5. Ceza Dairesi

Zimmet, dolandırıcılık, sahtecilik ve emniyeti suistimal suçlarından sanık ...'ün bozma üzerine yapılan yargılanması sonunda; eylemleri müteselsil nitelikli zimmet vasfında görülerek mahkümiyetine dair, ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 10.04.2007 gün ve 2006/172 Esas, 2007/108 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ve 11. Ceza Dairesinden görevsizlik kararı ile daireye gönderilmekle incelendi; Sanığa tayin edilen cezanın tür ve miktarına göre müdafiin duruşma isteğinin CMUK.nun 318. maddesi uyarınca reddiyle, incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Asıl dava dosyası getirtilip aslına uygunluğu saptanmadan veya onaylı örnekleri temin edilmeden başka dosyadan tefrik edildiği anlaşılan onaysız ve bir kısmı da okunaksız fotokopilerden oluşan belgelere dayanılarak hüküm kurulması, Birlikte suç işledikleri iddia ve kabul edilen ... ... ile ... ... hakkındaki davanın aralarındaki hukuki ve fiili irtibat nedeniyle birlikte görülmesi yerine tefrikine karar verilmesi, Kabule göre de; Lehe olduğu kabul edilen 5237 sayılı TCK.nun 212. maddesindeki “sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur” biçimindeki düzenleme nedeniyle, sanığın zimmeti sağlamak ve açığa çıkmasını engellemek için sahte belge düzenleme veya kullanma eylemlerinde sahtecilik suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının karar yerinde tartışılması ve sahteciliğin varlığının kabulü halinde bu suçtan da mahkümiyet hükmü kurularak sonucuna göre lehe yasanın belirlenmesi gerektiğinin düşünülmemesi, Sanığın bir kısım mükelleflerinden vergi borçlarına mahsuben para alarak karşılığında usulsüz alındı makbuzu keserek tutarlarını kayıtlara intikal ettirmeyerek zimmetine geçirdiği, Vergi Dairesinin yazılarına göre suça konu olan ve idarenin zararını oluşturan vergi borçlarının ödenmiş olduğu, ancak bunlara ait belgelerin saklama süreleri dolduğu için İmha Yönetmeliği hükümlerine göre yok edildiği için kimler tarafından, hangi zaman ve ne miktarda ödeme yapıldığının saptanamadığının anlaşılması karşısında ödeme iradesi bulunan sanık lehine değerlendirme yapılarak hakkında TCK.nun 248. maddesinin uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi, 5237 sayılı TCK.nun 247/1, 247/2 ve 43. maddeleri uyarınca tayin edilen 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası aynı Kanunun 62. maddesiyle 1/6 oranında indirilirken hesap hatası sonucu 7 yıl 9 ay 22 gün yerine 7 yıl 9 ay 15 güne hükmedilmesi, Lehe Yasanın belirlenmesi için karşılaştırma uygulaması yapılırken 765 sayılı TCK.nun 202/2 ve 80. maddeleriyle tayin olunan cezaların zimmet suçundan uygulama yeri olamayan 522. maddeyle artırılması, Kanuna aykırı ve sanık müdafiin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap