Esas No
E. 2008/9851
Karar No
K. 2010/5376
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

11. Hukuk Dairesi         2008/9851 E.  ,  2010/5376 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

BİRLEŞEN DAVA : İstanbul Asliye 4.Ticaret Mahkemesinin 2001/436 E. sayılı dosyası BİRLEŞEN DAVA :İstanbul Asliye 7.Ticaret Mahkemesinin1998/1474 E.sayılı dosyası

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.07.2007 tarih ve 2003/187-2007/142 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 04.05.2010 gününde davacı-karşı davalı avukatı ...ile davalı-karşı davacı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin 20.11.1997 tarihli sözleşmeyle davalı şirkete üç yıl süreyle bağlı olarak bu sürede sözleşmeden önce yapılan “Usul Usul” isimli albüm de dahil olmak üzere üç adet müzik yapımını seslendirmeyi davalının baskısı ile düşürüldüğü müzayaka sonucu kabul etmek zorunda kaldığını, sözleşmenin 6. madde ile basılmış-yayımlanmış eserlerden net kârın %40.ının müvekkiline ödeneceğinin kararlaştırıldığını, “Usul Usul” adlı albümden dolayı ödenmesi gereken (48.000.000.000) liranın ihtara rağmen ödenmediğini, sözleşme süresince davalının yapımını üstlendiği üç albümle ilgili olarak taahhüt edilen reklam filmi ve kliplerle ilgili edimlerin de yerine getirilmediğini, bunun üzerine müvekkilince 10.02.1998 tarihli ihtarnameyle feshedildiğini bildirerek, şimdilik anılan albümün net karından müvekkilinin payına düşen (40.000.000.000) TL.nın fesih tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini ve sözleşmenin feshiyle geçersizliğinin tespitini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, feshe dayanak gösterilen gabin koşullarının bulunmadığını, taraflar arasındaki eylemli ilişkinin 1995 yılına dayandığını, müvekkilince davacının eski yapımcısına fesih karşılığı (45.000) USD ödendiğini ve davacının satın aldığı daire ön ödemelerinin müvekkilince yapıldığını, davacının tek yanlı feshettiği sözleşmeye dayanarak talepte bulunamayacağı, fesih için BK.nun 106. maddesinin aradığı koşulların bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddini istemiş, karşılık davada ise sözleşmenin haksız ve tek yanlı feshinden dolayı sözleşmenin 8. madde ile kararlaştırılan (250.000) USD cezai şart ve (20.000.000.000) TL. manevi tazminatın karşı davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Birleştirilen İstanbul 4. Ticaret Mahkemesi’nin 2001/436 sayılı davasında davacı N. Tokyürek vekili bakiye (28.396.000.000) TL. tazminatın tahsilini, İstanbul 7. Ticaret Mahkemesi’nin 1998/1474 sayılı davasında ise, yapımı taahhüt edilip de gerçekleştirilemeyen eserlerden dolayı zarara uğranıldığını ileri sürerek, (10.000.000.000) TL. tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece, davacının davalının yapımını ve dağıtımını gerçekleştirdiği “Usul Usul” adlı yapımdan sağlanan net karın %40’ına tekabül eden (68.396.000.000) Tl.lik isteminde haklı olduğu, birleştirilen 1998/1474 sayılı davaya konu isteminde bu kalem kalmasından dolayı mükerrer nitelik taşıdığı, karşılık davacının edimini ifa etmeyerek diğer tarafın BK’nun 21. maddesi çerçevesinde sözleşmeyi haklı nedenle feshetmesine yol açtığından karşılık davanın dayanaksız olduğu gerekçesiyle asıl ve birleştirilen 2001/436 sayılı davanın kabulüne, birleştirilen 1998/1474 sayılı dava ile karşılık davanın reddine dair verilen kararın davalı-k.davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2002-4947 E,8169 K sayılı ilamıyla ilamda yer alan gerekçelerle bozulmuş,mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda asıl davada istemin sözleşmeyle öngörülen telif bedelinin ödenmemesi ve gabin nedeniyle sözleşmenin feshi ile satış bedellerinden ödenmeyen payın ödenmesi,karşı davada ise davacının sözleşmenin 8.maddesine dayanarak sözleşmeyi haksız feshi nedeniyle cezai şart talebine ilişkin olduğu,somut olayda gabinin koşullarının oluşmadığı,sözleşmede öngörülen ödemelerle ilgili olarak ihtarda tanınan (7)günlük sürenin sözleşmenin 6.maddesi gözetildiğinde makul bir süre olmadığı,böylece davacının haklı neden olmaksızın tek taraflı feshi ihbarda bulunarak sözleşmeye aykırı davrandığı,sözleşmenin haksız feshi nedeniyle 8.maddede öngörülen cezai şartı ödemek zorunda olduğu,ancak davacının tacir olmayıp öngörülen cezai şart fahiş olduğundan BK’nun 161/son maddesi gereğince davacının ekonomik durumu ve tarafların yükümlülükleri gözetildiğinde 25.000 USD cezai şartın yerinde bulunduğu,davacı alacağının ise 68.396 YTL olarak belirlendiği gerekçeleriyle,asıl dava yönünden (40.000)YTL’nin cevabi ihtar tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline,diğer istemlerin reddine,Karşı dava yönünden davanın kısmen kabulü ile 25.000 USD cezai şartın davacı-k.davalıdan tahsiline,alacağa karşı dava tarihinden itibaren reeskont faizi yürütülmesine,birleşen 2001/436 E sayılı davanın kabulü ile 28.396 YTL tazminatın cevabi ihtar tarihinden itibaren reeskont faiziyle tahsiline,birleşen 1998/1474 E.sayılı davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve 17.03.1998 tarihli Şamdan Dergisi' ndeki açıklamaların davacı-karşı davalı ...' in vekili tarafından yapılması nedeniyle karşı davadaki manevi tazminat isteminin reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerindedir.

2.Asıl ve birleşen davalar yönünden hükmedilen tazminat miktarlarına ilişkin temerrüt faizi başlangıç tarihlerinin 17.02.1998 olması gerekirken asıl ve birleşen davaya ilişkin kararın hüküm fıkrasında 17.02.1988 olarak belirtilmesi doğru olmadığından davalı-karşı davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazının kabulü gerekir.

Öte yandan, karşı dava yönünden hükmedilen 25.000 USD cezai şartın 26.03.1998 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının USD cinsinden yabancı para ile açılmış bir yıllık vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, dava konusu miktara reeskont faizi yürütülmesine şeklinde karar verilmesi de isabetsiz olup davacı-karşı davalı vekilininde bu hususa yönelik temyiz itirazının kabulü gerekir. Ancak, her ne kadar kararın bu bentte açıklanan nedenler bakımından taraflar yararına ayrı ayrı bozulması gerekirse de, bu hususlarda yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından HUMK' nun 438/7.maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın hüküm fıkrasında asıl davaya ilişkin ikinci bentte ve yine birleşen 2001/436 Esas sayılı davaya ilişkin birinci bentte yer alan "17.02.1988" tarihinin her iki hüküm fıkrasından da çıkartılarak yerlerine "17.02.1998" yazılmak suretiyle ve karşı davaya ilişkin hüküm fıkrasının birinci bendindeki "reeskont faizi" ibaresinin de çıkartılarak yerine "3095 Sayılı Yasa' nın 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının USD cinsinden yabancı para ile açılmış bir yıllık vadeli mevduat hesabına uyguladığı en yüksek faiz oranının" kelimelerinin eklenilmesi suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, takdir edilen 750,00 TL vekalet ücretinin her iki taraftan alınarak yekdiğerine verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 06.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
ONANMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk K436 md.8 K1474 md.21
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.