23. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(D Ü Z E L T E R E K Y E N İ D E N
E S A S H A K K I N D A K A R A R)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/03/2019
ESAS-KARAR NUMARASI : 2017/365 E.-2019/208 K.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :
I-Dava, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesine dayalı olarak hak ediş bedelinin ödenmesi, teminat mektuplarının iadesi, paraya çevrilmesi halinde bedellerinin tahsili istemine ilişkindir. * "Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.
İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup, bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü göz önüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin ferileri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir." (Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 25.01.2021 tarih ve 2019/2330 E., 2021/175 K., Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 23.09.2021 tarih ve 2021/697 E., 2021/355 K.,11.11.2021 tarih ve 2021/1623 E., 2021/1446 K., 20.12.2022 tarih ve 2021/5300 E., 2022/5935 K., 02.11.2023 tarih ve 2022/5380 E., 2023/3645 K. sayılı kararları)
Öte yandan, 21.02.2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 7166 sayılı Kanunun 11. maddesi ile 4857 sayılı İş Kanununun 112 nci maddesine beşinci fıkrasından sonra gelmek üzere eklenen fıkrada "4734 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilere, 11/9/2014 tarihinden sonra imzalanan ihale sözleşmeleri kapsamında, kamu kurum ve kuruluşlarına ait işyerlerinde 11/9/2014 tarihinden sonra geçen süreye ilişkin olarak kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan kıdem tazminatı ödemeleri için sözleşmesinde kıdem tazminatı ödemesinden ötürü alt işverene rücu edileceğine dair açık bir hükme yer verilmemişse alt işverenlere rücu edilmez." hükmü;
Aynı Kanunun 12. maddesi ile 4857 sayılı Kanuna eklenen "GEÇİCİ MADDE 9- Bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla kamu kurum veya kuruluşları tarafından alt işverene rücu edilmek üzere yürütülen davalarda, 112 nci maddenin altıncı fıkrası kapsamında rücu edilmeyecek kısmı için ihtilafın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilir, yargılama gideri ve vekâlet ücreti taraflar üzerinde bırakılır. İcra takiplerinde rücu edilmeyecek kısma ilişkin olarak harç alınmaksızın düşme kararı verilir, takip giderleri ile vekâlet ücreti taraflar üzerinde bırakılır. Ancak, bu kapsamda alt işverene rücu edilerek takip ve tahsil edilmiş olan tutarlar, alt işverenler lehine hiçbir şekilde alacak hakkı doğurmaz ve tahsil edilmiş tutarlar iade edilmez." hükmü düzenlenmiştir.
Somut olayda taraflar arasındaki sözleşmenin 11.09.2014 tarihinden önce imzalanmış olması, işçilerin 4734 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca çalıştırılmamış olmaları ve iş bu davanın "kamu kurum ve kuruluşları tarafından alt işverene rücu edilmek üzere yürütülen" davalardan olmaması nedeniyle yapılan düzenlemenin uygulanmayacağı açıktır. Kaldı ki Anayasa Mahkemesinin 19.09.2019 tarih ve 2019/42 E., 2019/73 K. sayılı kararı ile 7166 sayılı Kanunun 11. maddesi iptal edilmiştir. Buna göre davacı vekilinin müvekkilinin kıdem tazminatından sorumlu olmadığı yolundaki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. *
Davalı tarafça; davacı firma nezdinde çalışmakta iken iş akitleri kıdem tazminatını hak edecek şekilde sona ermeyen ve ihaleyi kazanan firmada çalışmaya devam eden 24 işçi hesaplanan kıdem tazminatlarının işçilerin banka hesaplarına yatırıldığı, yine işçilerin Mart 2017 ayı ücretlerinin ödendiği, bu ödemeler sebebiyle davacının hak edişlerinin bloke edildiği ancak teminat mektuplarının nakde çevrilmediği, ödemelerin bir kısmının davacının devam eden başka işlerine ilişkin alacaklarından mahsup edildiği anlaşılmaktadır.
Yargıtay'ın işçi ve işveren arasındaki uyuşmazlıklara bakan Dairelerinin, işçinin iş akdi feshedilmediği halde çeşitli nedenlerle kıdem tazminatı adı altında yapılan ödemelerin avans niteliğinde sayılması gerektiği yolundaki kararlarının, aralarında hizmet alım sözleşmesi bulunan ve aralarındaki uyuşmazlığın bu sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereken taraflar yönünden uygulanması mümkün değildir. Davalı üst işverenin; henüz hangi tarihte ve ne miktarda kıdem tazminatına hak kazanacakları belli olmayan işçilere kıdem tazminatı ödemesi yapması ve davacı üst işverenin kendi dönemine isabet eden kısmından sorumlu olduğu gerekçesiyle, hak edişlerine bloke koyması, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun düşmemektedir. Taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin sona erdiği tarihte, hak edişlerine bloke konulması nedeniyle davacının davalı Teşekküle doğmuş bir borcu bulunmadığından İlk derece Mahkemesinin kıdem tazminatı alacağının muaccel olmaması sebebiyle yapılan ödemenin haksız olduğu ve bu suretle bedelin davalı tarafından davacıya iadesinin gerektiği yolundaki kabulü isabetli olmuştur.
Bu açıklamalara ve dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine aykırılığın da tespit edilmemesine göre,
İlk derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer istinaf sebeplerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
II-Taraflar arasındaki 19.12.2013 tarihli hizmet alım sözleşmesinin, "11.4. Kesin Teminat ve Ek Kesin Teminatın Geri Verilmesi" başlıklı 11.4.1. maddesinde, "Taahhüdün, sözleşme ve ihale dokümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirildiği ve Yüklenicinin bu işten dolayı Teşekkülümüze herhangi bir borcunun olmadığı tespit edildikten sonra, Sosyal Sigortalar Kurumundan alınan ilişiksiz belgesinin (?) kesin teminat ve varsa ek kesin teminatların tamamı yükleniciye iade edilecektir." hükmü,
11.4.2. maddesinde, "Yüklenicinin bu iş nedeniyle Teşekküle ve Sosyal Güvenlik Kurumuna olan borçları ile ücret ve ücret sayılan ödemelerden yapılan kanuni vergi kesintilerinin hizmetin kabul tarihine kadar ödenmemesi durumunda protesto çekmeye ve hüküm almaya gerek kalmaksızın kesin ve ek kesin teminat paraya çevrilerek borçlarına karşılık mahsup edilir, varsa kalanı Yükleniciye geri verilir." hükmü düzenlenmiştir.
36.4.4. maddesinde ise; "Yüklenicinin son istihkakı ödenmeyecek olup, söz konusu istihkak çalıştırdığı personelin ücret, fazla mesai, kıdem ve ihbar tazminatı, izin ücreti vs. haklarının karşılığı olarak ayrılacaktır. Yüklenici işin bitiminde sözleşme konusu işe ait çalıştırdığı tüm personelden, usulüne uygun olarak alınmış Noter Onaylı bir ibranameyi ve bu ibranamede belirtilen miktarın yine banka hesabı aracılığı ile ödendiğini gösteren belgeyi Teşekküle verecektir. Bu işe ilişkin yüklenicinin çalıştırdığı personeline herhangi bir borcunun bulunmadığının tespitine dair tüm ibranamelerin Teşekkülce kontrolüne müteakip yüklenicinin son istihkakı iade edilecektir." düzenlemesi bulunmaktadır. Sözleşmede, kesin teminat ve ek teminatların iadesi koşulları; (1)-İşin sözleşme ve ihale dokümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirilmesi, (2)-Yüklenicinin bu işten dolayı ...'a herhangi bir borcunun olmadığının tespiti ve (3)-SGK'dan ilişiksizlik belgesi getirilmesi olarak düzenlenmiştir. Buna karşın davalı İdarece kesin teminat mektubunun iadesi için sözleşmenin 36.4.4. maddesi gereği sunulması gereken ibranamelerin sunulması istenmiş, SGK ilişiksiz belgesinin de sunulması gerektiğine dair bir talepte bulunulmamıştır.
İlk derece Mahkemesince de bu doğrultuda, ayrıca dava dışı işçilerden alınacak usulüne uygun olarak düzenlenmiş ibranamelerin davalı idareye sunulması koşulunun da varlığından söz edilerek bu koşulun yerine getirilmediği kabul edilmiştir.
Sözleşmede, son hak edişin ödenmesi için şart koşulan işçilerin iş akitlerinin feshinden sonra alınmış ibranamelerin sunulması koşulunun kesin teminatın iadesi için aranması, bir başka anlatımla bu koşulun "Taahhüdün, sözleşme ve ihale dokümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirildiği ve Yüklenicinin bu işten dolayı Teşekkülümüze herhangi bir borcunun olmadığı" koşulu kapsamında değerlendirilmesi, işçilerin ihaleyi kazanan yeni şirkette çalışmaya devam ettikleri gözetildiğinde fiilen ve hukuken imkânsızdır.
Davalı tarafça davacının borcu olan tutarlar hak edişlerinin bloke edilmesi ve başka işlerindeki alacaklarından mahsubu yoluyla tahsil edilmiş olup, işin sözleşme ve ihale dokümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirilmediği, davacının sözleşmenin sona erme tarihi itibariyle borcu olduğu ve SGK ilişiksizlik belgesinin sunulmadığı savunulmamıştır. Yine davalı tarafından somut, Mahkemesi ve esas numaraları bildirilerek işçiler tarafından kendi aleyhine açılan davalardan da söz edilmemektedir. Davalı İdare tarafından, bir kısım işçilerin ihaleyi kazanan başka şirkette çalışmaya devam etmelerine ve dolayısıyla iş akitleri kıdem tazminatını hak edecek şekilde sona ermemesine rağmen kıdem tazminatı ödemeleri yapılmış olup, davacının bu ödenen bedelden kendi dönemine düşen kısımdan sorumlu olduğu gerekçesiyle teminat mektubunun iade edilmemesi taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun olmamıştır.
Bu durumda İlk derece Mahkemesince teminat mektubunun iadesi talebinin reddine karar verilmesi doğru olmamış, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, İlk derece Mahkemesi kararını düzelterek, teminat mektubunun iadesine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; I-Yukarıda (I) nolu bentte açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer istinaf sebeplerinin REDDİNE, II-Yukarıda (II) nolu bentte açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07.03.2019 tarih ve 2017/365 E., 2019/208 K. sayılı kararını DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE, Buna göre; "Davanın KISMEN KABULÜ ile,
1.A) 1.000,00 TL hak ediş alacağının dava tarihi olan 17.05.2017 tarihinden, bakiye 270.239,61 TL'nin ise ıslah tarihi olan 13.02.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, B) ... A.Ş.'den temin edilmiş, 472933 sayılı 16.12.2013 tarihli ve 370.000,00 TL. bedelli teminat mektubunun davacıya iadesine,
2.Alınması gereken 43.803,10 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 11.108,00 TL'nin mahsubu ile kalan 32.695,10 TL.'nin davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 95.773,50 TL. vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4.Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2. maddesi uyarınca 9.187,20 TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5.Davacı tarafından yapılan 3.819,40 TL (dava açılış masrafı, posta gideri, tebligat ücreti), istinaf aşamasında yapılan 26,53 TL. posta gideri, 121.30 TL. istinaf yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 3.967,23 TL. yargılama giderinin davanın kabul oranına göre 3.887,88 TL.'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6.Davalı tarafından yapılan 50,00 TL yargılama giderinin davanın red oranı dikkate alınarak üzerinde bırakılmasına,
7.Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde gideri içinden alınarak yatırana iadesine," III-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 43.803,10 TL. istinaf karar harcından peşin alınan 4.632,10 TL.'nin mahsubu ile kalan 39.171,00 TL.'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine, IV-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, V-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine, 24.04.2024 tarihinde, Dairemize veya temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut İlk derece Mahkemesine verilebilecek dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyizi kabil olmak üzere, oybirliği ile karar verildi. GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 24/04/2024 Başkan ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Katip ...
(e-imzalıdır)