20. Hukuk Dairesi

Dava, marka hakkına tecavüze dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, aynı taraflar arasında Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/197 E.-2018/260 K. sayılı dosyasında görülen ve kararı Dairemizin istinaf incelemesinden geçen davaya ilişkin olarak Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22.02.2021 tarih ve 2020/1674 E.-2021/1556 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, İlk derece mahkemesince (Ankara 4. FSHHM) 2015/171 E.- 2017/10 K. sayılı ve 23.01.2017 tarihli ilk kararda, davacı tarafın 2013/19827 tescil sayılı markasındaki hizmetlerin davalıya ait www...com.tr adlı internet sitesindeki kullanımının kaldırılmasına, bu şekilde kullanımının önlenmesine, bu kısımlar yönünden davanın kabulüne, tazminat istemleri yönünden davanın reddine karar verildiği, bu karara karşı sadece davacı vekili reddedilen tazminat istemleri yönünden istinaf kanun yoluna başvurduğu, Dairemizce, davacı vekilinin istinaf istemi üzerine davacı lehine tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin 23.01.2017 tarihli kararı kaldırılıp dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderildiği, ilk derece mahkemesince bu kez 2017/197 E.- 2018/260 K. sayılı ve 27.06.2018 tarihli karar ile davanın kısmen kabulüne 5.000,00-TL maddi, 5.000,00-TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verildiği, davalının ilk derece mahkemesinin bu kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurduğu, Dairemizce davalının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi üzerine davalının incelemeye konu temyiz yoluna başvurduğu, davalı tarafından ilk derece mahkemesince verilen 2015/171 E.- 2017/10 K. sayılı ve 23.01.2017 tarihli ilk karara karşı aleyhe kanun yoluna başvurulmadığından, marka hakkına tecavüzün önlenmesi ve durdurulması istemleri yönünden davanın kabulü kararının davalı aleyhine kesinleşmiş bulunduğu; davacı tarafça, eldeki davada 2017/197 E.- 2018/260 K. sayılı dosyada tespit edilip, ıslahın tahkikatın bitiminden sonra gerçekleştirilmesi nedeniyle karar altına alınmayan maddi zararın 58.363,68-TL'lik kısmı ile davacının 07.02.2014 tarihinde tescil edilen 2013/19827 sayılı markasına dayalı olarak, davalının 03.07.2015 - 27.06.2018 tarihleri arasındaki kullanımları nedeniyle maddi tazminat talep edildiği; davalının web sitesi ile ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemelerine göre, davalının davaya konu tarihlerde "..." ibareli kullanımlarına devam ettiği, davacının tazminat talebinin "marka hakkına tecavüz edenin markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca göre" hesaplanmasını istediği, dava tarihi itibariyle somut uyuşmazlığa uygulanacak SMK'nın 151. maddesinde (net kazanç yönünden 151/2-b) 556 sayılı KHK'den farklı olarak markanın elde edilen kazanca etkisinin aranmadığı, bununla birlikte SMK'nın 151/3 maddesinde, yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenlerin göz önünde tutulacağının da hüküm altına alındığı, bu hükmün her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmesinde zorunluluk olduğu, dava konusu olayda ihlalin süresi ve davalının gelirlerinin tamamının aynı sektöre ait gelirlerden oluştuğu göz önünde bulundurulduğunda ilk derece mahkemesince hüküm altına alınan maddi tazminat miktarında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap