11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2009/11593 E. , 2011/3894 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Bursa 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14.05.2009 tarih ve 2008/1179-2009/871 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, babasının akıl rahatsızlığı nedeniyle vesayet altına alındığını, kendisinin de vasi olarak atandığını, buna ilişkin mahkeme kararının davalı bankaya verildiğini, ancak davalı bankanın vesayet altındaki babasına 6.000,00 TL ödeme yaptığını, diğer davalının ise babasının bu durumundan istifade ederek babasından parayı alarak kendi ihtiyaçları için kullandığını ileri sürerek, 6.000,00 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, vesayet altına alınma kararının kesinleşmiş şerhli suretinin ibraz edilmediğini, bu nedenle davacının babasına ait hesaba bloke konulmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı, vesayet altında alınan babasının bankadan çektiği parasından 5.000,00 TL borç aldığını, taksitle ödediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın vesayet kararının kesinleşme şerhli suretinin ibraz edilmemesi nedeniyle yapılan ödemeden sorumluluğunun bulunmadığı, diğer davalının ise vesayet altında bulunan kişiden aldığı paradan 2.000,00 TL yönünden sorumlu olduğu gerekçesiyle, davalı banka yönünden davanın reddine, diğer davalı yönünden davanın kısmen kabulü ile 2.000,00 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Dava, davalı bankanın hatalı ödeme yaptığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacının babasının akıl rahatsızlığı nedeniyle vesayet altına alındığı ve davacının da babasına vasi atandığı uyuşmazlık konusu değildir.
Uyuşmazlık, bu karardan davalı bankanın haberdar olup olmadığı ve vesayet altında bulunan davacının babasının hesaptan çektiği paradan davalı bankanın sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, yukarıda yazılı olduğu şekilde davalı banka yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de, gerek davalı banka vekilinin cevap dilekçesinde ve gerekse davalı banka şubesinin göndermiş olduğu yazıda vasi kararının 2006 yılı Kasım ayında banka şubesine verildiği belirtilmiş olup, bu tarih itibariyle davalı bankanın hesap sahibi olan ve vesayet altına alınan davacının babası hakkındaki vesayet kararından haberdar olduğu kuşkusuzdur. Her ne kadar davalı banka vekili, vasi kararının kesinleşmiş suretinin bankaya verilmediğini savunmuş ise de, niteliği gereği bu kararın kesinleşmesi de gerekmemektedir.
TMK’nın 14. maddesinde ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyeti olmadığı, 16. maddesinde ise ayırt etme gücüne sahip küçükler ile kısıtlıların yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremeyecekleri düzenlenmiş olup, vesayet altındaki davacının babası bankadaki hesabından vasinin izni olmadan tek başına para çekmeye ehil değildir. Bu durumda, davalı banka, vesayet altında bulunan kişiye vasinin izni ve refakati olmadan ödemiş olduğu paranın tamamından sorumlu olup, mahkemece bu davalı yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de, mahkemece davalı ... hakkında 2.000,00 TL’nin tahsiline karar verilmiş ise de, bu davalı vesayet altında bulunan davacının babasından 5.000,00 TL borç aldığını ikrar ettiğine göre ödemeye ilişkin bir delilinin de bulunmadığı göz önüne alınarak 5.000,00 TL’ye hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.