Aramaya Dön

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/1928 E.  ,  2023/1064 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No: 2022/1928
Karar No: 2023/1064
TEMYİZ EDEN (DAVACI): ...
KARŞI TARAF (DAVALI): ... Kurulu
VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 27/10/2021 tarih ve E:2016/58666, K:2021/3359 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin süre yönünden reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 27/10/2021 tarih ve E:2016/58666, K:2021/3359 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;

Davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçunu işlediği iddiası ile ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı; görevi kötüye kullanma suçunu işlediği iddiası ile Yargıtay ... Ceza Dairesinin E:... sayılı dosyası ile dava açıldığı, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan davaların derdest olduğunun görüldüğü,

Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına ve 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde ''bağımsız'' adayları için oy istediğine yönelik ifadelerin değerlendirilmesi sonucunda, anılan ifadelerin davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varıldığı,

Davacının eşi ile ilgili maddi ve hukuki süreç ile davacının durumunun değerlendirilmesi yönünden, davacının eşi tarafından, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin süre yönünden reddine ilişkin kararın iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi talebiyle açılan davada, Dairelerinin 11/03/2021 tarih ve E:2017/767, K:2021/627 sayılı kararıyla, davacının eşinin örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde ''bağımsız'' adaylarını desteklediğine, staj döneminde örgüt evlerinde kaldığına ve diğer hususlara yönelik tanık ifadelerinin değerlendirilmesi sonucunda, davacının eşinin FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu, netice itibarıyla davacının eşinin FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu, bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği, dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının eşinin bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği,

Bu durumda, FETÖ'nün yapısı ve işleyiş kuralları uyarınca evlilik ve aile yaşamına kadar yansıyan faaliyetlerde bulunduğu ve davacının aile birlikteliği içerisinde birlikte yaşadığı eşinin FETÖ silahlı terör örgütüyle iltisak ve irtibatının olduğu yönündeki yargı kararı da dikkate alındığında, davacının söz konusu örgütün faaliyetlerinden ve eşinin örgüt içerisindeki konumundan haberdar olmamasının, bir yargı mensubu olarak yürüttüğü meslek itibarıyla sahip olduğu nitelikler ve donanım ile hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi, davacının, eşinin söz konusu örgüt içerisindeki faaliyetlerine karşı çıktığı yönünde bir delil de bulunmadığı, bu durumun, bir yargı mensubu olarak üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan ve bağımsız ve tarafsız "olması" kadar bağımsız ve tarafsız "görünmesi" de gereken davacı açısından bağımsızlık ve tarafsızlığından şüphe edilmesine ve dolayısıyla FETÖ ile irtibat ve iltisakı bulunduğu kanaati oluşmasına neden olan bir delil niteliğinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,

Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu ... tarih ve ... sayılı kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından, dava konusu ... tarih ve ... sayılı kararda hukuka aykırılık görülmediği Dava konusu ... tarih ve ... sayılı kararda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına yönelik iptal istemi yönünden; 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Kanunu'nun 33. maddesinin 1. fıkrası ile 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 3. maddesinin 1. fıkrasında yer alan kurallar aktarılarak, 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin 1. fıkrasında yer alan, ilgililer hakkında tesis edilen meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına ilişkin kararların Resmî Gazete’de yayımlandığı ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayıldığına ilişkin hükmün, bu tarihte ceza infaz kurumlarında bulunanlar bakımından, ilgili kamu otoritesi tarafından söz konusu kararlara erişim imkânı sağlanmak suretiyle uygulanabileceğinin kabulünün gerektiği; bahse konu kararlara erişimin sağlanmasından anlaşılması gerekenin ise, haklarında hukuki sonuç doğuran bu kararların ilgililer tarafından tüm unsurlarıyla (kararın dayandığı sebepler, kararın gerekçesi, başvuru mercii ve süresi) öğrenilmesine imkân tanınması olduğu; nitekim, meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen ilgililerin yeniden inceleme talepleri hakkında davalı idare tarafından tesis edilen benzer nitelikteki 31/12/2016 tarih ve 29935 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ... tarih ve ... sayılı karar incelendiğinde; ... tarih ve ... sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen ve anılan kararın yayımı tarihinde Diyarbakır ... Tipi Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünde bulunan Z.A.U.'ya, kararın 29/08/2016 tarihinde (anılan kararın Resmî Gazetede yayımlandığı 25/08/2016 tarihinden sonraki bir tarihte) tebliğ edildiğinin görüldüğü ve bu durumun, bahse konu meslekten çıkarma işlemlerine tâbi tutulan kişilere, bu işlemlere erişim imkânının sağlanmasının davalı idare tarafından da gözetildiğini gösterdiği,

Bu bağlamda dava dosyasına ilişkin UYAP kayıtlarının incelenmesi neticesinde, davacı hakkında tutuklama tedbiri uygulanmadığı, diğer bir ifadeyle davacı hakkında tesis edilen meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin 24/08/2016 tarihli kararın Resmî Gazetede yayımlanmak suretiyle 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca tebliğ edilmiş sayıldığı 25/08/2016 tarihi itibarıyla davacının ceza infaz kurumunda bulunmadığı ve kendisine bu karara erişim imkânı sağlanması hususunda herhangi bir gerekliliğin söz konusu olmadığının anlaşıldığı,

Bu durumda, davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının, 25/08/2016 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak davacıya tebliğ edilmiş sayılmasına rağmen, bu tarihi izleyen günden itibaren on günlük yasal süre geçtikten sonra, 26/09/2016 tarihinde yapılan yeniden inceleme talebinin süre yönünden reddine ilişkin dava konusu ... tarih ve ... sayılı kararda hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :

Davacı tarafından, Daire kararında hakkında derdest olan ceza yargılamalarında ortaya çıkan deliller yerine hazırlık soruşturması sırasında alınan ifadelere atıf yapılarak dava konusu kararlara delil ve dayanak oluşturulmaya çalışıldığı, öte yandan bu ifadelerin etkin pişmanlıktan yararlanan kişilerin lehlerine delil oluşturmak amacıyla sözledikleri sözler olduğu, Yargıtay içtihatları uyarınca söz konusu ifadelerin tek başına hükme esas alınamayacağı, Daire kararında eşi hakkında verilen kesinleşmemiş ret kararının kendi davasında delil olarak kabul edilmesinin başta suç ve cezaların şahsiliği ilkesi olmak üzere hukukun evrensel ilkelerine aykırı olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,

b)Hukuka aykırı karar verilmesi,

c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, Daire kararının "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" kısmının "Davacıya İlişkin Süreç" bölümünde sözü edilen ve hükme esas alınmayan, ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında davacının “silahlı terör örgütüne üyelik” suçundan yargılamasının halen devam etmekte olduğu anlaşılmıştır. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.

Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır.

Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.

Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne iltisak veya irtibatın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' isnadıyla açılan ceza davasında verilecek kararın beklenmesi gerekmemektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;

1.Davacının temyiz isteminin reddine,

2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 27/10/2021 tarih ve E:2016/58666, K:2021/3359 sayılı kararının ONANMASINA,

3.Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,

4.Kesin olarak, 18/05/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Karar Etiketleri
18.05.2023 ONANMASINA DANISTAYKARAR IDARI İdare Hukuku 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Kanunu 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu K2577 md.49 K6749 md.3 K6100 md.339 K6087 md.33 K667 md.3/1