12. Ceza Dairesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Eskişehir (Kapatılan) 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.05.2016 tarihli ve 2014/222 Esas, 2016/811 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları gereğince 9.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2.Eskişehir (Kapatılan) 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.05.2016 tarihli ve 2014/222 Esas, 2016/811 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 08.11.2021 tarihli, 2019/10055 Esas, 2021/7674 Karar sayılı kararı ile; "...Kovuşturma evresine geçilmiş veya hükme bağlanmış olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanunun 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan kesinleşmiş hükümler haricindeki düzenlemelerin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; ''mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.'' şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararlarının neticeleri itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK'nın 7. maddesi ile CMK'nın 251.maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle, sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, ''Basit Yargılama Usulü'' yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması..." nedenleri ile bozulmasına karar verilmiştir. 3.Eskişehir 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.07.2022 tarihli ve 2022/448 Esas, 2022/666 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında taksirle yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddenin üçüncü fıkrası gereğince 6.750,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 4.Sanık müdafiinin Eskişehir 6.Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.07.2022 tarihli ve 2022/448 Esas, 2022/666 Karar sayılı kararına itiraz etmesi üzerine, genel yargılama usulüne göre yargılama yapılıp Eskişehir 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.07.2023 tarihli ve 2022/744 Esas, 2023/476 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları gereğince 9.00,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 25.09.2023 tarihli ve 2023/100113 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz isteği; müvekkilinin kendisini savunamadığına, yargılamanın kasıtlı yürütüldüğüne, bilirkişinin FETÖ'den ihraç edilen hakim tarafından belirlendiğine, yapılan yargılamanın haksız ve temelsiz olduğuna, eksik incelemeye, tayin edilen cezaya ve kusur tespitine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemenin Kabulü; 1.Katılanın sanığın müteahhitliğini yaptığı Eskişehir ili Sütlüce Mahallesi Kurum Sokak No:65 sayılı inşaatta işçi olarak çalıştığı, olay günü inşaatta tuğla taşıdığı sırada ayağının altındaki tuğlaların kayması sonucu düşmesi sonucu katılanın nitelikli şekilde yaralandığı anlaşılmaktadır. 2.Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 08/10/2014 tarih ve 1112 sayılı raporunda; katılanın bel omurunda 4.derecede kemik kırığı oluşacak, duyularından veya organlarından birisinin işlevinin sürekli zayıflaması veya yitirilmesi niteliğinde olmayacak şekilde yaralandığının bildirildiği görülmüştür. 3.Soruşturma aşamasında alınan 03.07.2013 tarihli bilirkişi raporuna göre, sanığın müteahhitliğini yaptığı inşaatta şantiye şefi görevlendirmesi yapmadığı, İş Kanununun 77, 86 ncı maddelerindeki yükümlülükleri ile yapı işlerinde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün 3,7,8,11 ve 12 nci maddelerindeki yükümlülüklerini yerine getirmediğinden İş Kanununun 2 nci maddesine göre asli kusurlu olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır. 4.Yargılama aşamasında alınan 20.02.2015 tarihli ve 26.02.2016 tarihli bilirkişi heyet raporlarında; dava konusu olayın meydana geldiği inşaatta müteahhit olan sanık ...'nin ağır ve tehlikeli işlerin yapıldığı yapı inşaat iş kolunda çalışanları için bedenen bu işlere dayanımlı, sağlıklı olduklarına dair örneğine uygun sağlık raporu alınması, yanında iş sağlığı ve iş güvenliği eğitimi verdikten sonra anılan işlerde çalışanları için baret, emniyet ipi, kemeri gibi malzemeler verilerek çalışmaların güvenli şekilde sürdürülmesi gerekirken aksine hareketle dava konusu olaya sebebiyet vermekle olayda birinci derecede-asli oranda kusurlu olduğu, 26/02/2016 tarihli bilirkişi heyet raporunda ayrıca temyiz dışı şantiye şefi Tuğba Apa'nın da asli kusurlu olduğu bildirilmiştir. 5.26/02/2016 tarihli bilirkişi heyet raporunda kendisine kusur atfedilen temyiz dışı sanık ... Apa hakkında suç duyurusu üzerine hakkında taksirle yaralama suçundan soruşturmaya başlandığı ve Eskişehir 4.Asliye Ceza Mahkemesinin 20.02.2017 tarihli, 2016/1454 Esas, 2017/209 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında beraat kararı verildiği, katılanın istinaf etmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12.Ceza Dairesinin 26.04.2017 tarihli, 2017/1412 Esas, 2017/994 Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiği anlaşılmaktadır. 6.Olayın tanıkları K.T., T.T., A.A., T.K.'nın anlatımları, olay yeri inceleme raporu, olay yeri krokisi, doktor raporları ve tutanaklar dava dosyasında bulunmaktadır. 7.Katılanın her aşamada sanıktan şikayetçi olduğunu beyan ettiği ve Mahkemece 05.12.2013 tarihinde hakkında katılma kararı verildiği, duruşmadaki beyanında; "Ben bu konuda daha önce beyanda bulunmuştum, aynen tekrar ederim. Sanık tarafından tarafıma verilmek üzere abime 2.500,00 TL para verildiği iddiası doğru değildir ayrıca sanık tarafından hiç bir şekilde ve hiç bir aşamada tedavi giderlerim karşılanmamış, tedavi giderlerine mahsuben bana veya yakınlarıma herhangi bir para verilmemiştir. Sanık sigortamı yapmamış, ben bu durumu daha sonra öğrendim. Olay tarihinde de sigortalı olmadığım için ambulansa dahi haber verilmemiş, beni amcamın torunu olan ... taksiyle hastaneye götürdü. Hastaneden taburcu olduktan sonra ikametim olan Samsun Çarşamba'ya döndüm, döndükten sonra da uzun bir süre Samsun merkezde bulunan Eğitim Araştırma Hastanesine tedavi amacıyla yaklaşık 10 kez gidip geldim, bu nedenle yol masrafım oldu ancak buna ilişkin elimde herhangi bir belge yoktur. Devlet hastanelerinde tedavi olduğum için tedavime ilişkin herhangi bir masrafım olmadı." şeklinde beyanı olduğu anlaşılmaktadır. 8. Sanığın üzerine atılı suçlamaları kabul etmediği, duruşmada alınan savunmasında; "...olay tarihinde benim müteahhitlik yaptığım inşaatta ... taşeron olarak çalışıyordu. Ancak aramızda yazılı bir sözleşme yoktu. Turgay normalde inşaat ustasıdır. Müşteki de bu şahsın amcasının çocuğudur. Aynı inşaatta çalışan diğer dört işçi benim işverenliğim adına sigortalı olarak çalışıyorlardı. Müşteki ...'nin bahsi geçen inşaata işçi olarak girdiğinden benim haberim yoktu, kendisini işe ... almış, benim şahsın inşaatta çalışırken düştüğünden aynı gün haberim oldu. Kazanın meydana geldiğini öğrendikten sonra bu işçiden haberim olduğundan müştekinin sigorta girişinin yapılması hususunda ancak dava konusu iş kazasının meydana gelmesinden sonra muhasebecimi aradım ve sigorta girişinin yapılmasını istedim. Ben müştekiye "gel benim inşaatımda çalış" demedim. Kendisi ile sözleşmede yapmadım. Müştekiyi işe alan kişi benim müteahhiti olduğum inşaatta taşeron olarak çalışan ...'dir. okunan bilirkişi raporundaki aleyhime olan hususları kabul etmiyorum, olayda benim kusurum yoktur, kendisinin işe sokulduğundan sonradan haberim olmasına rağmen meydana gelen kazanın akabinde müştekinin tüm hastane masrafları da tarafımca karşılanmıştır. Okunan ifadelerdeki aleyhime olan hususları kabul etmiyorum, ben olay sonrasında Yunus Emre Devlet Hastanesi'ne müştekinin tedavi giderlerine ilişkin olarak yaklaşık 2.500,00 TL ödemede bulunmadım. Bu parayı ben hastaneye yatırmadım, bizzat müşteki ...'nin ismini bilmediğim ağabeyine elden teslim ettim. Yani bu parayı verdiğime dair elimde herhangi bir belge yoktur. Olay tarihinde ...'nin benim inşaatını yaptığım dava konusu yerde taşeron olarak çalıştığına dair tanıklarım Ahmet Günşen ve Ali Kibar'dır. Bunların adreslerini avukatım mahkemenize yazılı şekilde ibraz edecektir. Atılı suçlamayı kabul etmiyorum, olayda benim kusurum yoktu, suçsuzum beraatimi isterim mahkeme eğer suçlu olduğum kanaatine varır ise hakkımdaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını talep ederim müşteki hakkımdaki şikayetinden vazgeçerse buna rızam vardır, olay nedeni ile müştekiye belirttiğim gibi tedavi giderlerine karşılık olmak üzere 2.500,00 TL ödemede bulundum. Ek savunma için ek süre istemiyorum. Önceki savunmamı tekrar ederim, başkaca diyeceğim yoktur." şeklinde savunma yaptığı, ayrıca taraflar arasında uzlaşmanın gerçekleşmediği görülmüştür. 9.Sanık ...'a ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir. 10.Mahkemece, Hukuki Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyularak yapılan yargılamada; sanık hakkında basit yargılama usulü uygulanarak karar verildiği, ancak sanık müdafinin bu karara itiraz etmesi üzerine, genel hükümlere göre yargılama yapılıp karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Yerel Mahkeme kararında yapılan incelemede neticesinde olayın kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamıştır. A.Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden; 1. Eksik İnceleme İle Hüküm Kurulduğu Yönünden, Oluş, dosya kapsamı, sanığın savunması, katılanın beyanı ve tanık anlatımları, adli muayene raporları ile Olay ve Olgular başlığı altında açıklanan bilirkişi raporları karşısında Mahkemece, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık müdafiinin temyiz sebebi yerinde görülmemiştir. 2.Kusur Durumu Yönünden, Olay ve Olgular başlığı altında ayrıntılarına yer verilen bilirkişi raporlarının oluş ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, kusur durumunu kesin bir şekilde tespit ettiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık müdafinin temyiz sebebi yerinde görülmemiştir. 3.Tayin Edilen Ceza Yönünden, 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen neticenin ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak, asli kusurlu sanık hakkında belirlenen temel cezanın sonuca etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi gerektiğinden, teşdiden hüküm kurulması, oluş ve dosya kapsamına uygun görüldüğünden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık müdafinin temyiz sebebi yerinde görülmemiştir. 4. Savunma hakkının kısıtlandığı yönünden, 5271 sayılı Kanun'un “Delillerin tartışılması” başlıklı 216 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında; “Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir." düzenlemesi yer almaktadır. Bu hüküm uyarınca katılmış olduğu takdirde son söz mutlaka sanığa verilerek duruşma bitirilecektir. Ceza muhakemesinde sanığın en önemli haklarından biri de savunma hakkı olup, hazır bulunduğu oturumda son söz sanığa verilmeden hüküm kurulması, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır. İşbu dosyada, sanık müdafinin bozma ilamı öncesi yargılama aşamasında ve karar duruşmasında müdafiisi ile birlikte hazır bulunduğu, savunmasının alındığı ve ek savunma hakkının verildiği gözetildiğinde, bu hususta usul ve yasaya aykırı bir durum tespit edilmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık müdafinin temyiz sebebi yerinde görülmemiştir. B.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Eskişehir 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.07.2023 tarihli ve 2022/744 Esas, 2023/476 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.01.2024 tarihinde karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın