11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2010/6282 E. , 2010/5741 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Didim Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.10.2006 tarih ve 2006/213 - 2006/300 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalının ortağı olduğunu, onaylı vaziyet planına göre çekilen kur’a sonucu ortaklara tahsis edilen konutlara yerleşildiğini, tapuda kur’aya esas başka bir vaziyet planının bulunduğunun öğrenildiğini, bu planda bir kısım ortakların lehine, bazılarının aleyhine değişiklikler yapıldığını ileri sürerek, bu vaziyet planının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ikametgahının Denizli’de olduğunu, HUMK'nun 17. maddesine göre bu yer mahkemesinin yetkili bulunduğunu, ayrıca davada görevli mahkemenin de Denizli Ticaret Mahkemesi olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunmalar, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, HUMK'nun 17, 1163 sayılı Kanunu’nun 98 ve 99. maddeleri uyarınca davada yetkili ve görevli mahkemenin Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu gerekçesiyle davanın yetkisizlik ve görevsizlik nedeniyle reddine, yetkili ve görevli mahkemenin Denizli Ticaret Mahkemesi olduğuna, karar kesinleştiğinde dosyanın anılan yer mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere, gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Dava, davalı kooperatifin taşınmazlarına ilişkin vaziyet planının iptaline ilişkindir. Davacının, davalı kooperatifin ortağı olduğu, ortaklara teslim edilen konutların Didim İlçesi’nde, davalı kooperatifin merkezinin ise, Denizli’de bulunduğu hususu çekişmesizdir.
Dava, esas itibariyle 1163 sayılı Kanun’dan kaynaklanmakta olup, davacı ortak, davalı kooperatifin kur’aya esas vaziyet planının değiştirildiğini, tapudaki vaziyet planının ise farklı olduğunu iddia ederek iptalini talep etmiştir.
Mahkemece, yazılı gerekçe ile hem görevsizlik hem de yetkisizlik kararı verilmiştir. Görev kuralları, bir davaya o yerdeki hukuk mahkemelerinden hangisinin bakacağını, yetki kuralları ise, bu davaya hangi yerdeki görevli hukuk mahkemesi tarafından bakılacağını belirler. HUMK'nun 17. maddesine göre, kooperatif ile ortakları arasında açılacak davalarda kooperatifin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. Anılan yetki kuralı, kamu düzenine ilişkin olup, kesin yetki kuralıdır. Mahkemece kendiliğinden dikkate alınmalıdır. 1163 sayılı Kanunu’nun 99. maddesi uyarınca bu Kanundan doğan davaların ticari dava sayılacağı düzenlenmiş ise de anılan davaların münhasıran ticaret mahkemelerinde görüleceği hükme bağlanmamıştır. Dolayısıyla, dava olunan değere göre sulh hukuk mahkemesinde de görülmesi mümkün davalardır. Ancak, konusu para ile ölçülemeyen bir talep söz konusu olduğu takdirde sulh hukuk mahkemesinde bakılmayacağı da kuşkusuzdur. Ayrıca, hukuk yargılamasında yetkili mahkemeyi, görevli mahkeme tayin eder. Bu nedenle, mahkemenin hem görevli hem de yetkili olmadığını kabul etmesi halinde öncelikle görevsizlik kararı vermesi gerekir.
Somut olayda uyuşmazlık 1163 sayılı Kanun’dan kaynaklanmaktadır. Konusu para veya parayla ölçülen bir değer değildir. Ayrıca, dava HUMK'nun 8. maddesi ve diğer özel kanunlarca sulh hukuk mahkemesinin görevi kapsamında da bulunmamaktadır. Bu durum karşısında, mahkemece, öncelikle davada görevli olmadığı, görevli mahkemenin Didim Asliye Hukuk Mahkemesi bulunduğu, yetki hususun görevli mahkemece değerlendirileceği dikkate alınıp, salt anılan mahkemeye yönelik görevsizlik karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hem iş bölümünü çözer şekilde görevsizlik hem de yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.