11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2010/16189 E. , 2011/4091 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Konya 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31.12.2007 gün ve 2007/316 - 2007/522 sayılı kararı onayan Daire’nin 19.10.2010 gün ve 2008/14180 - 2010/10524 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin tahsil ettiği parayı müvekkiline ödememesi üzerine, davacıların Almanya’da Bochum Asliye Hukuk Mahkemesi’ne açtığı alacak davası sonunda 22.12.2005 tarihli karar ile davalının 60.051.23 Euro ana parayı % 5 faizi ile birlikte ödemesine karar verildiğini, ayrıca masraflara ilişkin ek karar da verildiğini, kararın 29.05.2006 tarihinde kesinleştirildiğini, o davanın kamu düzenine ilişkin sonuçlarının bulunmadığını, tenfiz koşullarının tamamının oluştuğunu ileri sürerek, anılan yabancı mahkemenin asıl ve ek kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava ve karar tebliğinin Lahey Sözleşmesine göre yapılmadığını,diğer tenfiz koşullarının da oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dava dilekçesinin Lahey Sözleşmesi'ne göre tebliğinin yapıldığı halde, yabancı mahkemece gıyapta görülen davada verilen kararın doğrudan posta yolu ile tebliğ yoluna gidilmesi karşısında kararın davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, dolayısıyla ortada kesinleşmiş bir karardan söz edilemeyeceği, Alman makamlarınca kararın postaya verilme tarihinin teblig tarihi sayılacağı hükmünün anılan sözleşme ve MÖHUK gereğince kabulünün de mümkün olmadığı gibi, tebligatın kamu düzenine ilişkin olup karar tebliğinin MÖHUK'nun 38/c maddesi gereğince kamu düzenine aykırı bulunduğu, zira bu durum karşısında MÖHUK'nun 34. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.