Esas No
E. 2021/1531
Karar No
K. 2024/518
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2021/1531
KARAR NO: 2024/518

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2019/317
KARAR NO: 2021/525
DAVA TARİHİ: 08/07/2019
KARAR TARİHİ: 23/09/2021
DAVA: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 02.04.2024
KARARIN YAZ. TARİH: 03.04.2024

Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23.09.2021 tarih ve 2019/317 Esas, 2021/525 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.

İSTEM

Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesi ile özetle; Müvekkili şirket ve davalı şirket arasında 24.03.2017 tarihli Üretim Taahhüdü ve Gizlilik Sözleşmesi ile 10.07.2017 tarihli sözleşmeye ek protokol imzalandığını, yine taraflar arasında 10.07.2017 tarihli ödeme planı imzalandığını, sözleşme ve ek protokol doğrultusunda davalı İzomsa'nın, müvekkili şirkete "tel kaplama çapı ölçme prototipi" ve "10 telli şekilde devreye alınacak ölçüm sistemini" çalışır durumda teslim etmeyi kabul ve taahhüt ettiğini, müvekkili tarafından 10.07.2017 tarihli proforma teklifi üzerine davalı şirkete belirlenen şekilde 20.000 Euro ödemesine karşı davalı tarafından üzerine düşen edimin yerine getirilmediğini, müvekkili şirketin faaliyet gösterdiği ... Mah. ... Yolu .... Cad. No:... .../... adresine ürünlerin çalışır halde tesliminin gerçekleştirilmediğini, bu sebeple müvekkili şirket tarafından Aliağa İcra Müdürlüğünün 2019/661 E. sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, bu alacağın tahsili için Aliağa İcra Müdürlüğü'nün 2019/661 E.sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının haksız ve yersiz itirazı üzerine takibin durdurulduğunu bildirerek, sözü edilen icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesi ve ikinci cevap dilekçesi ile özetle; Yetkili icra müdürlüğü ve mahkemenin genel yetkili İstanbul Anadolu İcra Müdürlüğü ve mahkemeleri olduğunu; esas yönden ise taraflar arasında 24.03.2017 tarihli Üretim Taahhüdü ve Gizlilik Sözleşmesi adı altına bir sözleşme imzalandığını ve arge kapsamında 10/07/2017 tarihli proforma teklifi formunda gösterilen malzemeleri kapsayan tel kaplama çapı ölçme prototipi yapılması konusunda anlaştıklarını, "tel kaplama çapı ölçme cihazı"nın davacıya 27/07/2018 tarihli servis hizmet formu ile davacının yetkilisinin imzası ile teslim edildiğini, 10/07/2017 tarihli proforma teklifinde gösterilen malzemeler için toplam 20.000 Euronun müvekkiline davacı tarafından taksitler halinde ödendiğini, müvekkilinin sözleşmeden doğan tüm edimlerini ayıpsız ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, kaldı ki davacının malı gözden geçirme ve bildirim külfetini yerine getirmediğini, esasında, müvekkili ve davacı arasında 10.07.2017 tarihinde yapılmış bir ek sözleşme bulunmadığını, yapılan işin bir arge çalışması olduğunu ve müvekkili tarafından prototipin davacıya teslimi ile edimlerinin yerine getirilmiş olduğunu, ekstra bir vaadin söz konusu olamayacağını bildirerek, davanın reddine, %40 kötüniyet tazminatının tahsiline karar verilmesini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesinin 23.09.2021 tarih ve 2019/317 Esas, 2021/525 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...1-DAVANIN KABULÜ ile davalının Aliağa İcra Müdürlüğü'nün 2019/661 E.sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın 20.000,00 EURO asıl alacak karşılığının fiili ödeme tarihindeki TL üzerinden itirazının iptali ile takibin devamına, takip tarihinden itibaren asıl alacağa kamu bankalarının 1 yıllık mevduata uyguladığı en yüksek faiz uygulanmasına,

2.İnkar edilen asıl alacak olan 20.000,00 EURO nun takip tarihindeki TL karşılığı 118.754,00 TL nin %20 si olan 23.750,80-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine'' dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı vekili tarafından verilen 24.09.2021 havale tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; -Davacı ile davalı müvekkil arasında 24/03/2017 tarihli Üretim Taahhüdü ve Gizlilik Sözleşmesi adı altına bir sözleşme imzalandığı ve arge kapsamında 10/07/2017 tarihli Proforma Teklifi formunda gösterilen malzemeleri kapsayan Tel kaplama çapı ölçme prototipi yapılması konusunda anlaştıklarını, tel kaplama çapı ölçme cihazının davacıya 27/07/2018 tarihli Servis Hizmet Formu ile davacının yetkilisinin imzası ile teslim edildiğini, 10/07/2017 tarihli proforma teklifinde gösterilen malzemeler için toplam 20.000-EUR müvekkile davacı tarafından taksitler halinde ödendiğini, müvekkilinin arge kapsamında yapılan Tel kaplama çapı ölçme prototipi yapımı konusunda, üzerinde düşen tüm edimleri yerine getirdiğini, davacının ileri sürdüğü gibi eksik ve çalışmayan prototip teslim etmediğini, davada basiretli bir tacir gibi davranmayan davacı olduğunu, -Davacının sunduğu ve müvekkilin hiçbir şekilde bilgisi olmayan ve kabul etmedikleri sözleşme de ayıp bildirimi ile ilgili sürelerin ortadan kaldırıldığının görüldüğü, ancak hak düşürücü süre niteliğinde olan ayıp bildirim sürelerinin sözleşme ile tamamen ortadan kaldırılması hukuka aykırı olduğunu, zira ticari satışlarda bildirim sürelerini değiştirmenin mümkün olmaması nedeniyle kararlaştırılan bu sürenin zamanaşımının yerine geçeceğini kabul etmek gerekeceğini, ayıba karşı tekeffül şartlarının gerçekleşmesi durumunda alıcının kendisine tanınan hakları kullanabilmesi için kanun tarafından kendisine yükletilmiş olan külfetleri yerine getirmesi gerektiğini, külfetin alıcının satın aldığı malı muayene etmesi ve bir ayıbın ortaya çıkması hâlinde bunu satıcıya ihbar etmesi olduğunu, alıcının külfetleri yerine getirmediği takdirde ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanamayacağını, bu da ayıptan doğan haklarının sona erdiğini gösterdiğini, -Genel işlem koşullarının da somut olayda gündeme gelebileceğini veya bir tarafın haklarının ortadan kalkmasına veya zor durumda kalmasına neden olabilecek düzenlemelerin ise TMK md. 2’ye göre dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edebileceğini belirtmek gerektiğini, dolayısıyla tarafların gözden geçirme ve bildirim külfetlerine ilişkin, sözleşmeyle belirlemeler oluşturabilecek iseler de, bu belirlemelerin hukuki sınırlamalara aykırı olmaması gerektiği, netice itibariyle, kanuna, ahlaka, dürüstlük kuralına, işin niteliğine uygun olmayan maddeler geçerli kabul edilmeyeceğini, -Davacının ek sözleşme adı altında sunduğu sözleşmenin taraflarınca imzalanmış bir sözleşme olmadığını, bu sözleşmeye ilişkin itirazlarının bildirildiğini, bu hususta mahkemenin inceleme yapması gerektiğini, Mahkemenin davalı şirketin eski ortağı olan ...'nun ek sözleşmedeki imzayı kendi imzası olduğunu söylediği için, imza yaşının incelenmesi yönündeki taleplerini kabul etmemesinin usul ve yasalara aykırı olduğunu, zira ... denen şahsın tamamen yalan beyanlarda bulunduğunu, bu durumun davacı şirketin sahibi ... ile ...'ya ait olan ve dosyaya delil olarak sundukları Whatssap yazışmalarından da anlaşıldığını, ayrıca ... ortaklıktan ayrıldıktan sonra 21.06.2018 tarihinde imzalanan (ancak bu tarihte imzalar atılmamıştır.) proforma teklifi baz alınarak 5.000 Euro daha İzomsa’nın resmi hesabına gönderildiğini, demonun teslim tarihinin 27/07/2018 olup, ek protokolün düzenlendiği ve bizim 20.000 Euro ödemeyi aldığımız tarihten sonra olduğunu, ilk demo 27.07.2018 tarihli ... no.lu servis formu ile ....’a teslim edildiğini, bu tarihte de ... 'nun müvekkil şirketin ortağı olmadığını, davacının bu cihazın çalışıp yada çalışmadığı konusunda resmi bir dönüş yapmadan 13.02.2019 tarihinde ilamsız ödeme emri gönderdiğini, burada da ek protokolden bahsedilmediğini, bu da ek protokolün, proforma faturanın ve ödeme planının daha sonraki bir tarihte eski tarih atılarak imzalandığının ve 10 adet makine şeklinde düzenlendiğinin ispatı olduğunu, Mahkemenin tanık olarak dinlenen ...'nun çelişkilerle dolu beyanına itibar ederek, davacı tarafından dosyaya sunulan 10/07/2017 tarihli Ek Sözleşme ve 10/07/2017 tarihli Ödeme planındaki imzaların imza yaşının ve yazıların mürekkep yaşı tespitinin ve kimin el ürünü olduğunun tespiti için Adli Tıp İhtisas Kurumundan rapor alınması için Ara Karar verilmesini, imzaların incelenmesi için Adli Tıp Kurumundan rapor alınması yönündeki talebimizi reddetmesi hukuka aykırı olduğunu, ülkemizde gayet en donanımlı ve en zengin krimanal makinalara sahip olan birçok Kriminal Büro mevcut olduğunu, -Mahkemenin gerekçeli kararında tüm aşamalarda davalının teslim edilen ürünün iadesine yönelik bir talebinin bulunmadığının belirtildiğini, ancak 29/03/2021 tarihli Bilirkişi İtiraz Dilekçesi adı altında verdikleri dilekçelerinde ''Davacı taraf bu soyut ve gerçek dışı iddialar ile teslim aldığı ve geri iade de etmediği emtia için ödenen bedel hususunda müvekkil şirkete karşı haksız icra takibi başlatmıştır. İcra dosyasından anlaşılacağı üzere takip, davacının ödediği tüm bedelin iadesi talebini içermektedir. Ürün halen elinde olan davacının, takip dayanağı, müvekkil aleyhine 'sebepsiz zenginleşme' teşkil edecektir.

Davacı taraf müvekkile yaptığı sözleşmeyi feshetmemiş veya sözleşmeden dönmemiştir. Bu hususa ilişkin sarih bir beyan bulunmamaktadır.

Davacı tarafın açtığı dava ile sözleşmeye ilişkin dönme veya fesih hükümlerinden hangilerinin uygulanacağı belirlenecektir. Bu hükümlerin sonuçları bir birinden çok farklıdır. Dönme kabul edilirse edimlerin karşılıklı iadesi, fesih kabul edilirse o ana kadar olan edimler ve sonrası için değerlendirme yapılması gerekecektir. Sözleşmenin devam ettiği kabul edilirse; davacı tarafın, kanunda öngörülen seçimlik haklardan hangisini kullanmak istediğini belirtmesi gerekmektedir. Ancak davacı taraf hem sözleşmeyi feshetmemiştir veya dönme beyanı bulunmamaktadır. Davada ise tüm seçimlik hakları kullanmaya çalışmaktadır. Bu durum medeni yargılama hukukuna, usul hukukuna aykırıdır. Bu şekilde kurulacak bir hüküm kendi içinde çatışma yaratacaktır. Uygulama imkanı bulmayacaktır.

Davacı taraf, davasını açarken, sözleşmeye ilişkin hangi seçimlik hakkı kullanmak istediğini belirtmemiştir.

Davacı taraf, hangi hukuki sebebe dayanarak, hangi hakkını kullanmak istediğini açıklamamıştır. Bu nedenle davanın hukuki dayanağı ile talep ve sonuç kısmı açık değildir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 31. Maddesinde bulunan düzenlemede "Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Bu nedenle HMK 31 kapsamında davanın hukuki dayanağı ile davacının talep ve sonuç kısmını ve seçimlik haklardan hangisini kullanmak istediğini açıklamasını talep ediyoruz.'' şeklinde beyanda bulunduklarını, öncelikle davacıya bu konuya açıklık getirmesi konusunda uyarıda bulunmadığı, bu durum dahi yerel mahkemenin dilekçelerini ve beyanlarını gereği gibi irdelemediğinin kanıtı olduğunu, -Sözkonusu ürünün bir prototip olduğunu, geliştirilenve kümülatif bilgi sonucu sürekli olarak yenilenen bir ürün çeşidi olduğunu, bu nedenle standart bir üretim örneği bulunmadığını, ayıp hususunda kıstas alınabilecek bir şablon izah edilen nedenle mevcut olmadığını, Belirterek kararın kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak davanın reddine karar verilmesi, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında;

HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemlerine ilişkindir.

İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.

Davacı iş sahibi ile davalı yüklenici arasında galvanizli tellerin kaplama miktarlarının indüksiyon yöntemi ile belirlenmesi konulu 24.03.2017 tarihli "Üretim Taahhüdü ve Gizlilik Sözleşmesi" ve 10.07.2017 tarihli tel kaplama kalibrasyon tasarım maliyeti ve tel kaplama kalibrasyon üretim maliyeti kapsamlı toplam KDV dahil 20.000 EUR bedelli proforma teklif imzalandığı, davalı yüklenici tarafından 27.07.2018 tarihli 0656 nolu servis hizmet formu ile davacı iş sahibine " tel kaplama çapı ölçme cihazı prototipinin tek telli" olarak 27.07.2018 tarihinde teslim edildiği, davacı tarafından davalıya 20.000 Euro ödeme yapıldığı hususlarında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.

Davacı iş sahibi, davalı yüklenici ile "10 telli şekilde devreye alınacak ölçüm sistemi" konusunda anlaşıldığını ve belirlenen bedelin buna göre ödendiğini, buna ilişkin taraflar arasında ek protokol imzalanmasına rağmen davalı yüklenici tarafından eksik ve çalışmayan cihazın teslim edildiğini, davalı yükleniciye ödenen 20.000,00 Euro'nun iadesi istemiyle icra takibi başlatıldığını, davalı yüklenicinin takibe haksız olarak itiraz ettiğini iddia ettiği; davalı yüklenici ise davacı iş sahibi ile tek prototip üzerinden anlaşıldığını ve ürünün tam ve çalışır vaziyette teslim edildiğini, davacı tarafça süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığını, taraflar arasında 10.07.2017 tarihli ek protokolün imzalanmadığını, ek protokolün sahte olduğunu savunmuştur.

Taraflar arasında ihtilaf konusu olmayan 10.07.2017 tarihli "Proforma Teklifi" belgesinde "iş bu teklif taraflar arasındaki üretim taahhüdü ve gizlilik sözleşmesine istinaden 10 telli devreye alınacak şekilde ve 20.000 EURO karşılığı olarak hazırlandığı" belirtilmiş olmasına, davalı yüklenicinin taraflar arasında imzalanmadığını belirttiği 10.07.2017 tarihli ek protokol aslının davacı tarafça dosyaya sunulmasına, ek protokolü davalı adına imzalayan ...'nun imza tarihinde davalı şirketi tek başına temsile yetkili şirket müdürü olmasına, ...'nun alınan beyanında ek protokol içeriğini doğrulayarak imzanın kendisine ait olduğunu beyan etmesine, ek protokolün sonradan imzalandığı iddiasının Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.10.2020 tarih 2017/(19)11-911 Esas ve 2020/736 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere mürekkepteki yazı yaşının tayinine dair bilimsel bir yöntem bulunmaması nedeniyle Mahkemece imza yaşının tespitine ilişkin istemin reddine karar verilmesinde usule ve yasaya aykırılık bulunmamasına, ek protokolün sahte olduğuna dair dosya kapsamında delil bulunmamasına göre davalı yüklenici tarafından inkar edilen 10.07.2017 tarihli ek protokolün taraflar arasında imzalanmış olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu husustaki istinaf istemi yerinde görülmemiştir.

İş sahibi ihbar zorunluluğu olmaksızın garanti süresi içinde ortaya çıkan açık ve gizli ayıplarla ilgili zamanaşımı süresi içinde seçimlik haklarını kullanarak yükleniciden ayıpların giderilmesini talep edebileceği gibi, aleyhine dava açabilecek ve iş bedelini ayıp giderim bedeli miktarınca ödemekten kaçınabilecektir (Yargıtay 15. H.D. 19.06.2014 gün 2013/4976 Esas ve 2014/4282 Karar sayılı ilamı).

Taraflar arasında imzalanan 10.07.2017 tarihli ek protokol ve 10.07.2017 tarihli proforma teklifine göre davalı yüklenicinin eser sözleşmesi kapsamında 10 telli şekilde devreye alınacak tel kaplama çapı ölçme cihazı prototipini çalışır vaziyette teslim etmediği, davalı yüklenici tarafından davacı iş sahibine "tel kaplama çapı ölçme cihazı prototipi" olarak bir adet protototip cihazın 27.07.2018 tarihinde teslim edildiği, buna göre davalı yüklenicinin eser sözleşmesi kapsamında eseri tam ve eksiksiz olarak teslim etme edimini yerine getirmediği, dosyada mevcut denetime ve hüküm kurmaya elverişli kök ve ek raporlara göre, davalı tarafından teslim edilen eserin açık ayıplı olduğu ve sözleşmeden beklenen faydayı sağlayamadığının belirtildiği; taraflar arasında imzalanan 10.07.2017 tarihli ek protokolün 6. Maddesinde yüklenicinin 3 yıllık garanti süresi içinde eserde beklenen faydanın sağlanamaması halinde her türlü menfi ve müspet zararı karşılayacağının belirtildiği; buna göre basiretli tacir olarak hareket etmesi gereken davalı yüklenicinin iş sahibinin muayene ve ihbar yükümlülüğünü kaldırarak garanti süresi içinde iş sahibinin ayıp nedeniyle kullanabileceği seçimlik hakları peşinen kabul ve taahhüt ettiği, ek protokolün bu hükmünün TBK'nın 20.maddesinde düzenlenen genel işlem koşulu niteliğinde olmadığından hukuka aykırı olduğundan söz edilemeyeceğinden bu husustaki davalı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmememiştir.

Sözleşmeden dönme bozucu yenilik doğuran bir hak olup, geriye etkili sonuç doğurur. İş sahibi bu hakkını muhatabına varması gereken tek taraflı bir irade açıklamasıyla kullanır. Dönme hakkının kullanılmasıyla da taraflar birbirlerine verdiklerini geri alırlar. İş sahibi teslim aldığı kullanılamayacak derecede ayıplı eseri yükleniciye iade eder,yüklenici de önceden aldığı bir bedel varsa iş sahibine geri verir.

Bu kapsamda somut olayda davacı iş sahibinin davalı yükleniciye ödediği iş bedelinin iadesini istemek suretiyle TBK'nın 475.maddesinin kendisine tanıdığı seçimlik haklardan "sözleşmeden dönme" hakkını kullandığı, davacı iş sahibinin ihbar zorunluluğu olmaksızın garanti süresi içinde teslim edilen eserin ayıplı olması ve eserden beklenen faydayı sağlayamaması nedeniyle sözleşmeden dönme hakkını kullanabileceği; ilk derece mahkemesi tarafından davalı yüklenicinin teslim edilen eserin iadesine yönelik bir talebi bulunmadığından bahisle ayıplı eserin yükleniciye iadesine karar verilmemiş ise Yargıtay 15.H.D.'nin 2013/2759 Esas ve 2014/2133 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere bunun davalı yüklenicinin zamanaşımı süresi içerisinde bu konuda ayrı bir dava açma hakkını ortadan kaldırmayacağından bu husustaki davalı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.

Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuran davalı vekilinin dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23.09.2021 tarih ve 2019/317 Esas, 2021/525 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 8.112.08 TL istinaf karar harcından, peşin alınan toplam (59,30 TL + 1.968,72) 2.028,02 TL harcın mahsubu ile kalan 6.084,06 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

3.Davalı vekili tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4.Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 02.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.