11. Hukuk Dairesi 2011/1054 E. , 2011/4270 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Şişli 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05.12.2008 gün ve 2007/195-2008/476 sayılı kararı bozan Daire’nin 25.10.2010 gün ve 2009/12486 - 2010/10802 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline tarafından sağlık sigorta poliçesiyle sigortalı olan Ahmet Sılay'ın 08.12.2006 tarihinde davalıların işleten ve sürücüsü bulunduğu aracın çarpması sonucu yaralandığını, tedavi masraflarının ödendiğini, davalıların kusurları oranında sorumlu olduklarını ileri sürerek, ıslahla artırılan 17.076,78 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı İ.E.T.T. vekili, müvekkilinin kusuru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, poliçenin kaza tarihinden sonra düzenlenmesi nedeniyle rizikonun teminat kapsamında olmadığını, istenen miktarın fahiş bulunduğunu bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, rizikonun teminat kapsamında olduğu, davalı sürücünün 2/8 oranında kusurlu şekilde davacının sigortalısına çarparak yaralanmasına neden olduğu, sigortaca yapılan tedavi giderlerinden davalıların kusuru oranında sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne dair tesis ettiği karar, davalılar vekillerinin temyizi üzerine, sigorta poliçesinin kaza tarihinden sonra 11.12.2006 günü düzenlendiği, sigorta ettirenin poliçenin düzenlenmesinden önce kazanın olduğunu bildiğinden TTK’nun 1344. maddesi uyarıca sigorta akdinin hükümsüz bulunduğu, davacının yaptığı ödemenin et gratia yani lütuf ödemesi olduğu, ortada dava hakkı veren bir temliknamenin mevcudiyetinin de iddia ve ispat edilmediği, davanın reddi gerektiği gerekçesiyle Dairemizce bozulmuştur.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.