Esas No
E. 2019/603
Karar No
K. 2023/512
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Cinsel Suçlar

Ceza Genel Kurulu         2019/603 E.  ,  2023/512 K.

"İçtihat Metni"

YARGITAY DAİRESİ : (Kapatılan) 14. Ceza Dairesi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza

SAYISI: 272-297

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Çocuğun cinsel istismarı suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-1.cümle, 43/1, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Burdur Ağır Ceza Mahkemesince verilen 21.12.2017 tarihli ve 54-342 sayılı hükmün, katılan mağdure vekili, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ve sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince 21.03.2018 tarih ve 435-430 sayı ile dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda istinaf başvurusunun TCK'nın 53. maddesi yönünden düzeltilerek esastan reddine karar verilmiş, anılan kararın da katılan mağdure vekili, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 26.03.2019 tarih, 8518-8471 sayı ve oy çokluğu ile; "Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurenin yan delillerle desteklenmeyen soyut ve aşamalarda çelişen beyanları, sanığın istikrarlı savunmaları ve tanık beyanları ile adli raporlar ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, sanığın üzerine atılı suçu işlediği hususunda cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek, 5271 sayılı CMK'nın 230/1-b. maddesine uygun düşmeyen gerekçeyle kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine yazılı şekilde düzeltilerek esastan reddine karar verilmesi suretiyle aynı Kanunun 289/1-g. maddesine muhalefet edilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

Daire Üyesi E.Yüzer; "...Dava konusu cinsel istismar olayının gerçekleştiği yaklaşık dört yıllık zaman diliminde mağdure, halasının oğlu olan sanık ...’in ailesi ile beraber oturduğu evde yaşamakta olup, mağdurenin bakımı ve eğitimi sanık ile ailesi tarafından karşılanmaktadır. He ne kadar sanık ile mağdurenin aileleri reddetmiş olsa da mağdurenin sanık ... ile evlendirilmek üzere bu eve gönderildiği, bununla beraber sanık ile mağdurenin aynı odada uyudukları mağdurenin istikrarlı beyanları ve sanığın ikrarı ile sabittir.

Mağdurenin sanıkla yaşadığı evden ayrılarak köye gittiği ve intikal tarihinde sanığın mağdureyi eve dönmesi için zorlaması üzerine o eve geri dönmek istemeyen mağdurenin sinir krizi geçirerek başından geçen cinsel istismar eylemleri yanında bulunan tanıklara anlatması sonucu olayların ortaya çıktığı anlaşılmıştır. Mağdurenin yaşının küçüklüğü, dosyaya da yansıdığı gibi kendi ailesinin ekonomik durumunun mağdureye bakamayacak kadar zayıf oluşu, bakım ve eğitim masraflarının sanık ve ailesi tarafından karşılanıyor olması, sanık ... ile evlendirilmek amacı ile baskı ve zorla rızası dışında sanığın evine on iki yaşında yerleştirilmesi ve dört yıl boyunca aynı odada uyumak ve sanığın istismar eylemlerine maruz kalmak suretiyle bu şekilde yaşaması, mevcut beyanlardan anlaşılacağı üzere bu süreçte psikolojik tedavi görmesi, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında psikolog ve vekili huzurunda alınan beyanlarının birbiri ile çelişmediği ve değişmediği, tutarlı olduğu, mağdurenin sanığa yönelik iftirada bulunmasını ve kendisinin cinsel istismar mağduru olduğunu göstermesini gerektirecek herhangi bir somut delilin bulanmadığı, bu sebeplerle mağdurenin bu samimi anlatımlarına itibar edilmesi gerektiği, sanığın savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, mağdure beyanları, tanık anlatımları, sanık savunması ve tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanığın mağdureye karşı zincirleme şekilde basit cinsel istismar eylemlerinde bulunduğu gözetilerek cezalandırılmasına ilişkin mahalli mahkeme kararını isabetli bulduğumdan sayın çoğunluğun kararına iştirak etmemekteyim." görüşüyle karşı oy kullanmıştır.

Yerel Mahkeme ise 23.05.2019 tarih ve 272-297 sayı ile; "...Dosya içeriğinde bozma kapsamı dışında kalan sanıkların beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde mağdurenin henüz 13 yaşındayken sanık ... ile evlendirilmek üzere mağdurenin herhangi bir şekilde onayı olmaksızın anlaştıkları ve çok yakın oturan iki ailenin mağdureyi sanık ve ailesinin yanında kalması konusunda baskı yaparak mağdureyi sanık ile aynı evde yaşamaya zorladıkları anlaşılmaktadır.

Her ne kadar sanık savunmalarında mağdureye yardım etmek için ve onu okutmak için evde bulundurduğunu söylese de; her iki aile yakın akraba olup ikamet ettikleri adresler çok yakındır. Ekonomik olarak zor durumda bulunan mağdureyi sadece okutma ve ona yardım etme iradesi ile davranılmış olması halinde mağdurenin kendi evinde kalarak okuması sağlanırdı. Yine evden ayrılan mağdurenin eşyalarının ve ona alınan telefonun yakılıp geri alınmasına yönelik tehdit de, yine mağdure üzerinde bir hakimiyet ve sahiplik iradesi ile hareket edildiğini açıkça göstermektedir. Mağdure ile evlenebilme karşılığında mağdurenin ailesine para verilmiş olduğunun beyanlarla sabit olduğu da dikkate alındığında sanıktaki bu sahiplik psikolojisinin yardım etmeye yönelik değil, evlenmeye yönelik olduğu anlaşılacaktır.

Resmi olarak evlenebilmek amacıyla mağdurenin yaşının büyümesi beklendiğine göre bu durumda, sanık ile aynı evde kalan mağdurenin bu süre zarfında tek başına ve sanığın herhangi bir teması olmaksızın yaşamış olması hayatın olağan akışına uygun düşmemektedir. Kendisinden çok küçük yaştaki bir kız ile evlenmek için ailesine para veren ve onu kendi evinde konaklamaya zorlayan sanığın mağdurenin anlatımlarına uygun şekilde cinsel eylemlerde bulunduğu kabul edilmelidir.

Mağdure tutarlı beyanlarda bulunmuştur, Bu tutarlılık olgusunu yaşı büyük, özgür ve eğitimini tamamlamış bireylerden beklenen tutarlılıkla bir tutmamamız gerekir. Henüz 13 yaşından itibaren ailesinin zorlaması ve baskısı ile kendisinden çok büyük bir akrabası ile evlenmeye zorlanan ve bu amaçla onunla aynı evde yaşamaya zorunda bırakılan, bu şekilde uğradığı baskıdan kaçarak teyzesine sığınan ve bu tramva sonrasında anlattığı beyanlar nedeniyle tutarlılık dikkate alınmalıdır. Bu durumda bazı ayrıntılarda farklılıklar olması doğaldır. Mağdurenin mahkeme aşamasındaki beyanlarına her ne kadar itibar edilmemiş ise de, bu anlatımların gerçekleşmediğine yönelik bir mahkeme tesbiti de bulunmamaktadır, bu beyanlara yönelik olarak mahkemece yeterli kanaat oluşmamıştır. Yani şüphede kalınmıştır. Bu nedenle de mahkemece bu beyanlara yönelik mahkumiyet hükmü kurulmamıştır. Ancak sanıkların önce inkar ettikleri ancak mahkeme beyanlarında tevil yollu olarak ve birbirleri ile çelişerek ikrar ettikleri üzere mağdurenin sanık ile aynı evde yaşama gerekçesi evlendirilmedir. Evlilik beraberinde cinsel bir özgürlük te getirdiğine ve mağdureyi kendi evine getirip, onun üzerinde sahiplik psikolojisi taşıyan sanığın isnat edilen cinsel eylemleri gerçekleştirdiği ve bu konudaki mağdure beyanlarının doğru olduğu kabul edilmelidir..." şeklindeki gerekçeyle bozma kararına direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir.

Bu kararın da katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15.07.2019 tarihli ve 68437 sayılı onama istekli tebliğnamesi ile dosya 6763 sayılı Kanun'un 36. maddesi ile değişik CMK’nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 13.11.2019 tarih ve 6810-12412 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

II. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU

Yerel Mahkemece inceleme dışı sanıklar ..., ..., ...ve ... hakkında çocuğun cinsel istismarı suçuna yardım ile sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik istinaf istemi esastan reddedilmek suretiyle, aynı inceleme dışı sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna yardım etmeden verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları ise itiraz edilmeksizin kesinleşmiş olup direnmenin kapsamına göre inceleme sanık hakkındaki çocuğun cinsel istismarı suçundan verilen mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın mağdureye yönelik eyleminin sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

24.01.2017 tarihinde adli tıp uzmanınca düzenlenen rapora göre; katılan mağdurede darp cebir izine rastlanmadığı, hymenin intakt olup duhule müsait olmadığı, bu kapsamda katılan mağdurenin bakire olduğu, fiili livatanın maddi delillerinin bulunmadığı, ancak rıza veya kayganlaştırıcı madde kullanımı durumunda bulgu oluşmadan da fiili livatanın gerçekleşebileceği,

31.07.2017 tarihinde Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunca düzenlenen raporda; katılan mağdurenin yapılan muayenesinde; kaçınma ağırlıklı travma sonrası stres bozukluğu belirlendiğinin, beyanlarına itibar edilmesine engel teşkil edecek mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı ya da zekâ geriliği tespit edilmediğinin, dolayısıyla Ocak 2013-Ocak 2017 tarihleri arasında mağduru bulunduğu iddia edilen olay ile ilgili beyanlarına itibar edilebileceğinin belirtildiği,

28.06.2010 tarihli duruşmada katılan mağdurenin beyanının alınması sırasında hazır bulunan psikolog bilirkişinin; fiziki ve zihinsel gelişimi yaşıyla uyumlu olan katılan mağdurenin beyanlarına itibar edilebileceğini öne sürdüğü,

Katılan mağdure tarafından sunulan "Beyanlarımın sunulmasıdır." başlıklı ve yazı işleri müdürü tarafından 20.05.2019 tarihinde havale edilen dilekçede özetle; sanığın, 8-9 yaşından beri cinsel organını eline vererek kendisinden okşamasını isteyerek cinsel eylemlerde bulunduğunu, yaklaşık bir ay kadar sonra karnı acıkmış bir şekilde okuldan geldiği bir gün öğleden sonra evde olmayan annesinin halasında olduğunu düşünerek sanıkların evine gittiğini, sanığın kendisini içeriye çekerek ensesinden öptüğünü, arka tarafına sürttüğü cinsel organını anal bölgesine sokmaya başladığını, tamamını sokup sokmadığını hatırlayamadığını, ancak acı çektiğini ve kanamasının olduğunu, 2013 yılında ise sanık ve ailesinin evinde kalmaya başladığı günden başlayarak sanık tarafından anal ve oral yönden organ sokmak suretiyle cinsel istismara uğradığını, bu durumun çok kez tekrarlandığını, yine evde kimsenin olmadığı zamanlarda inceleme dışı sanık ...'in de kendisine porno film seyrettirip cinsel içerikli kitaplar okuttuğunu, hatta sanık ile evlense dahi başka bir ev kiralayacağını ve söz konusu eylemlerine orada devam edeceğine ilişkin planlar yaptığını bildiğini, yine sanık ve inceleme dışı sanık ... hakkında vücut yapıları hususunda ayrıntılı bilgi vererek bir uzman tarafından bu hususun teyit edilmesi talebinde bulunduğu, Anlaşılmaktadır.

Katılan mağdure kollukta: lise öğrencisi olduğunu, 2013 yılı kış aylarından itibaren sanık ile birlikte yaşadıklarını, o tarihte ilköğretim 7. sınıf öğrencisi olduğunu, 2012 yılı Kasım ayının 14'ünde annesi inceleme dışı sanık ...’nin, kendisine sanık ... ile cinsel ilişkiye girdiğine yönelik iftira attığını, bunun üzerine halası olan inceleme dışı sanık ...'nin ve ...'nin eşi inceleme dışı sanık ...'in, kendisini oğulları olan sanıkla evlendirmek amacıyla istediklerini, annesinin bu evlilik karşılığı 27.000 TL para istediğini, sanığın ailesinin bu parayı kabul ettiğini ve 2- 3 gün sanık ve ailesinin evinde rızası dışında yaşamaya başladığını, 2013 yılında sanığın evde kimse yokken zor kullanarak cinsel organını cinsel organına sürttüğünü, bu ilişkinin defalarca yaşandığını ancak hepsinde sadece sürtünme yoluyla ilişkiye girdiklerini, sanığın zaman zaman anal yönden cinsel ilişkiye girmek istediğini söylediğini, ancak bu teklifi kabul etmediğini, 2013 yılı itibarıyla sanık ve ailesi ile birlikte yaşadıklarını ve kendisinin okula devam ettiğini, ancak psikolojik olarak yıprandığından dolayı tıbbi destek aldığını, 21.01.2017 tarihinde tek başına, sanığın rızası olmaksızın köye gittiğini, köyde dedesinin evinde teyzesi tanık Hacer ve eniştesi tanık ... ile birlikte otururlarken sanığın ev telefonundan kendisini aradığını ve köye gitmesine kızarak; "Bütün eşyaları yaktım, ayrıca annene vermiş olduğumuz 27.000 TL sizden alacağım." dediğini, buna çok sinirlendiğini ve telefonu yere fırlattığını, bu sırada teyzesi ve eniştesinin polise gitme teklifi üzerine önce psikiyatriste gitmek istediğini ifade ettiğini, psikiyatristin kendilerini zaten polise yönlendireceğini bildiğini ve bu şekilde olayın intikalini gerçekleştirdiklerini,

Savcılıkta 03.07.2017 tarihinde; 9-10 yaşlarında sanık ve inceleme dışı sanık ...'in, kendisine yönelik cinsel eylemlerde bulunduklarını, bu olayların 2013 yılına kadar sürdüğünü, 2013 yılından sonra yaşanan olaylara ilişkin dava açıldığını, 9-10 yaşlarındayken sanığın evin bahçesinde bulunan tuğla yığınlarının arkasında bulundukları sırada bir eliyle cinsel organına ve göğüslerine dokunurken bir eliyle de kendi cinsel organıyla oynadığını, evde bulundukları sırada ise her ikisinin de kıyafetlerini çıkarttıklarını, sanığın, kendisini ne şekilde ikna ettiğini hatırlayamadığını ancak anne ve babasına söyleyeceği yönünde tehdit ettiğini anımsadığını, ev içerisindeyken sanığın cinsel organını, kendisinin cinsel organına sürttüğünü ve cinsel organını ağzına soktuğunu, bu olayların 2013 yılına kadar sürdüğünü, bu zamana kadar korktuğundan dolayı bu olayları anlatamadığını, ayrıca bazı şeylerin aklına sonradan geldiğini ve bu nedenle şimdi anlatabildiğini,

Mahkemede; 12 yaşındayken annesi tarafından sanık ile cinsel ilişki yaşadığı hususunda iftiraya uğradığını ve bu olayın duyulması üzerine sanığın babası inceleme dışı sanık ...'in, kendisini ailesinden istediğini, bunun üzerine sanık ve ailesinin evinde kalmaya başladığını, sanık ile aynı odada kaldıkları dönemde sanığın kendisine yönelik cinsel istismarda bulunduğunu,

İnceleme dışı sanık ... kollukta ve savcılıkta; yaklaşık 3 yıl kadar önce oğlu olan sanıkla evlendirmek amacıyla katılan mağdureyi ailesinden istediklerini, hem katılan mağdurenin hem de annesinin bunu kabul ettiklerini, düğünün katılan mağdurenin 18 yaşına geldiğinde olmasını kararlaştırdıklarını, katılan mağdurenin ailesinin kendilerinden herhangi bir para talebinde bulunmadıklarını, ardından katılan mağdurenin evlerine gelerek kendileriyle birlikte yaşamaya başladığını, sanık ile katılan mağdurenin cinsel anlamda bir şey yaşayıp yaşamadıklarını bilmediğini, katılan mağdure ve sanığın ayrı odalarda kaldıklarını, Mahkemede; ne kız istediğini ne de başka bir şey yaptığını, ailesinin maddi yönden zor durumda olması sebebiyle katılan mağdurenin kendileriyle aynı evde kaldığını, bu konuda kendisini kesinlikle zorlamadıklarını, katılan mağdurenin ayrı bir odada tek başına kaldığını,

15.06.2017 tarihli celsede ise; katılan mağdure büyüyünce sanık ile evlendireceğine ilişkin herhangi bir şey söylemediğini,

İnceleme dışı sanık ... kollukta; kızı olan katılan mağdureyi, eşinin ablası olan inceleme dışı sanık ...'nin oğlu olan sanıkla evlendirmek amacıyla istediğini, herkesin rıza göstermesi üzerine katılan mağdurenin sanık ve ailesinin evinde kalmaya başladığını, aralarında söz kestiklerini ancak yüzük takmadıklarını, dini nikâh kıymadıklarını ve mağdure 18 yaşına girince düğün yapacaklarını, sanık ve ailesinden herhangi bir para talebinin olmadığını, zaten kendilerinin mağdurenin tüm masraflarını karşılamayı kabul ettiklerini, sanığın ailesiyle evlerinin çok yakın olduğunu ve katılan mağdurenin de ara ara kendilerinin yanına gelip gittiğini, katılan mağdurenin sanığın kendisine yönelik cinsel istismarda bulunduğuna ilişkin bir şey söylemediğini, katılan mağdurenin 2016 yılından itibaren psikolojik tedavi gördüğünü ancak bu duruma nasıl geldiği hususunda bir bilgisinin bulunmadığını, 21.01.2017 tarihinde katılan mağdurenin sanıktan izin almadan köye gittiğini, sanığın, kendisinin yanında katılan mağdureyi telefon ile arayarak gelmediği takdirde eşyasını yakacağını söylediğini, sanığın telefonu kapattıktan sonra kendisine; "Şimdiye kadar kızına 30 bin TL para harcadım." dediğini,

Mahkemede; katılan mağdure ve sanığa söz kesmediklerini, sadece ailelerin birbirlerine yardımcı olduklarını, katılan mağdurenin kendi evinde kalmak istemediğini, katılan mağdureyle aralarında evlilik hususunda bir konuşma geçmediğini, yine katılan mağdurenin sanık ve ailesinin evinde tek başına bir odada kaldığını ve cinsel bir eyleme maruz kaldığına ilişkin kendisine bir şey söylemediğini, mağdurenin iftira attığını, psikolojisinin bozuk olduğunu, sanığın ailesinin mağdureyi istediğini ancak kendilerinden kesinlikle para almadığını, bununla birlikte sanığın ailesi ile zaman zaman birbirlerinden ödünç para alıp verdiklerini,

15.06.2017 tarihli celsede ise; kendisinin katılan mağdureyle geçinemediğini, katılan mağdureyi sanık ve ailesinin evine gitmeme hususunda çok uyardığını, ancak mağdurenin söz dinlemeyerek orayı seçtiğini, sanık ve ailesinin evinde özürlü bir çocuk bulunduğunu ve katılan mağdurenin bu durumdan rahatsız olması sebebiyle sürekli oda kapısını kilitli tuttuğunu, inceleme dışı sanık ...'nin, katılan mağdure büyüdüğünde onu oğlu sanıkla evlendirmek istediğini kendisine söylediğini,

İnceleme dışı sanık ... kollukta; kızı olan katılan mağdurenin eğitim masraflarını karşılayamaz hâle geldiğini, ablası inceleme dışı sanık ...'nin kendilerine para yardımında bulunduğunu, 2013 yılı Ocak ayından beri katılan mağdurenin, sanığın ailesinin evinde kaldığını, bazı zamanlar kendi evine de geldiğini, evlenme hususuna ilişkin bir bilgisinin olmadığını ve ne yaşandığını bilmediğini,

Mahkemede; maddi durumlarının zayıf olması sebebiyle katılan mağdureye bakamadıklarını, katılan mağdurenin sanık ve ailesinin evinde ayrı bir odada kaldığını, katılan mağdureyle sanık arasında herhangi bir söz veya nişan olayı olmadığını, sanığın ailesinin kendilerine ödünç para yardımında bulunduğunu, mağdurenin psikolojisinin bozuk olduğunu ve sanığa iftira attığını,

15.06.2017 tarihli celsede ise; katılan mağdure ve sanığın ayrı odalarda kaldıklarını, katılan mağdurenin sürekli olarak kapıyı kilitli tuttuğunu, kendisi gittiğinde dahi kapıyı açmadığını,

Inceleme dışı sanık ... kollukta; 2012 yılında katılan mağdurenin annesi olan inceleme dışı sanık ...'ye; katılan mağdureyi oğlu olan sanık ile evlendirmek amacıyla istediğini, katılan mağdureyle sanığı yaşları geldiğinde evlendireceklerini ve o zamana kadar katılan mağdurenin tüm masraflarını karşılayacaklarını söylediğini, bunun üzerine inceleme dışı sanık ...’nin, eşi olan inceleme dışı sanık ... ile görüştüğünü ve bu hususta anlaştıklarını, bunun üzerine katılan mağdurenin kendileriyle birlikte yaşamaya başladığını, katılan mağdurenin ailesinin bu hususta herhangi bir para talebinin olmadığını, söz kesmediklerini, nişan yapmadıklarını ve dini nikâh kıymadıklarını, katılan mağdurenin de sanık ile evlenmeyi kabul ettiğini, katılan mağdurenin psikolojik tedavi gördüğünü ancak bunun nedenini bilmediğini, katılan mağdurenin 21.01.2017 tarihinde anneannesinin yanına köye gittiğini ancak kendilerinin ve sanığın buna izin vermediklerini, bunun üzerine sanığın katılan mağdureyi arayarak gelmediği takdirde eşyasını yakacağını söylediğini,

Mahkemede; katılan mağdure ile sanık arasında cinsel bir olay yaşanmadığını, adı geçenlerin hiçbir zaman yalnız kalmadıklarını, katılan mağdurenin psikolojisinin bozuk olduğunu, bu nedenle bu iddialarda bulunduğunu, öğretmenlerinin de katılan mağdurenin psikolojisinin bozuk olduğunu ve onu zapt edemediklerini söylediklerini,

Tanık ... kollukta; yeğeni olan katılan mağdurenin, 23.01.2017 tarihinde birlikte otururlarken telefonla konuştuğu sırada telefonunu yere çarparak kapıya tekme vurup ağlamaya başladığını, bunun üzerine eşi tanık ... ile katılan mağdureyi sakinleştirmeye çalıştıklarını, katılan mağdurenin yaklaşık 4 yıl kadar önce annesi tarafından 27.000 TL karşılığında sanıkla evlendirilmek üzere satıldığını ve 2013 yılından bu zamana kadar sanığın ailesinin evinde yaşadığını, katılan mağdurenin; sanığın, kendisini rızası dışında birçok kez cinsel yönden istismar ettiğini ve sanıktan çok korktuğunu söylemesi üzerine katılan mağdureye polise gitme teklifinde bulunduklarını, Mahkemede; katılan mağdurenin ağlayarak sanığın kendisine hitaben; "Seni anneannenlerin evinden almaya geleceğim. Sen benimsin." şeklinde sözler söylediğini anlattığını,

Tanık ... ... kollukta; eşinin kuzeni olan katılan mağdureyle 23.01.2017 tarihinde birlikte otururlarken katılan mağdurenin telefonla konuştuğunı, ardından telefonu yere çarparak kapıya tekme vurup ağlamaya başladığını, bunun üzerine mağdureyi sakinleştirmeye çalıştıklarını, katılan mağdurenin; yaklaşık 4 yıl kadar önce annesi tarafından 27.000 TL karşılığında sanıkla evlendirilmek amacıyla satıldığını ve 2013 yılından bu zamana kadar sanığın ailesinin evinde yaşadığını, sanığın, kendisini birçok kez cinsel yönden istismar ettiğini, sanıktan çok korktuğunu söylemesi üzerine katılan mağdureye polise gitme teklifinde bulunduklarını,

Tanık ...; sanıkla komşu olduğunu, katılan mağdurenin anormal bir insan olduğunu, sürekli olarak sanığın evinde olduğunu ve zorla burada kaldığına ilişkin bir şeye şahit olmadığını, katılan mağdurenin her gün okula gidip geldiğini, evlilik konusunda bir şey duymadığını, sanık ve katılan mağdurenin karı koca ilişkisine ilişkin bir şeye şahit olmadığını, Tanık ...; sanıkla komşu olduğunu, aynı zamanda sanığın ailesinin evinde inşaat işi yaptığını, katılan mağdurenin sanık ve ailesinin evinde zorla tutulduğuna ilişkin bir şeye şahit olmadığını,

Tanık ...; ... isimli bir kişi tarafından rahatsız edilip elinin kesilmesi sebebiyle katılan mağdurenin doktoruna halası olan inceleme dışı sanık ...'nin evinde kalmak istediğini söylediğini, bu olay nedeniyle katılan mağdurenin psikolojisinin bozulduğunu, evlenme olayına ilişkin bir bilgisinin bulunmadığını, Beyan etmişlerdir.

Sanık kollukta; dayısının kızı olan katılan mağdureyle evlerinin karşılıklı olduğunu, inceleme dışı sanık ...'nin, katılan mağdurenin eğitim masraflarını karşılayamadığını kendisine söylemesi üzerine bu masrafları karşılayabileceğini söyleyerek katılan mağdurenin kendilerinin evinde kalmasını teklif ettiğini, bunun üzerine 2013 yılı kış ayında katılan mağdurenin kendilerinde kalmaya başladığını, bu sırada anne ve babasına katılan mağdureyi istemelerini söylediğini ve katılan mağdurenin de rızasını alarak kendisiyle evlenmeye karar verdiklerini, ancak düğün için katılan mağdurenin yaşını bekleyeceklerini, söz kesmediklerini, dini nikâh kıymadıklarını, kesinlikle katılan mağdureye cinsel saikle yaklaşmadığını, katılan mağdureyle evde hiç yalnız kalmadıklarını, katılan mağdurenin 5 aydır psikolojik tedavi gördüğünü ve bunun nedenini bilmediğini, 21.01.2017 tarihinde katılan mağdurenin, anneannesinin yanına gittiğini, bu konuda kendisine izin verdiğini, 23.01.2017 tarihinde katılan mağdureyi telefonla aradığını, katılan mağdurenin artık gelmeyeceğini söylemesi üzerine sinirlenerek ona eşyasını yakacağını söylediğini,

Savcılıkta 25.01.2017 tarihinde; 2013 yılı Ocak ayında katılan mağdureyle, ailelerin de katılımıyla söz kestiklerini, okulda dedikodu çıkmaması için dini nikâh kıymadıklarını ve yüzük takmadıklarını, katılan mağdurenin ailesine evlenme amaçlı olarak 27.000 TL para vermediğini, katılan mağdureye yönelik herhangi bir cinsel davranışının olmadığını veya bu hususta onu zorlamadığını, Savcılıkta 07.07.2017 tarihinde; 2013 yılı öncesi ve sonrasında kesinlikle mağduruye yönelik cinsel bir eylemde bulunmadığını, katılan mağdurenin okul masraflarını karşıladığı için katılan mağdurenin bu parayı geri isteyebileceğini düşünerek bu tarz iddialarda bulunmuş olabileceğini, Sorguda; katılan mağdureyle aynı oda içerisinde farklı yataklarda yattıklarını, hiç yalnız kalmadıklarını, suçsuz olduğunu, Mahkemede; katılan mağdureyle evlilik hususuna ilişkin bir konu konuşmadığını,

15.06.2017 tarihli celsede; sohbet amacıyla da olsa katılan mağdurenin odasına hiç girmediğini, zaten katılan mağdureye odasının kapısını kilitlemesini kendisinin söylediğini, katılan mağdureyle hiç birlikte yatmadıklarını, kendisinin, annesinin yanında yattığını, evlerinin dört oda olduğunu, diğer boş odaya yatakları koyduklarını,

05.10.2017 tarihli celsede ise; katılan mağdureye yönelik hiçbir eylemde bulunmadığını, onu okutmak amacıyla yanlarını aldıklarını, kendisine cinsel bir eylemde bulunsaydı katılan mağdurenin bakire olamayacağını, Savunmuştur. IV. GEREKÇE

A. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar

Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.

B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme

Katılan mağdurenin aşamalarda verdiği beyanlarının 20.05.2019 havale tarihli dilekçesiyle tutarlılık göstermesi, olayın intikal şekli ve süresi ile sanığın tüm aşamalarda katılan mağdureye yönelik cinsel istismarda bulunmadığına dair aksi kanıtlanamayan savunmaları hep birlikte göz önüne alındığında; katılan mağdurenin tanık anlatımları ve somut delillerle desteklenmeyen soyut beyanı dışında sanığın katılan mağdureye yönelik cinsel istismar eylemini gerçekleştirdiğine ilişkin kesin ve inandırıcı kanıt bulunmayıp katılan mağdurenin iddiasının şüphede kalması ve bu şüphenin de sanık lehine yorumlanması gerektiğinden, sanığın katılan mağdureye yönelik eyleminin sabit olmadığı kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yerel Mahkemece verilen direnme kararına konu hükmün, sanığın katılan mağdureye yönelik eyleminin sabit olmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan beş Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanığın katılan mağdureye yönelik eyleminin sabit olduğu düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.

V. KARAR

Açıklanan nedenlerle;

1.Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin 23.05.2019 tarihli ve 272-297 sayılı direnme kararına konu hükmünün, sanığın katılan mağdureye yönelik eyleminin sabit olmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,

2.Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.10.2023 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI CEZA Ceza Hukuku - Cinsel Suçlar 68437 sayılı onama istekli tebliğnamesi ile dosya 6763 sayılı Kanunu 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 342 sayılı hükmün, katılan mağdure vekili, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ve sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince 21.03.2018 tarih ve 435-430 sayı ile dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda istinaf başvurusunun TCK'nın 53. maddesi yönünden düzeltilerek esastan reddine karar verilmiş, anılan kararın da katılan mağdure vekili, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 26.03.2019 tarih, 8518-8471 sayı ve oy çokluğu ile; "Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurenin yan delillerle desteklenmeyen soyut ve aşamalarda çelişen beyanları, sanığın istikrarlı savunmaları ve tanık beyanları ile adli raporlar ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, sanığın üzerine atılı suçu işlediği hususunda cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek, 5271 sayılı CMK'nın 230/1-b. maddesine uygun düşmeyen gerekçeyle kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine yazılı şekilde düzeltilerek esastan reddine karar verilmesi suretiyle aynı Kanunu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu K5237 md.63 CMK md.230/1 K68437 md.36 CMK md.307 TCK md.53 K342 md.53
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog