8. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki taşınmazın beyanlar hanesine kullanıcı şerhi verilmesi istemli davadan dolayı yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davacı Hazine tarafından açılan davanın usulden reddine, asli müdahil ...'un açtığı davanın reddine, asli müdahil ...'in açtığı davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olup, hükmün müdahil ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Kullanım kadastrosu sonucu, ... ili .... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 28170 ada 53 parsel ... 572,63 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, " 6831 ... Orman Kanunu (6831 ... Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve ...'in kullanımında bulunduğu " şerhi yazılarak, arsa niteliğinde, Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı Hazine dava dilekçesiyle; ... ili Kepez ilçesi ... Mahallesi 28170 ada 53 parsel ... taşınmazın taşlık, makilik ve fundalık niteliğinde olduğunu, herhangi bir kullanımın bulunmadığını iddia ederek, kullanım şerhinin iptali istemiyle dava açmış; yargılama sırasında asli müdahil ..., taşınmazın kendi kullanımında bulunduğu iddiasına dayanarak, adına kullanım şerhi verilmesi istemiyle davaya katılmıştır. İlk Derece Mahkemesinin verdiği önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; " davacı Hazine'nin temyiz itirazlarının yerinde olmadığı açıklandıktan sonra, müdahil vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde, taşınmazın bilirkişi raporunda (A) ile gösterilen bölüm yönünden, dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre bu bölüme ilişkin karar düzeltme isteminin yerinde olmadığı, ancak (B) ile gösterilen bölümüne ilişkin itirazlara gelince, çekişmeli taşınmaz bölümü üzerindeki zilyetlik hakkında çelişkili beyanlarda bulunulmasına rağmen çelişkilerin giderilmediği, tespit tarihi itibari ile bu bölümün kim tarafından ne suretle neye istinaden kullanıldığının kesin olarak belirlenmediği, davalının taşınmazın (B) bölümünde kullanımı olduğu belirlenmesine rağmen kullanımının tespit sonrası olduğunun kabulünün gerekçesinin açıklanmadığı belirtilerek, buna göre mahalinde taşınmazın bulunduğu yöreyi iyi bilen, yansız, yerel bilirkişi ve taraf tanıkları ve fen bilirkişisi aracılığıyla keşif yapılması, yapılacak keşifte, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın tespit tarihi itibari ile kime ait olduğu ve kim tarafından ne şekilde kullanıldığı, taşınmaz üzerinde bulunan garajın hangi tarihte kim tarafından yapıldığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, taşınmaz içerisinde kimin hangi bölümü kullandığının belirlenmesi, beyanlar arasında aykırılık bulunması halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılarak çelişkinin giderilmeye çalışılması, fen bilirkişisine keşfi denetlemeye elverişli, ayrıntılı rapor düzenlettirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. Bozma ilamı sonrası yapılan yargılama sırasında, müdahil ..., taşınmazın kendi fiili kullanımında olduğu; müdahil ... ... Dişçi ise taşınmazı 6292 ... Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 ... Kanun) gereğince satın aldığı iddiasına dayanarak, ayrı ayrı davaya katılmışlardır. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; " müdahil ...'in ...'in bir önceki celse olan 22/02/2022 tarihli celsede hazır olduğu, bu nedenle 13/09/2022 tarihli celseden haberdar olduğu halde gelmediği ve kendisini vekille de temsil ettirmediği anlaşıldığından asli müdahil ...'in açtığı davanın takip edilmediğinden HMK 150. maddesi uyarınca yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verildiği, 3 aylık yasal süre içerisinde davanın yenilenmediği anlaşıldığından asli müdahil ...'in davasının açılmamış sayılmasına karar vermek gerektiği, davacı Hazine'nin açtığı davanın ise 6292 ... Yasanın 9/2. maddesi ve HMK' nın 114 ve 115.maddeleri uyarınca usulden reddine karar vermek gerektiği, öte yandan asli müdahil ...'un açtığı davanın ise kesin hüküm nedeniyle reddine karar vermek gerektiği, zira, ...
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın