8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2021/7886 E. , 2024/1318 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava konusu ... ili Dilovası ilçesi Köseler Köyü 211 ada 1 parsel (eski 1624) ... taşınmaz kesinleşen orman sınırları içinde kaldığından bahisle 10.03.1966 tarihinde orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescil edilmiştir.
Davacı vekili; kadastro çalışmaları sırasında kayıtlarda ve tutanaklarda usulsüzlük ve sahtecilik yapılarak davacının murisleri ve davacının kullanımında olan dava konusu taşınmaza ilişkin Osmanlı tapusunun kasıtlı olarak görmezden gelindiğini, fiili kullanım durumunun dikkate ve kayda alınmadığını, yapılan tespit ve tescil işlemlerinin mutlak butlanla batıl olduğunu, ... ili Dilovası ilçesi Köseler Köyü Ağıldere mevkii 22 pafta 1827 ve 1781 parsel ... taşınmazların yanında bulunan ve dava dilekçesine ekli 103.125,70 m2 taşınmaz ve yine ekte işaretli 29.241,10 m2 taşınmazların orman vasfında olmadığını, davacının murisleri ve davacı tarafından imar ve ihya edilerek tarımsal amaçlı ve bahçe olarak 100 yılı aşkın süredir kullanıldığını beyanla, kadastro tespiti ve işlemlerinin ve tescillerin yolsuz, batıl, hükümsüz olduğunun tespiti ile mevcut tapu kaydının iptalini ve hissesi oranında davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili; kadastro tespitinden önceki sebeplere dayanıldığından 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçirildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili; kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırmalara ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağından davanın hak düşürücü süre açısından reddini, Mahkeme aksi kanatte ise esasa ilişkin itirazlarını tekrarla esas yönünden reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; dava konusu edilen çekişmeli yerin tapulu taşınmaz olan Köseler 221 ada 1 parsel ... taşınmaz sınırları içerisinde kaldığı sabit olup davanın 4721 ... Türk Medeni Kanun’un 713/1 fıkrasında gösterilen şartları taşımadığı, bunun yanında; "malikin tapu kütüğünden anlaşılamaması, taşınmazın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak gerekli bilginin tapu sicilinden çıkarılmasının imkansız olması, kütükteki bilgi ve belgelerden gerekli dikkati gösteren herkesin malikin kim olduğunu anlayamayacağı, malik sütununun boş bırakılması, malik adının müphem ve yetersiz gösterilmesi, malik adının silinmiş ve yenisinin yazılmamış ya da hayali ismin yazılmış olması gibi" hallerin de bulunmadığı ve Türk Medeni Kanun’un 713/2 fıkrasında gösterilen şartları da taşımadığı; davacı ayrıca 3402 ... Kanun'un 17 nci maddesine dayanarak dava açmış ise de eldeki davada mahalli bilirkişilerin beyanlarından başka yerin davacı tarafça imar ihya edildiği, imar ihyaya konu edilmiş ise hangi tarihte imar ihya edildiği ve ekonomik amaca uygun zilyetliğin ne zaman başladığı, ne kadar sürdüğü, süre yönünden zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı ve ne şekilde imar ve ihya edildiği somut ve kesin delillerle ispatlanamadığı, bilirkişilerce de en eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritaları üzerinden yapılan incelemede dava konusu yerin tarım alanı olarak kullanılmadığının tespit edildiği, dava konusu yerin devlet ormanı vasfıyla tapuda Hazine adına tescil edilen taşınmaz sınırları içerisinde kaldığı ve evveliyatı orman olan bu yerin mükiyetinin zilyetlik, zamanaşımı ve imar ihya yoluyla kazanılamayacağı, özel mülkiyete konu olamayacağı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi hükmüne karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince, dava konusu taşınmazın daha önce yapılıp kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı belirlendiğine göre mahkemece orman kadastrosuna yönelik dava açmak için hak düşürücü sürenin geçtiği göz önünde bulundurularak davacının davasının hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, çekişmeli taşınmazın evveliyatının orman sayılan yerlerden olduğu ve zilyetlikle kazanılamayacağı gerekçeleri ile esastan inceleme yapılarak ret kararı verilmiş olması isabetsiz ise de 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) 353/1-b-2 maddesi gereği yargılamada eksiklik bulunmayan ancak kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilen eldeki dava dosyası açısından yapılan yanlışlık yeniden yargılamayı gerektirmediğine ve yeniden hüküm verilmesinin öncelikli koşulunun mahkeme hükmünün kaldırılması olmasına göre, İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılarak yazılı gerekçe itibariyle davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiş ve iş bu karar davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 ... Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ
Açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.