediğini, bankanın kredi borçlularını yazılı olarak uyarmak gibi bir yükümlülüğünün bulunmadığını, davacı tarafından imzalanan 18.06.2015 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinde gerek sözleşmenin 1.sahifesinde sözleşmede kabul edilen limitin 500.000,00 TL olduğu ve kendisi tarafından imzalandığı gibi gerekse davacının imzası bulunduğu son sayfada yere alan müteselsil kefil kısmında kefalet limiti olarak 500.000,00 TL limit ve davacı kefile ait imza açıkça yer aldığını, bu nedenlerle; davanın usul ve esas yönünden reddini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince "... Tüm dosya muhtevası birlikte değerlendirildiğinde; yargılamaya esas alınan bilirkişi raporuna göre davacı tarafından davalı bankaya dava dışı müteveffa adına ödenen herhangi bir bedel olmadığı anlaşılmış olup, her ne kadar davacı vekili ıslah dilekçesi ekinde dava dışı..... ve ..... isimli kişilerin davalı bankaya yaptıkları ödemeleri davacı adına yaptıklarına dair tarihsiz belge sunulmuş ise de, ilgili belgeler banka kayıtlarında olmayıp sonradan tanzim edilebilir mahiyette görüldüğünden mahkememizce muteber delil sayılmamış ve davacının bu yöndeki soyut beyanlarına da itibar edilmemiştir. İzah edilen hususlar nedeniyle davacının davalı bankaya ödemesi bulunmadığından haksız açılan davanın reddine ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek, müvekkilinin genel kredi sözleşmesi hakkında detaylı şekilde bilgilendirilmediğini, bankanın belirleyeceği tutar ve riskler için hayat sigortası yapılması sözleşme ile hüküm altına alındığını, hayat poliçeleri ihtiyari poliçeler olup banka tarafından verilen kredinin teminatını oluşturmak amacıyla düzenlenmesinin esas olduğunu, bu sebeple yapılacak poliçenin asgari olarak kredi borcunu karşılayacak nitelikte olması gerektiğini, asıl borçlunun vefatı üzerine herhangi bir hayat poliçesinin olmadığı/süresinin dolduğu iddiası ile müvekkile söz konusu borçlar yansıtılmaya çalışıldığını, ne var ki müvekkili bankanın re'sen sigortayı yaptırmak/yeniletmek taahhüdünü yerine getirmemesi sebebiyle mağdur durumuna düştüğünü, ilgili poliçenin kredi borcunun sona erme tarihine dek düzenlenmemesi halinde de banka ilgili Yargıtay kararı uyarınca birinci dereceden sorumlu olduğunu, mahkemece dosyanın yeniden bilirkişiye gönderilmesi talepleri olmasına rağmen mahkemece yeterli araştırma yapılmadığını, dava alacak davası olarak açılmış mahkemece dava menfi tespit olarak ele alınmış ve davanın reddedilmiş olduğunu, söz konusu karar incelendiğinde borcun ödendiğinin tespit edildiğini, davanın istirdada dönüştürülerek hüküm kurulması gerektiğini, mahkemece tanıkları dinletmek için süre dahi verilmediğini belirterek istinaf talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Davacı tarafça, murisi .....'in davalı bankadan kullandığı kredide, kredi sözleşmesinde kefil olarak yer aldığı ancak kefaletinin geçerli olmadığı, ilgili kredi sözleşmesinde kefalete ilişkin şekil şartlarının yerine getirilmediği, kredi kullanan murise hayat sigortası yaptırılmamasında kusurlu olduğu, belirtilen nedenlerle, kredi borcundan sorumlu olmayacağı, dava dışı... ve ..... tarafından kredi borcu bakiyesi ödendiği, bu ödemeleri kendisinin yaptığı, adına kredi ödemesi yapılması için bu kişilerle aralarında evraklar düzenlendiği, kendisi nam ve hesabına ..... ve ..... tarafından yapılan ödemelerin istirdadının talep edildiği, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
Türk Borçlar Kanunu'nun kefalet sözleşmesinde şekil şartını düzenleyen 583.maddesi “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.” hükmünü içermekte olup, 18.06.2015 tarihli genel kredi sözleşmesinin incelenmesinde, davacının kefaletinin TBK'nın 583.maddesinde düzenlenen şartlara uygun şekilde alındığı ve belirtilen genel kredi sözleşmesindeki kefaletinin geçerli olduğu, genel kredi sözleşmesi incelendiğinde sözleşmede davalı bankaya muris adına hayat sigorta poliçesi düzenletilmesine ilişkin yükümlülük getiren herhangi bir hükmün yer almadığı, davacı tarafından, davalı bankaca, murise hayat sigorta poliçesi düzenleneceğine ilişkin herhangi bir yazılı belge ibraz edilmediği, ticari kredilerde hayat sigortası yaptırma zorunluluğu bulunmadığı (benzer Y.11 HD'nin 2020/3071 E.-2021/3949 K. Sayılı, 2020/3361 E.-2021/409 K.sayılı kararları), bunlarla birlikte kredi borcu bakiyesinin davacı tarafından ödendiğinin de usulünce ispatlanamamış olmasına göre, dosya kapsamı, mevcut delil durumu, ileri sürülen istinaf istemleri nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı kanaatine varıldığından davacının yerinde görülmeyen tüm istinaf istemlerinin HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davacının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,
2.Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL karar ve ilam harcının davcıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3.İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
4.İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5.Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
6.Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 04/03/2024 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
Başkan
(e-imzalıdır)
Üye
(e-imzalıdır)
Üye
(e-imzalıdır)
Katip
(e-imzalıdır)