Esas No
E. 2022/410
Karar No
K. 2024/351
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ

T.C.

A N K A R A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ

22. H U K U K D A İ R E S İ

ESAS NO: 2022/410 (ESASTAN RET )
KARAR NO: 2024/351

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 09/12/2021

ESAS-KARAR NO : 2020/718 E - 2021/1006 K

KARAR TARİHİ: 02/04/2024
YAZILDIĞI TARİH: 30/04/2024

Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ

Davacı vekili, müvekkili şirket aleyhine davalı tarafça keşideci müvekkili şirket gözüken 25.12.2018 tanzim ve 30.04.2019 vade tarihli 70.000,00 TL bedelli bono alacağından kaynaklı kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirketin daha önceki yetkilisi olan şahsın, şirketi müvekkiline devrettikten sonra kötü niyetli olarak senedi düzenleyip davalı tarafa verdiğini ve bu şekilde şirketi zarara uğratma kastı ile hareket ettiğini düşündüklerini, zira takibe dayanak senedin altındaki imza incelendiğinde de bu imzanın müvekkili şirketin yetkilisi ...'a ait olmadığının açıkça görüleceğini, senette “nakden” ibaresinin de yazıldığı dikkate alındığında ve müvekkili şirketin defter ve kayıtları incelendiğinde de müvekkili şirketin davalıya hiçbir borcu olmadığının ortaya çıkacağını, müvekkili şirketin yetkilisi ... tarafından davalıya düzenlenip verilen herhangi bir senet olmadığı gibi müvekkili şirketin davalıya bir borcunun da bulunmadığını bildirerek, müvekkili şirketin, Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2019/37624 E. sayılı takibine dayanak 25.12.2018 düzenleme, 30.04.2019 vade tarihli 70.000,40 TL miktarlı bonodan kaynaklı herhangi bir borcunun olmadığının ve dolayısıyla icra dosyasına ilişkin borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline, davalının haksız ve kötü niyetli olarak müvekkili hakkında icra takibi yaptığı gözetilerek %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMANIN ÖZETİ

Davalı vekili, müvekkilinin davacı şirketten alacağına konu 25.12.2018 tanzim ve 30.04.2019 vade tarihli 70.000,00 TL bedelli kambiyo senedini ihtiyati haciz talepleri ile icra takibine konu edildiğini ve Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/218 D. İş sayılı ihtiyati haciz kararı ile Ankara 3. İcra Müdürlüğünün 2019/7667 E. sayılı icra takip dosyası ile işlem başlatıldığını, sonrasında davacı tarafça icra takibine ilişkin yetki itirazında bulunulduğunu ve Ankara 10. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/514 sayılı dosyadan icra takibini yetkisiz icra müdürlüğünde başlatıldığının kabulüne karar verildiğini ve icra dosyasının yapılan başvuru ile yetkili olan Ankara Balı İcra Müdürlüğünün 2019/37624 E. Sayılı dosyasından devam ettiğini, dava konusu kambiyo senedinden kaynaklanan borca ilişkin yaptıkları ihtiyati haciz kararına karşı davacı tarafça herhangi bir itirazda bulunulmadığını, davacı tarafça icra takibine de sadece yetki yönünden itiraz edildiğini, bu aşamada davacı tarafın borçlu olmadığına dair veya kambiyo senedi üzerindeki imzanın yetkisiz şirket ortağı tarafından atıldığına dair hiçbir itirazının olmadığını, haciz ve yakalama talepleri üzerine davacı tarafın 2 yıllık bir sürenin sonunda borçlu olmadığına dair bu davanın açıldığını, dava konusu kambiyo senedinin düzenlendiği tarihte bu şahsın şirket ortağı olduğunu ve davacı tarafça bu şahıs aleyhine şirketi zarara uğratmak iddiası ile herhangi bir hukuki işlem yapılmadığını, davacı tarafın bu iddialarının gerçeğe aykırı olduğunu ve işbu davanın kötü niyetli olarak müvekkili aleyhine açıldığının yapılacak bu araştırma ilç açık bir şekilde tespit edileceğini, huzurdaki menfi tespit konulu davada, dava konusu borcun olup olmadığı yönündeki iddianın ispat yükünün davacı taraf üzerinde olduğunu, ispat yükünün müvekkilinde olmaması ile birlikte, müvekkili ...'ın davacı şirkete 01.07.2017 tarihinden itibaren şirketin ... ilçesinde bulunan apart otel inşaatında şanliye şefi olarak işe başladığını, bu tarihten itibaren sigortasız olarak çalıştırıldığını, aylık ücreti şirket hesabından müvekkilinin banka hesabına yatırıldığını. ancak inşaat devam ederken davacı şirketin bir takım gide ve masrafları ödemekte zorlandığını, müvekkiline sözlü olarak bu bedellerin ödenmesini ve kendisine borçlu olunacağının talimatının verildiğini, birçok giderin müvekkili tarafından anlık olarak karşılandığını ve müvekkilinin yapmış olduğu masrafların bir bölümünün iadesinin de şirket yetkilisi tarafından müvekkiline ödendiğini, bu yapılan ödemeleri gösterir banka kayıtları ve şirketin yetkilileri ... ve diğer yetkilisi ve orlağı ... isimli kişilerle müvekkilinin whatsapp üzerinden yazışmaları bulunduğunu, bu yazışmalar incelendiğinde müvekkilinin tüm iyi niyetiyle şantiye işlerinin sekteye uğramaması personelin ihtiyaçlarının karşılanması, şirketin ödeme güçlüğüne düştüğü durumlarda şahsen üstlendiği harcamalar ve hatta ilerleyen aşamada kendi namına kredi çekmek suretiyle eksik işlerin tamamlanması gibi birçok hususta müvekkilinin göstermiş olduğu iyi niyetli yaklaşımlara karşı davacının işbu davayı kötüniyetle açtığını, müvekkilinin sigortasının davacı şirket tarafından yapılmadığını, müvekkiline ödenen maaş ve gider konulu ücret ve masrafların hangisi şirket defterlerine işlendiği sorusu olduğunu, davacı tarafın ticari delterine müvekkiline ödediği masraf ve maaşları işlemezken, işbu davadaki iddialarına dayanak olarak aynı deflerlerin gösterilmesinin hukuki açıdan kabul edilebilir bir durum olmadığını, davacı tarafın basiretli tacir olarak üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, eksik ve yasal yükümlülüklerine aykırı olarak yapmış olduğu işlemler neticesinde oluşan hukuksuz durumdan menfaat elde etmeye çalıştığını, müvekkilinin şirket adına bir takım ödemeleri yaptığını, bu ödemelerin bir kısmını iade aldığını ancak sonrasında davacı tarafça müvekkiline ödeme yapılmamaya başlandığını, günden güne alacağının artığı müvekkilinin parasını kurtarmak için daha fazla masraf yapmak zorunda bırakıldığını, hatta müvekkiline en son aşamada banka kredisi kullandırıldığını ve son olarak inşaattan bir daireyi müvekkiline vermeyi teklif edildiğini, ancak bu daire üzerinde başka hacizler olduğu gibi belirsiz ifadeler ileri sürüldüğünü ve son aşamada alacağın bir kısmına ilişkin dava konusu kambiyo senedinin müvekkiline verildiğini, kalan alacağında kısa sürede ödeneceğinin sözünün müvekkiline verildiğini beyan ederek, davacı tarafça ikame edilen haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ

Mahkemece, davacı yan dava dilekçesinde, takibe konu senet altındaki imzanın ...'a ait olmadığını, önceki şirket yetkilisi tarafından senedin tanzim edildiğini beyan ettiği, davacı yanın bu beyanı ile gelen kayıtlarda tanzim tarihi itibariyle şirket yetkilisinin ... ... olduğu hususu birlikte değerlendirildiğinde senedin ... ... tarafından düzenlenmiş olduğu ve senet altındaki imzanın da ... ...'na ait olacağı, ...'a ait olmadığı, davacı yanın beyanlarının da zımnen bu yönde olduğu anlaşılmakla itiraza uğrayan bir imza bulunmadığından imza incelemesi yapılması yönündeki ara karardan dönüldüğü, menfi tespit davalarında ispat yükünün kural olarak alacaklıda olduğu, ancak kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan borçlu olunmadığının ispat yükümlülüğünün davacı borçluya ait olduğu, davalı yan alacağın sebebine ilişkin bir takım açıklamalarda bulunmuş, bu açıklamaları ile ispat yükünün yer değiştirip değiştirmediğinin tartışılması gerektiği, dava konusu bonoda, davacının keşideci, davalının lehtar olduğu, bononun nakten düzenlendiği, davalı ...'ın, davacı şirkette şantiye şefi olarak çalıştığı dönemde şirketin ödemesi gereken masrafları tarafına geri ödenmesi karşılığında şirket adına ödediği, söz konusu senedin de bu borç ödemelerine binaen düzenlendiğini savunduğu, bu açıklamalara göre senedi talilin söz konusu olmayacağı (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2012/13967 Esas 2013/3233 Karar), bu nedenle ispat yükünün yer değiştirmeyeceği, senedin bedelsizliğini davacı yanın HMK'nın 200.maddesi uyarınca yazılı delille kanıtlaması gerektiği, bu nedenle bildirilen tanığın dinlenmediği, davacı yanın davalıya borcu bulunmadığına yönelik davacı şirket defter ve kayıtları üzerinde inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda, takibe konu çekin düzenlendiği tarihte, davacı şirketin yetkilisi ...'ın şirkette münferiden temsile yetkili olmadığı, dava dilekçesinde borçlu olmadığının tespiti talep edilen toplam 70.000,00 TL tutarındaki 1 adet çekin davacı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, dolayısıyla söz konusu çek nedeniyle davacı şirketin davalı ...'a borçlu olmadığının kabul edilmesi gerektiğinin rapor edildiği, iddia ve savunmalar ile dosyaya sunulu bulunan deliller birlikte değerlendirildiğinde; takibe konu senedin kambiyo vasfını haiz olduğu, kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan ve kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını içerdiğinden, senedin aksinin davacı tarafça aynı mahiyette yazılı delille kanıtlanması gerektiği, davacı tarafça bu yönde sunulmuş iddiasını ispata yarar bir delilin bulunmadığı, incelenen davacı defterlerinin lehine delil olarak kabul edilemeyeceği, davacı yanın iddiasını ispatlayamadığı, son olarak dava dilekçesinde dayanılan yemin delilinin davacı yana hatırlatıldığı, ancak davacı yanın yemin deliline başvurmayacağını beyan etmesi karşısında ispat edilemeyen DAVANIN REDDİNE karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili; Dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespit ve incelemeler değerlendirilmeden eksik inceleme sonucu karar verildiği, dava konusu senedin şirket kayıtlarında olmaması ve davalı alacaklı tarafın müvekkili şirketten herhangi bir alacağı olmadığı hususu bilirkişi raporunda da aynen belirtildiği, davanın kabulü gerektiği bildirilmiştir.

UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Dava konusu senetten dolayı davacı şirketin sorumluluğunun kapsam ve miktarı uyuşmazlık konusudur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Ankara Batı İcra Dairesinin 2019/37624 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; Davalı-... tarafından davacı- ... İnşaat Şirketi aleyhine 70.000,0TL bono 210,00 TL komisyon, 729,90 TL ihtiyati haciz vekalet, 785,34 TL işlemiş faiz 71.725,24TL toplam alacak için 25.12.2018 tarih ve 70.000,00 TL miktarlı senede dayalı 31.01.2020 tarihinde kambiyo takibi yapıldığı anlaşılmaktadır. Takibe konu senedin incelenmesinde 25.12.2018 keşide tarihli keşidecisi ... İnşaat 30.04.2019 vade tarihli, 70.000,00TL tutarlı, nakten ibareli olup, lehtarın ... olduğu görülmüştür.

Ankara Ticaret Odasının 16.04.2021 tarihli yazısından ... İnşaat Limited Şirketi'nin 15.12.2016 tarihinde kurulduğu, kuruluş tarihinden itibaren 30 yıl süreyle ... ...'nun münferiden temsile yetkili olduğu, 05.03.2019 tarihli karara göre ... ...'nun yetkileri iptal edilerek 30 yıl süreyle ...'ın münferiden temsile yetkili kılındığı, 01.10.2020 tarihli karara göre de ...'ın yetkileri iptal edilerek aksi karar alınıncaya kadar ...'nün münferiden temsile yetkili kılındığı bildirilmiştir.

Mahkemece alınan bilirkişi raporunda; dosyaya itiraz edilen davalı vekili tarafından sunulan davacı şirketin yetkilileri ... ortağı ... ile davalı ... arasında geçen whatsapp yazışmaları değerlendirilmiş dava konusu senetten kaynaklanan alacakla ilgili bir yazışmanın olmadığı belirtilerek davacı defterlerinde dava konusu senelere rastlanmadığı, takibin ilk olarak Ankara 3. İcra Müdürlüğü'nün 2019/7667 esas sayılı icra takip dosyası ile başlatıldığı yetki itirazı üzerine de 2019/ 37624 Ankara Batı İcra Müdürlüğünün dosyasında devam edildiği belirtilerek sonuçta takibe konu çekin düzenlendiği tarihte davacı şirketin yetkilisi ...'ın şirkette münferiden temsile yetkili olmadığı, dava konusu senedin davacı defterinde kayıtlı olmadığı, senet nedeniyle davalı ...'a borçlu olmadığının kabulü gerektiği bildirilmiştir. Dava dilekçesinde Davacı yemin delilini bildirmiştir. Mahkemece hatırlatılması üzerine yemin deliline başvurmayacağını belirtmiştir.

Buna göre Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına ve özellikle senedin ... tarafından düzenlendiği, senedin keşide tarihinde şirketin yetkilisi olduğu, davacının, senedin şirketi zarara uğratmak için davalı tarafça sonradan düzenlendiği iddiasını kanıtlayamamasına göre ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1.b.1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2.Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9‬0 TL harcın istinaf eden davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,

3.İstinaf eden tarafından yapılan istinaf posta giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4.İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

5.HMK'nin 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,

6.Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, HMK'nin 362/1.a maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda kesin olmak üzere 02/04/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Katip ...

(e-imzalıdır)

NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.

"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.